İsa Kökenli Dini Akımlar

Ana Sayfa Dünya Dinleri Tarikat Mezhep ve Kültler İsa Kökenli Dini Akımlar Kluni ( Cluny ) Tarikatı İnançları, Faaliyetleri, Etkileri Nelerdir ?

Kluni ( Cluny ) Tarikatı İnançları, Faaliyetleri, Etkileri Nelerdir ?

Kluni ( Cluny ) Tarikatı İnançları, Faaliyetleri, Etkileri Nelerdir ?
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İsa Kökenli Dini Akımlar Yorumlar : 0 Okunma : 19363 Beğen : 0

10. yüzyılda bütün Fransa'ya yayıldıktan sonra İsviçre, İspanya, İngiltere, Almanya ve Macaristan'a kadar genişledi. Bu tarikattan olan rahipler, imparatorlar ve krallar üzerinde nüfus kazandılar. Kiliseye de etki ederek din adamlarına ortaya atmış oldukları reform fikrini kabul ettirdiler. İçlerinden Papalığa kadar yükselenler de oldu.

  1. Dini savunmak
  2. Şovalyeliği din uğrunda yapmak
  3. Rahiplere hürmet etmek
  4. Hristiyanlar arasında barışı sağlamak
  5. Adaleti korumak
  6. Tarikata bağlı olanlar için hayatını vermek bu tarikatın esaslarıydı.

Giriş

Roma İmparatorluğu daha tam anlamıyla Hıristiyanlığı kabul etmeden önce, imparatorluk toprakları içinde yaşayan Hıristiyanlar 3 asır boyunca 313’e kadar dinlerini gizli yaşamıştır. 313 yılından sonra özgür bırakılan Hıristiyanlık dini 325 yılında İznik’te ilk konsül toplantılarında ilk görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. 11. yy.’da Doğu kilisenin kopuşuyla durulmamış, Batı kilisesinin kendi içinde de devam etmiştir. Zira 11. yüzyıl başlarına kadar Kilise, Hıristiyanlığın yüksek ideallerini büyük ölçüde yitirmiş ve bu sebeple Kilisede reform yapılması yolunda birtakım görüşler gündeme gelmişti. Daha 10. yüzyıl başlarında Fransa’da Cluny manastırı çevresinde oluşan reformcu düşünceler Hıristiyan dünyasında büyük yankılara yol açmıştı. Clunyciler hükumetlerin kilise ve manastırların iç işlerine karışmasına karşı çıkıyor, Hıristiyanlığın ilk yüzyıllardaki saflığına dönülmesini, manastırların doğrudan papaya bağlanmasını, iktisadi faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesini ve buralara sıkı bir iç disiplin getirilmesini istiyorlardı. Bu amaçla iki yüz manastır bir birlik oluşturmuşlardı. Sadece bununla kalmayıp birçok faaliyette bulunmuşlardır.

Manastır, çevresindeki toprakları ellerinde bulundurarak tarımsal özerk bir yapı oluşturmuş ve Hıristiyanlığı misyonerlik faaliyetleriyle yaymak istemiş kendi içlerinde keşişler yetiştirmişlerdir. Cluny Tarikatı’nın kurulmadan önceki dönemde Avrupa iç karışıklıklar içinde çalkalanıyordu. Bundan faydalanmak isteyen din adamları da Hıristiyanlık adı altında Cluny Tarikatı’nı Avrupa’nın her yanında etkin konuma getirmiş Hıristiyanlık propagandasıyla insanların dini duygularını sömürerek ekonomik ve siyasi çıkarlarını gerçekleştirmek istemişler. Bunun doğrultusunda çalışmalar yapmışlardır. Ben bu yazımda Hıristiyanlık adı altında kurulan Cluny Tarikatı’nın yapısına ve faaliyetlerine değineceğim ve sizde göreceksiniz ki Hıristiyanlığın sağlam yapıya oturtulmasını ve özüne dönmesini istediğini söyleyen bu tarikat aslında insanların dini duygularını ve umutlarını sömürerek onlardan faydalanmak istemiştir.

