Gündem

Ana Sayfa Haberler Gündem NATO'ya gerekli cevap verilecek

NATO'ya gerekli cevap verilecek

NATO'ya gerekli cevap verilecek
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Gündem Yorumlar : 0 Okunma : 2002 Beğen : 0

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan'a hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin İsrail ile Filistin arasında ateşkesin sağlanmasına yönelik temaslar olduğunu, ancak henüz bir sonuç alınmadığını belirterek, ateşkese ilişkin net bir tarih olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, bu tür olaylara matematik olarak bakılamayacağını söyledi.

Kendisinin Mısır ziyareti sırasında görüşmelerin başlattıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: ''Bu görüşmeleri başlattığımız andan itibaren de bunu Mısır'ın öncülüğünde yürütelim istedik. Ben de bazı arkadaşlarımı Kahire'de bırakmak suretiyle ayrıldık. Ve başta İstihbarat Müsteşarım şu anda orada, Genel Başkan Yardımcım orada. Birlikte onlar orada süreci takip ediyorlar, gerekli ilişkileri arada taraflar arasında da sürdürmenin gayreti içerisindeler. Son ana kadar Ahmet Bey'in Gazze'de ilgili ülkelerle yaptığı görüşmeler. Tabii karşılıklı metinler bu arada alındı, verildi. Ben Kahire'deyken yine bazı metinler gitti, geldi. Bu metinler üzerinde mutabakat sağlanamamıştı. Sonra metinlerde bazı maddeler çıkarıldı, ilaveler yapıldı. En son Hamas dün gelen metni kabul etmişti. Ve bu metin üzerinde, kabul edilen metin üzerinde İsrail'in cevabı bekleniyordu. Bunun için de farklı saatler verildi. Dün akşam bu iş artık karara bağlanır beklentisi içerisindeydik. Ne yazık ki dün akşam bu beklediğimiz karar çıkmadı ve bugüne sarktı. Ve bu arada da tabii İsrail yine acımasızlığını sürdürmekte, vurmaya devam etmekte. Hatta arkadaşlarımız Gazze'den ayrılırken de arkalarındaki iki gazeteciyi de ne yazık ki şehit ettiler. Bunlar da burada yaşanan tablo maalesef. Şu anda görüşmeler yine Mısır'ın öncülüğünde devam ediyor. Bu sürece Türkiye ve Katar olarak bizler katkılarımızı yine sürdürüyoruz. Temenni ederim ki inşallah bugün bir netice alırız.''

'Daha çıraklık sürecini aşamadı'

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Malatya Kürecik'deki NATO füze savunma sistemi bünyesindeki erken uyarı radarına ilişkin sözlerinin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine de şunları söyledi: ''Eğer NATO'nun kurmuş olduğu bir sistemi biz kalkıp da 'burası İsrail için kurulmuştur' diye değerlendiriyorsak çok ciddi bir siyaset acemiliğidir. Sayın Kılıçdaroğlu, her zaman söylüyorum bu zat bir çıraktır. Daha çıraklık sürecini aşamadı. Burada NATO'nun daha önce var olan bir üssü, yeniden aynı yerde kurulmuştur. İlk defa Kürecik'te radar üssü kurulmuyor. İfade de şu, 'füze kalkanı' diyor. Bunun da cahili. Orada füze mi var ki, 'füze kalkanı' diyorsun. Burası bir radar üssüdür. Füze, müze yok arada. Eğer füze oraya yerleştirilecekse bunun müsaadesi bizden çıkmalıdır. Bunun kılavuzları yanlış ve şecaat arz ederken sürekli olarak sirkatini söylüyor. Karşısında da tabii hamasetten hoşlanan bir kendi grubu var, onunla da netice alacağını zannediyor. Bağırıyor, çağırıyor, bir şeyler yapıyor. Bu bir NATO radar üssüdür ve biz bu NATO'nun üyesiyiz. Ve bu bölgeye yönelik, dünyaya yönelik bir radar üssü olarak kurulmuştur. Ve bizlerde NATO'nun bir üyesi olarak bu üsse evet demişizdir. Evet dememizin de yine şartları vardır. İstediğimiz zaman, istediğimiz anda velev ki NATO'nun radar üssü de olsa oradan onu kaldırma hakkına da yaptığımız protokolle sahibiz.''

'Gazze ile ilgili adımlarımızı çok attık, hala da atıyoruz'

Pakistan'a hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ''Dün grup toplantısında 'öleceksek adam gibi ölelim' şeklinde bir ifade kullandınız. Herkes merak ediyor. Gazze ile ilgili Türkiye'nin atabileceği son adım nedir, şayet ateşkes ilan edilmezse?'' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı: ''Biz Gazze ile ilgili adımları gelecek zaman anlayışı içerisinde bugüne kadar zaten kullanmadık. Biz şu ana kadar Gazze ile ilgili adımlarımızı çok attık, hala da atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. Ama bütün bu atılan adımlar, atılmakta olan adımlar bu tür konularda herhalde açıkça konuşulmaz, söylenmez. Müsaade edin bunlar da bizim hafıza kayıtları içerisinde kalsın. Gazze'deki kardeşlerimizin, Türkiye'ye bugün bu denli muhabbeti varsa, eğer kalkıp oradaki enkazların üzerine Türk bayrağını dikiyorlarsa, Dışişleri Bakanımızı gördükleri zaman çok farklı bir muhabbetle sarılıyor, kucaklıyorlarsa bunun sebebi bu ilişkilerimizde yatmaktadır. Dün bakıyorsunuz, kalkıyor MHP'nin Genel Başkanı da 'Davos ile ilgili olan süreç bitmiştir' diyor. Zerre kadar İslam dünyasıyla alakası olmayan bir Genel Başkan, hiçbir ilişkisi olmayan bir Genel Başkan. (Bu konuda hangi ülkeyi ziyaret ettin? Hangisiyle gittin görüştün, şöyle bir onların toplantılarına katıldın?) diye sorsanız verecek hiçbir cevabı yoktur. Ne Türk cumhuriyetleri itibarıyla, ne İslam dünyasında, diğer boyut, yani Arap ligi olsun, Uzakdoğu olsun hiçbir yerde parmak sayılarını geçmez. Maalesef işte bu ülkenin muhalefeti, bu. Siyaset anlayışı muhalefette bu. Buna rağmen biz tabi bu mücadelemizi dünyada oturtulması gereken yere oturtmanın gayreti içerisindeyiz. Verdiğimiz mücadeleyi omurgalı şekilde sürdürmenin gayreti içerisindeyiz. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Herşeyimiz istişareye dayalıdır, müşavereye dayalıdır. Bunların neticesinde de kararımızı alır, yolumuza devam ederiz.''

'İşi (çift dikiş götürelim) diyoruz'

Başbakan Erdoğan, başka bir basın mensubunun ''Anadilde savunma hakkı Meclis'te. Anadilde kamu hizmeti noktasında da Sayın Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay dün açıkladı. Bu noktada bundan sonrası için yeni adımları beklemeliyiz? Buna sorunun çözümü noktasında yeni bir süreç diyebilir miyiz?'' şeklindeki sorusu üzerine şu yanıtı verdi: ''Bunlar yeni adım değil mi? Yeni adımlarınız bitmiyor ki. Bunlar hep yeni adım. Bu yeni adımlar Büyük Kongremizde açıkladığımız 63 maddenin içerisinde yerini alıyor ve orada bunlar yerini aldığı gibi bunların detaylandırılması da yönetmeliklerle, yönergelerle açılıyor. Bu şekilde bunlar devam edecek. Şu anda 4. Yargı Paketinin içerisinde zaten başlık olarak yerini alacağı gibi tabi bunların detaylandırılmaları da yönetmeliklerle filan gündeme gelecektir. Bütün bunlarla ilgili çalışmaları yürüten ekiplerimiz var. Nitekim son olarak anadilde savunma konusuyla ilgili, bunu da biri sahiplenmeye kalktı. Biz bunu kongrede söyledik. Kongrede söyledikten sonra birilerinin gündemine düşüyor bu konu. Şu anda bunun nasılı ile detaylandırmalar... Onları da göreceksiniz. Hatta biz burada gerek sanık tarafına, gerekse idare olarak yargıya, burada tercüman noktasında adeta işi (çift dikiş götürelim) diyoruz. Orada da sağlama alacağız. Tek taraflı işi götürmeyeceğiz. Çünkü güven esasına bu iş dayalı olmalı. Bu noktada yargı kendi tedbirlerini oluşturacağı gibi aynı şekilde sanık da istediği takdirde ücretini kendisi vermek suretiyle tercümanını getirebilir. Böyle bir süreci de başlatacağız. Buna benzer bir çok çalışma şu anda 4. Yargı Paketi ile beraber inşallah gelecek.''

'Komisyonun süresi salı günü bittiği için cevabımızı vermemiz gerekecek'

Başbakan Erdoğan, ''12 Eylül Davası ile ilgili bir ilk yaşandı. Sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya video konferans ile ifade vermeye başladılar. Siz de o dönemlere tanıklık eden biri olarak neler hissettiniz?'' sorusuna karşılık, ''Telekonferans veya televizyonlar aracılığıyla kurulan bu sistemle, ekranlar aracılığıyla bu tür bir savunmanın yapılması bunlar zaten dünyada uygulanan sistemler. Gerek rahatsızlık sebebiyle, tabi bunun bazı gerekçeleri şüphesiz ki olmadan olmuyor. Bu gerekçelere dayalı olarak bu adımlar atılıyor. Burada da böyle bir adım atıldı. Bugün de bu süreç devam edecek. Temenni ederim ki burada yargı, hayırlı bir netice ile bu işi sonuçlandırır. Çünkü beklentiler çok yüksek'' değerlendirmesinde bulundu.

''Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu sizin tanıklığınıza başvurmak üzere sorular hazırladı yazılı olarak. Sorular elinize geçti mi? Yanıtınızı ne zaman vermeyi düşünüyorsunuz?'' soruları üzerine Erdoğan, kendisine yöneltilen soruların dün akşam eline ulaştığını kaydetti. Erdoğan, ''Şu anda bu sorular üzerinde gerek yolculuğum esnasında, gerek yolculuktan dönüşte... Çünkü komisyonun süresi salı günü bittiği için biz de bu arada cevabımızı vermemiz gerekecek. Bu çalışmaları yapıp, döner dönmez de kendilerinin süresi içerisinde cevabi metni ben de kendilerine göndereceğim'' diye konuştu.

'Tamamıyla herşey kesilip atılmış değil'

Başbakan Erdoğan, başka bir gazetecinin ''Bülent Arınç'ın 'en azından bu vesileyle iki ülke görüşmeli' açıklamalarına, dün de Davutoğlu 'Tüm kanallarımız açık, dolaylı ve doğru yoldan' dedi. Acaba bu süreçte İsrail ile dolaylı veya doğrudan bir görüşme oldu mu Gazze konusunda ve sizin tutumunuz ne?'' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti: ''Biz, bir şeyi hep karıştırıyoruz. Şu anda kim, neyi, nasıl anlatıyor veya nasıl anlaşılıyor onu bilemem. Ama biz siyasi olarak şu anda İsrail tarafıyla bir görüşme yapmadık. Bir görüşmede şu süreç içerisinde fevkalade bir durum olmadıkça kolay kolay yapmayız. Fakat birçok mekanizmalar bu noktada çalışır. Nedir o? Bunların bir tanesi İstihbarat Teşkilatımızdır. İstihbarat teşkilatlarının bu süreci tamamen sıfırlaması mümkün değildir. İki, biz büyükelçiliklerimizi çektik karşılıklı olarak ama şu anda başkonsolosluk olarak bizim de henüz orada başkonsolosumuz var, onların da bizde başkonsolosu henüz İstanbul olarak var. Bunları lütfen kimler soruyorsa, kimler burada bir yaklaşım içerisine giriyorsa bunları bilmelerinde fayda var. Tamamıyla herşey kesilip atılmış değil. Bazı bağlar var. Bu bağların dışında da o dolaylı denilen şeyler bakıyorsunuz çok çeşitli aracılar vasıtasıyla irtibatlar kurulmak isteniyor. Biz bu irtibatları da dışlamıyoruz. Gerekli ilgiyi, alakayı gösteriyoruz. Bunlara da gerekli cevabı görüşmeler esnasında veriyoruz. Şu anda 8-9 gün oldu. Bunlardan henüz alınmış bir netice de yok. O görüşmeleri gelip yapanlar, daha sonra gidiyorlar, geliyorlar ve diyorlar ki 'olmadı, olmuyor' gibi. Böyle bir süreç şu anda. Temenni ederim ki bugün artık bu iş bir neticeye varır. Çünkü ölüm sayısı 135'i şu anda bulmuş vaziyette. Yaralıların sayısı bini bulmuş durumda. Böyle bir tabloyu izlemek bizlere gerçekten çok çok acı geliyor. Bu süreci biz yine o denilen direkt ve endirekt yolları çalıştırarak devam ettireceğiz.''

Erdoğan, Türkiye'de 20-30 bin Musevi vatandaş bulunduğunu anımsatarak, ''bunlar da bu mekanizmalar içerisinde devreye girebilecek kişilerdir. Onların da orayla irtibatları vardır ve kurmaları da gerekir. Çünkü bizim şu anda bulunduğumuz pozisyonu onlar da çok çok iyi bilmektedirler'' dedi.

'NATO'ya gerekli cevap verilecek'

Başbakan Erdoğan, ''Meclis Komisyonunun size gönderdiği sorular arasında Dolmabahçe görüşmesine ilişkin sorular da var. Vereceğiniz cevaplar arasında görüşmeye ilişkin herhangi bir ipucu olacak mı?'' sorusunu yanıtlarken, ''Dolmabahçe ile ilgili verilecek cevaplar o sorular içerisinde. Zaten sorular birbirine çok çok yakın. Bu cevabı vereceğiz. Cevabı verdikten sonra ne olduğunu anlamak çok daha isabetli olur. Şimdi verirsek o zaman o cevabın hiçbir kıymetiharbiyesi kalmaz'' dedi.

''Suriye'den füze tehlikesine karşı Türkiye'nin NATO'dan bir Patriot talebi olacak mı?'' sorusunu Erdoğan, ''Bu konuyla ilgili de değerlendirmeleri arkadaşlarımız büyük ölçüde bitirdiler. NATO'ya gerekli cevap verilecek. Talepse talep, bütün bunlar yapılacak. Ona göre adımı atacağız. Çünkü orada tehdit altında olan bölge Türkiye'nin toprakları olduğu kadar NATO'nun da topraklarıdır'' şeklinde yanıtladı.

'İç savaşa rejim bu işi götürmek, taşımak istiyor'

Erdoğan, başka bir soru üzerine, Irak'ta merzi hükümet ile bölgesel yönetim arasında yaşanan gerilimle ilgili bir soruyu yanıtlarken baştan beri iç savaş endişesi yaşadıklarını ve bunun yavaş yavaş olmaya başladığını ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti: ''Baştan beri korkumuzdu, endişemizdi; yani burada bir iç savaşa rejim bu işi götürmek, taşımak istiyor. Bunu Allah göstermesin bir mezhep savaşına taşıyabilirler endişesini hep taşıdık. Şu anda bu korkulanlar yavaş yavaş olmaya başladı. Bu bizi endişeye sevk ediyor. Bu aynı zamanda bir petrol kavgası da olabilir yani onu tahrik ve teşvik eden aynı zamanda o da olabilir. Niye? Çünkü 'sen bize elindeki petrolden merkezi hükümetin bilgisi haberi olmadan satış yapıyorsun' havasında merkezi yönetim kendisini böyle göstererek, bunu bahane ederek burada böyle bir saldırının içerisine giriyor ama işin altında çok daha farklı nedenler yatmaktadır. Şu andaki Irak'ın merkezi rejimi sıkıntıların içerisindedir. Dolayısıyla burada gerek Kürtlerin, gerek Türkmenlerin, gerek Arapların belli bir dayanışma içerisinde olması Maliki yönetimini bir sıkıntıya sokacaktır. Maliki yönetimi de maalesef Türkiye ile olan bağlarını çok farklı bir şekilde kopardı. Atılan olumlu adımları çok farklı bir şekilde kopardı. Hatta zaman zaman çok garip bir şekilde tehditler sallamak suretiyle, bizim iş adamlarımıza yönelik bazı olumsuz yaklaşımlar içerisine girdiler. Bunlar şık olmayan şeylerdir. Siz bir anlaşma yapıyorsunuz, anlaşma yaptıktan sonra aynen yani mahalle arasındaki çocukların birbirleri ile kavga etmeleri gibi 'ben bir daha size gelmeyeceğim' der gibi çekip gidiyor ve o iş adamını da ortada bırakıyor. Böyle saçmalık olur mu? Anlaşma yapmışsın, vaadin var, akdin var, bu anlaşma biter, orada yapılanlar yapılır, işler teslim edilir sen de ödemeni yaparsın ondan sonra bir daha iş vermezsin o ayrı bir konu. Ama bu ayrı bir konu. Bu hiç bir zaman adil bir yönetime yakışan şey değildir. Sizin kendi içinizdeki kavganız başka bir olaydır ama çok farklı bir ülkeden gelip orada iş almış olan bir iş adamına karşı tavrınız velev ki o ülkeye karşı bir kininiz dahi olsa farklıdır.''



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Haberler