Maliki Usulünde Kur’an ve Sünnet

Maliki Usulünde Kur’an ve Sünnet
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Maliki Mezhebi Usulü Yorumlar : 0 Okunma : 1370 Beğen : 0

Fıkıh usulü müstakil bir disiplin olarak büyük ölçüde mezhep imamlarının yaşadığı dönemden sonra ortaya çıktığı için diğer Sünni fıkıh mezheplerinin usulleri gibi Maliki mezhebinin usulü de Malik b. Enes’in vefatından sonra yazılmıştır. Maliki fakihlerinin mezheplerinin usulünü ortaya koyarken kullandıkları en önemli kaynak İmam Malik ve talebelerinin fıkhi görüşleri olmuş, ayrıca bu konuda onlardan gelen az sayıda rivayetten faydalanılmıştır. Maliki mezhebinin usulünün mezhep imamlarının fıkhi görüşlerinden elde edilmesi ve bu konudaki ilk çalışmaların çoğunun Irak’ta ortaya çıkması sebebiyle erken dönem Maliki fıkıh usulü, fukaha (Hanefi) mesleği olarak adlandırılan telif geleneğinin bir parçasını oluşturur. Daha sonra Eş‘ari-Şafii eserlerinin etkisine giren Maliki usulü, mütekellimin geleneğinin tanım ve tasniflerini benimseyerek gelişimini sürdürmüştür. Maliki fıkıh usulü delil türlerinin çeşitliliği açısından belki de en zengin mezheptir. Birçok Maliki müellifinin farklı dönemlerde oluşturduğu şer‘i delil listeleri üzerinde geç dönemde ortaya çıkan ittifaka göre Maliki usulünün kaynakları şöyle sıralanabilir: Kur’an, sünnet, icma, amel-i ehl-i Medine, kıyas, sahabi kavli, mürsel maslahat, örf ve adet, sedd-i zerai‘, müraatü’l-hilaf, istishab ve istihsan.

Maliki mezhebinde de Kur’an en önde gelen kaynak olup Kur’an’ın tanımı ve delil değeri hakkındaki tartışmalar son derece sınırlıdır. Mütevatir olmayan kıraatler delil olarak kabul edilmez. Sünnet, diğer mezheplerdeki gibi mütevatir ve ahad olarak ikiye ayrılmıştır. Mütevatir sünnetin kesin bilgi ihtiva ettiği ve hem itikad hem amel bakımından kesin bir delil olduğunda ittifak vardır. ahad haber ise bazı Maliki müellifleri tarafından müstefiz olan ve olmayan şeklinde tasnif edilir. Ahad haberin kabul şartları hakkındaki ayrıntılı tartışma, Maliki fıkıh usulünde ahad haberin amel-i ehl-i Medine ve kıyasla tearuzu noktasında yoğunlaşır. Amel-i ehl-i Medine mütevatir haber hükmünde kabul edildiği için kural olarak ahad habere tercih edilir. ahad haberle çatışması halinde amel-i ehl-i Medine’nin kaynak ve türlerine göre farklı tercihler ve görüşler vardır (aş. bk). ahad haberle kıyas çatıştığı takdirde Bakıllani ve Baci gibi bazı önemli Maliki imamlarının kanaatlerinin aksine Maliki fakihlerinin çoğunluğu kıyasın tercih edilmesi gerektiği görüşündedir. Hanefi mezhebinde olduğu gibi Maliki mezhebinde de bu meselenin gerek kıyas kelimesinin anlamındaki farklılıklardan, gerekse re’yin isnadlı ahad habere tercih edilemeyeceğini savunan ehl-i hadis anlayışının Maliki mezhebi üzerindeki etkisinden dolayı erken dönemde tartışma yarattığı görülmektedir. Maliki metinlerinden anlaşıldığı üzere kıyasın ahad habere takdim edileceğini savunan görüş, kıyas kavramı ile şer‘i delillerin bütününden edinilen külli kaide ve hükümleri kastetmektedir. Mürsel haber Hanefi mezhebinde olduğu gibi Maliki mezhebinde de delil kaynağıdır. Nitekim belirli şartlarda mahkemenin bir yemin ve bir şahitle hüküm verebilmesi ve hayvanların verdiği zararların tazmini gibi konularda İmam Malik mürsel hadisle hüküm vermiştir. Kur’an ve Sünnet lafızlarından şer‘i ahkam elde etmede izlenen metot ve bu amaçla geliştirilen tanım, adlandırma ve tasnifler mütekellimin (Şafii) usulünün klasik çizgisinden ciddi bir farklılık göstermez. Bununla birlikte özellikle Bağdat Malikiliği’nde, Baci’de ve Şatıbi’de bazı kayda değer farklılıkların bulunduğu da görülür.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri