Ateist Haber

Ana Sayfa Haberler Dini Haberler Ateist Haber Yaşadığı hayatı beğenmeyen ateistim diyor

Yaşadığı hayatı beğenmeyen ateistim diyor

Yaşadığı hayatı beğenmeyen ateistim diyor
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Ateist Haber Yorumlar : 0 Okunma : 2305 Beğen : 0
Ateizm denilince her ne kadar büyük patlama ve evrim teorisi benzeri tartışmalar akla gelse de, bunun bir imaj meselesi halini aldığı bir gerçek
“Dinin getirdiği yükümlülüklerle yaşamını sınırlamak istemeyen, dünyadaki adaletsizliğe başkaldırıp bunun bir kaos oluğunu savunan kişilerin inkar yolunu seçip, daha sonra kendilerine dayanak oluşturduğu” bu konudaki ortak görüşlerden.
Sosyal Ekonomik ve Kültürel Araştırmalar Merkezi (SEKAM) geçtiğimiz günlerde Türkiye Gençlik Raporu başlıklı bir araştırma yayınladı. Politikadan aile hayatına kadar birçok konuda gençlerin fikrini ortaya koyan raporda en ilgi çeken tespitlerden biri ankete katılan, kendini ‘ateist’ olarak tanımlayan gençlerin yüzde 61’inin Allah’a inandığını söylemesiydi.
Araştırmaya göre Türkiye’de gençler bir kavram karmaşası yaşıyor ve büyük çoğunluğu için ateizm, Allah’a inanmaktan vazgeçmek değil. Bu tespit, ateist platformlarında büyük tepki çekti. Ancak yıllardır ateizm ve Türkiye’deki gelişimi üzerinde çalışan din felsefesi uzmanları ve sosyologlar, gençlerin büyük çoğunluğunun ateizmi ‘düzene karşı bir başkaldırı’ ya da bir imaj olarak algıladığını söylüyor. Yani birinci adım sanıldığı gibi yaratılış gerçeğini araştırmak değil. Yaşadığı hayata itirazı olan genç, önce kendini inançsız ilan ediyor, daha sonra bu fikre bir temel oluşturmaya çalışıyor.
SEKAM’ın Gençlik Araştırmaları Proje Koordinatörü Sosyolog Prof. Dr. Celalettin Vatandaş’a göre kendini ateist olarak tanımlayan gençler, dindarların inanç-ahlak çelişkileri karşısında ‘eğer din bu ise ben dine karşıyım’ fikrine kapılıyor. Gençlerin ateizmi seçme sebeplerinden biri çevrelerindeki baskıcı ve tehditkâr din anlayışı, Allah’ın sürekli ceza veren bir yaratıcı olarak anlatılması. İnançsızlığını bir temele dayandırma ihtiyacı hissetmeyen bazılarının önceliği ise dinin çizdiği sınırları hayatından kaldırmak. Örneğin, ‘Birilerinin dindeki cezalarla beni korkutup özgürlüğümü kısıtlamasına izin veremem.’ diyen üniversite öğrencisi Güven K., “Kendimi kandırmıyorum artık. Daha güçlü ve özgürüm, çünkü O yok. Bu kavram bence insanları korkutup köleleştirmek için var edildi.” şeklinde konuşuyor. Kadınları din hakkında sorgulamaya iten en önemli etken, dindarların kadına karşı tavrı. Ateistlerde görülen sorgulamalardan biri de insanların bir kısmı sefa sürerken diğer kısmının neden acı içinde yaşadığı. Ancak din felsefesi uzmanlarına göre bunların hiçbiri yaratıcının varlığını inkâr etmeye temel oluşturacak itirazlar değil.
“Ateistiz dediysek Allah’sızız demedik”
Sosyolog Celalettin Vatandaş, Türkiye’de özellikle üniversite öğrencileri arasında yaygınlaşan ateizm için, “Bireysel istisnaları olabilir ama bizdeki ateizm en genel anlamıyla bir imaj, bir özenti. Farklı olma çabasının garip bir sonudur.” tespitini paylaşıyor. Birçoklarının ateizmi felsefedeki karşılığından ziyade tepkisel bir duruş olarak tanımlandığını söyleyen Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Dorman da, “Bu kişiler İlahi varlığa inanmamayı herhangi bir gerekçeye dayandırmaz.” diyor.
Ateizm, sekülerlik, hümanizm gibi kavramların Batı Avrupa’da oluşup geliştiğini söyleyen Vatandaş, “Dolayısıyla hem gerçek anlamlarını hem de işlevlerini ancak orada ortaya koyabilirler.” diyor. Buna örnek olarak ise kendini ateist olarak tanımlayanların cennet, cehennem, kader gibi unsurlardan bahsetmesini gösteriyor. Verdiği diğer örnek ise ateist bir gence, “Allah’ın varlığına inanmıyor musun?” diye sorduğunda “Olur mu ya, ateistiz dediysek Allah’sızız demedik ki” tepkisiyle karşılaşması.
‘Entelektüel imaj gibi algılanır ama birçoğu okumadan karar veriyor’
Özellikle üniversiteli ateistler arasında, “Çok okudum, araştırdım din beni tatmin etmedi.’ sözleri çok duyulur. Halk arasında da ateistlerin eğitim seviyesinin ve entelektüel düzeyinin yüksek olduğuna dair bir intiba vardır. Din-bilim ilişkisi, felsefe ve teolojide akademik çalışmalar yapan Dorman ise, “Bazı çevrelerde iyi bir eğitim almak inançsız olmayı gerektiriyormuş gibi bir hava oluşturulur. Oysa çok derin bilgilere sahip zannedilen çoğu inançsız kişinin bilimsel ve felsefi konularda tutarsız yaklaşımları var.” gerçeğine dikkat çekiyor.
Dorman’a göre inançlı düşünürlerin adının entelektüel dünyada yıllarca anılmaması da bu durumun önemli etkenlerinden biri. Bu süreçte pozitif bilimler ve felsefe ile arasında kalın duvarlar ören Müslümanlar da bugün birkaç filozofun aforizmasından etkilenip ateist olmaya karar verenlerle tartışmaktan çekiniyor. Hayatını ateist görüşlerin yaygınlaştırılmasına adamış insanlar olduğunu hatırlatan Emre Dorman şöyle konuşuyor: “Bu düşüncelerini ağırlıklı olarak bilimsel ve felsefi gerekçelerle desteklediklerini iddia ederler. Pek çok Müslüman ise bilim ve felsefeye mesafeli olduğu için bu iddialara cevap vermekte yetersiz.” Düşüncenin kişiyi Allah’a ulaştırdığını söyleyen Dorman, ünlü filozof Francis Bacon’ın “Az felsefe insan zihnini tanrıtanımazlığa götürür; ama felsefede derinlik, insanların zihinlerini dine döndürür.” sözünü hatırlatıyor.
İnançlısı da inkârcısı da fikrini savunamıyor
Emre Dorman, fizik, kimya ve biyoloji gibi derslerde yaratılış gerçeğine referans verilmeyen seküler eğitim sistemine dikkat çekiyor. Bu durumda ne inançlılar ne de inançsızlar yaratılışı pozitif bilimlerle açıklayabiliyor. Birçok insanın yeteri kadar araştırma yapmadan bir şeyleri kabul ya da ret yoluna gittiğini söyleyen Dorman, “Dolayısıyla hem inanan hem de inanmayanların büyük çoğunluğu iman ve inkârlarını bir temel üzerine inşa edemiyor.” görüşünde. Bu durumda tartışma zemini oluşturamayan taraflar ya çatışmaya sürükleniyor ya da azınlık konumundaki, fikrini saklayarak kendini korumaya alıyor. Bir arkadaş ortamında ateist olduğunu açıklayan Merve’nin “Hayır sen çok iyi bir kızsın, ateist olamazsın.” tepkileri üzerine “Tamam şaka yaptım zaten.” diyerek konuyu kapatması...
Ateistlerin büyük çoğunluğunun anlamlandıramadığı bir sebepten dolayı Allah’ı inkâr ettiklerini söyleyen Emre Dorman, “Bunun sebebi, çoğu ateistin bir yaratıcıya inandığında hayatı yaratıcının kurallarına göre yaşaması gerektiğini bilmesi.” Ona göre bu açıdan bakıldığında ‘ateizm’i bir başkaldırı olarak değerlendirmek mümkün.
Baskıcı dini eğitim tepkiselliğe neden oluyor
Çocukluğundan beri yaz tatillerini camide geçirdiğini, Kur’an’ı tecvitli öğrendiğini söyleyen Özgür, ateizmi tercih sürecini şöyle açıklıyor: “Tüm dindar insanların sevimsiz, antipatik ve sürekli cehennemle korkuttuğunu hesaba katıp bir gün şüphe etmeye karar verdim. Büyük Patlama Teorisi beni ikna etti.’ Daha sonra yaratıcının varlığını sorgulamaya başlayan 28 yaşındaki Özgür, dört yıldır kendini ateist olarak tanımlıyor. Bu karara varmasına sebep olan birkaç unsur sıralamasını istediğimizde ise Kur’an-ı Kerim’deki cehennemi tasvir eden ayetlerden bahsediyor.
Sosyolog Celalettin Vatandaş’ın burada dikkat çektiği nokta ise çocukluk döneminde baskıyla ve korkuyla benimsenmiş bir dinin tepkiselliğe yol açması. “Maalesef ailede, camide, Kur’an kurslarındaki geleneksel din eğitimlerimizde çocuklara öncelikle öğretilen, cezalandıran Allah tasavvuru.” diyen Vatandaş, aile otoritesinden uzaklaşıp farklı fikirlerle karşılaştığı üniversite yıllarında, gencin o vakte kadar zaten benimsemediği dini anlayışı reddetme yoluna gidebileceğini söylüyor. Böyle bir ateizm ise inkardan daha çok bir ‘imaj’ olarak tanımlanıyor.
Yok olduğuna karar verince fazla düşünmeye gerek yok
Elektrik-elektronik bölümü son sınıf öğrencisi Merve, önce Allah’ın var olmadığına karar verip daha sonra araştırmaya başlayanlardan. Yaklaşık altı yıldır ateist olduğunu söyleyen Merve’ye kendisini bu karara vardıracak dönüm noktasının ne olduğunu sorduğumuzda, “Kafama takılanları araştırdım. Kur’an’daki Nisa Suresi’ndeki kadınlarla ilgili ayeti kabul edemiyorum mesela.” diyor. Bir yaratıcının yokluğunu ispatlayacak araştırmalarının devam edip etmediğini merak ettiğimizde ise “Okumalarım hâlâ devam ediyor. Ama yok olduğunu kabul ettikten sonra çok da düşünmeye gerek yok.” diyor. Merve’ye araştırmalarını hangi kaynaklardan yaptığını soruyoruz. Daha çok internetteki ateist platformlarından faydalandığını söylüyor. Söz konusu forumlar biraz karıştırıldığında ise sürekli aynı ayet-i kerimelerin ve bunun karşılığında aynı aforizmaların dolaştığı görülüyor.
‘Din teslimiyettir’ deyip sorgulamaların önü kapanıyor
Üniversite öğrencisi Gülfem ise dini ve Allah’ın varlığını sorgulama sebebini, ‘Suriye’de ölen masum çocuklar, tecavüze uğrayan kadınlar, Afrika’da açlıktan ölen insanlar.’ olarak açıklıyor. Allah’ın bütün bunlara neden müdahale etmediği konusunda kafası karışan Gülfem, bir yıl öncesine kadar kendini şeriatçı diye tanımlıyormuş. Ancak Müslümanların dinle bağdaşmayan hareketlerini kabul edemediğini söyleyen genç kız, itirazlarını şöyle sıralıyor: “Müslüman’ım diyorlar ama herşeyi yapıyorlar. Bence bu, kişilik ve ahlak meselesi. Zina yapmayan, içki içmeyen ateistler yok mu, var. Hem de çok. Mesela Müslüman erkek dört hanımla evlenebiliyor, bir de cennette hurilerin hayalini kuruyor. Bu olamaz dediğimizde dinin teslimiyet işi olduğunu, sorgulanamayacağını söylüyorlar.” İnkârını, “Tanrı kavramı insanları korkutup köleleştirilmek için var edildi.’ tezine dayandıran Gülfem, ‘Evet kendimi kandırmıyorum, artık daha güçlü ve özgürüm. Çünkü O yok ve bütün gerekli tedbirleri aldığım için rahatım.” sözleriyle açıklıyor ruh halini.
ZAMAN


Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Haberler