1. Kuruluşu

Cluny, bağımsızlığını Benedikt Manastırından aldığı sertifika ile 11 Eylül 910 yılında Dükler Wilhem I. Aquistanien ve Graf Macconais tarafından kurulmuştur. Cluny manastırının kuruluş sözleşmesini,Sofu Guillaume nehre yakın Bourges kentinde 910 yılında imzalamıştı. Burgundy’nin ormanlarındaki avcılığıyla yaptığı bağışlar yoluyla, William, Kluni kilisesini, kendi, ailesi ve duacılara gelebilecek tüm borçlardan muaf tuttu. Aynı yaştaki patronlar, genellikle şahsi menfaatlerini gözettiler ve kendi erkek akrabalarını başrahipler olarak onların yerine koymayı umdular. William, 1. Başrahip Berno ile bu düzenlemeyi yapmış görünüyor, Kluni Reformları’nı başlatmak ve laik engellerden yeni manastırı kurtarmak için. Kluni başrahipleri uluslar arası alanda deneyimli politikacılardı ve Kluni manastırı Avrupa’daki en varlıklı, en saygın ve en görkemli manastır kurumu sayılırdı. 10.yy.’ın ikinci yarısından 12.yy.’ın başlarına doğru Klunililerin etkisi zirvedeydi. İlk bayan üyeler 11.yy. süresince tarikata kabul edildiler.

2. Manastır Yapıları

İlk manastır örnekleri Fransa’da ortaya çıkmıştır. Fakat farklı tarikatların felsefi görüş ve anlayışlarına göre plan şemaları ve mekanların kullanım biçimleri açısından farklılıklar ortaya çıkmıştır. 10. ve 12. yy.’lar da Benedikten tarikatına bağlı Cluny Manastırı ve onun pek çok şubesi manastır sisteminde belirleyici olmuştur. Cluny manastırlarında genel olarak merkeziyetçi ve hiyerarşik bir örgütlenme yapısı kurulmuştur. Fakat katı kurallarıyla, aralıksız süren dua, ayin ve yakarıştan oluşan liturjisine tepki olarak Benedikten tarikatına bağlı manastırlar içinde yeni ve değişik manastır düzenleri ortaya çıkmıştır. Bu yeni manastırcı oluşumlar Cluny tarikatının liturjik niteliğine ve katı iç işleyişine olduğu kadar aynı zamanda kilise ve ruhban sınıfının yaşam biçimlerine olan bir tepki olarak ta şekillenmiştir.

Cluny'nin yapımına 910 yılında başlandı ve 915 yılında inşası bitirilip ilk başrahip Berno Baume tarafından kutsandı. Cluny tarikatı da 1.Cluny'nin inşasının başladığı döneme denk gelmektedir. Bu tarikat kendini, sınırları Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere'ye kadar genişleyen fakat 1790 yılında son bulan Kutsal Kitab'a ait bilgilerin öğretildiği ve başarılı kilise seremonilerinin oluşturduğu bir bütün olarak tanımlardı. 1. Cluny'nin yerini, 954 yılı civarında kendisinden daha büyük bir yapı olan 2. Cluny aldı. 1088 yılına gelindiğinde ise 3. Cluny'nin yapımına başlandı ve ardından 1095 yılında Başrahip Hugh'nun döneminde Papa Urban tarafından kutsandı. Dahası, Hac döneminde bu yapı türünün en büyüğü olarak görülüyordu. 2. ve 3. Cluny gelen hacıların ve onların taleplerinin daha iyi karşılanması için inşa edilmişti.

O dönemde iki tanesi Cluny'den başlayan Santiago, Vezelay ve Saint Gilles olmak üzere 4 tane belli başlı hac yolu vardı. Hac döneminde Cluny, hem hastane hem konaklama yeri hem de tapınak görevlerini üstlenirdi. Her hac yolu üzerinde Cluny'e ait konaklama yerleri sıralanmıştı. 12. yüzyıla gelindiğinde Cluny 1200 din adamını aynı anda ağırlayacak kapasitedeydi. 18.yüzyılda ise Aydınlanma ve ihtilal dönemlerinde Cluny birçok saldırıya maruz kaldı. 10. ve 11. yy.’da Cluny dini açıdan en çok saygı gören mekanlardan biriydi. Yapılan birçok düzenlemenin ardından Cluny, 5 ihtişamlı şapeli, bir seyyar hastanesi, haç şeklini andıran kanatları, çift koridorları, uzun koridoru, ölçülü kavisleri, sanatsal apsisi ve iyi şekillendirilmiş heykelleriyle sonunda tam bir dini yapı haline ulaşmıştı.

3. Cluny Tarikatı’nın Haçlı Seferleri’ndeki Rolü

Hıristiyanlık motifleriyle süslenerek dînî bir örtüye büründürülen bu hareketin hedefi tamamıyla siyasî olup, batı dünyasının doğuyu, özellikle Anadolu’yu ele geçirme çabasıydı. Tarih literatüründe Haçlı Seferleri adını verdiğimiz bu hareket, XI. yüzyılda Türklerin batıya ilerlemeleri ve aynı yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’yu yurt edinmeye başlamaları üzerine, Avrupa dünyasının; Kutsal Toprakları Kurtarma parolası ile Türkleri Ön Asya’dan atmak ve bu bölgeye bizzat sahip olmak için başlattığı ve iki yüz yıl boyunca Yakın Doğu’yu kan ve ateş gölüne çevirdiği bir saldırı olayıdır. Avrupa’daki kralların şövalyelerden kurtulmak amacıyla onları İslâm dünyasına saldırıya yönlendirmesi.Şövalyelerin maceracı tutumları ve hıristiyan değerleri uğrunda fedâîlik arzuları. Cluny Tarîkatı’nın hıristiyan halkları kutsal sefere yönlendirici faaliyetleri. Fransa’da kurulup Batı Avrupa’ya yayılan Cluny Tarîkatı hıristiyan dünyasına yeni bir canlılık getirmiş, kendilerini Hazret-i İsa’nın askeri olarak kabul eden; bu tarîkata mensup şövalyeler dağınık hıristiyan topluluklarını ortak düşman kabul ettikleri müslümanlara karşı faaliyete çağırıyorlardı. Hıristiyanlar arası birliğin hızla temin edilerek kutsal savaşa girişilmesini istiyorlar, bu uğurda mücadele edenlerin günahlarının tanrı tarafından affedileceğine inanıyorlardı. Nitekim Papa VIII. Gregory de kendilerine şu ifadelerle destek vermekteydi: “Tövbekâr yürekler ve alçakgönüllü ruhlarla bu yolculuğu üstlenen ve doğru îmanla günahlarının kefaretini ödeyerek ölenlere; bütün hatalarına sınırsız endüljans ve onlara ebedî hayat va‘dediyoruz. Ölseler de, yaşasalar da, tanrının merhametiyle, Havari Petrus ve Paulus’un yetkisi ve bizim yetkimiz aracılığıyla, gereğince itiraf ettikleri bütün günahları için yüklenen tazminattan kurtulmuş olacaklar.” Cluny Tarikatı bütün Batı Avrupa’da yeni bir heyecan dalgası oluşturmuş, bu hareketin canlandırdığı Kudüs sevgisi halkta bir tutku hâlini almıştı.

4. Faaliyetleri

Pek çok Benediktin manastırı özerk olarak kalırken ve sadece resmi olmayan yollarla birbirleriyle işbirliği yaparken, Cluny geniş bir yetki verdi, Cluny başrahibinin milletvekilleri olarak görev yapan ikincil meclislerin vekillerinin bağlı olduğu mezhepleri birleştirdi ve kefil oldu ona. Cluny meclisleri direk olarak mezhebin otokratı Cluny başrahibinin denetimin altındayken, manastır kiliseleri olarak değil, manastırlar olarak dizayn edildi. Manastırlar, ya da manastırların şefleri, yılda bir defa Cluny’de yönetimle ilgili konularla uğraşmak ve raporlar sunmak için buluşurlardı. İlk formasyondaki bir çok diğer Benediktin meclisi de Cluny’i rehber edindi. 1016’da Papa VIII. Benedikt, Kluni ayrıcalıklarının meclisleri desteklemeye devam etmesini emretti; Benediktin toplumların kendilerinin Cluny tarikatında olduklarını ima etmeleri için daha fazla teşvik ediciydi bu.

Kısmen, meclisin refahından dolayı, Cluny’li rahibe manastırları özellikle düşük maliyetli olarak görülmüyorlardı. Meclisin, kadınlar için birçok yeni meclis kurulmasında bir çıkarı yoktu.

Cluny gelenekleri, kendi kendine yeten tarımsal bir birim gibi bir Benediktin manastırının eski amaçlarından bir değişimi temsil eder. Bu, Avrupa’nın daha Romalılaşmış kısımlarının ve her üyenin duacıların kiliseye yaptıkları para yardımları kadar fiziksel emek verdikleri daha feodal kısımların malikâneleri, çağdaş villalarına benzerdi. 817’de, “İkinci Benedikt” Aziz Aniane Benedikti, tüm Şarlman Hanedanı’na hükmetmek için Dindar Louis’in zorlamasıyla manastıra ait kurumları geliştirdi. O, Siyah Papazların artık kendilerini fiziksel olarak desteklemediklerini kabul etti. Laus Perennis şükür duaları sunmak için Kluni anlaşması rollerdeki uzmanlaşmanın arttığı anlamına geliyordu.

Hatta Batı dünyasın en zengin manastır meclisi Cluny, diğer tarikatlardaki papazların işçilik yapması için yöneticileri ve çalışanları kiraladı. Meslek içindeki konumlarını yükseltmek için, papazlar adeta kendilerini vefalı duacılarına adadılar. Manastırın sade bir yaşam amacına rağmen, Kluni’de, kilisenin aşai rabbani ayinlerinde kullanmak için kıymetli taşlardan yapılan altın kadehler ve katı gümüşten şamdanlar sipariş edildi. Yulaf lapası ve et suyu çorbasından oluşan geleneksel yemeklerle sınırlanmış olunmasına rağmen, papazlar, işçileri tarafından yapılan peynirlerin, üzüm bağlarından şarapların ve Fransa’dakilerden daha lüks tavuk rostolarının tadını çıkararak gayet iyi yiyorlardı. Papazlar, aşai rabbani ayinlerinde en iyi ketenden kıyafetler ve ipekten cüppeler giyiyorlardı. Kluni Kilisesi’nin zenginliğine örnek teşkil eden eserler bugün Paris’te Cluny Müzesi’nde sergileniyorlar.

5. Tapınak Şovalyeleri ile Olan Bağlantıları

Tapınak Şövalyeleri’nin kuruluş tüzüğünde Kutsal Topraklara giden hacıları koruma amacı yazıyordu. Ancak bu temelde bir askeri örgütlenme değil, dini bir tarikat birlikteliğiydi. Hz. İsa’nın temel inancı ile çelişip çelişmediği bugün hala tartışma konusudur. Şiddeti meşru müdafaa sayan düşüncenin ürünü Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesi Tarikatı’nca da benimsenmiş olan, Hippo’lu Augustinus Tüzüğüydü. Kudüs Kralı Boudouin Tapınak Dağı’nın üzerinde Müslümanların kutsal yapısı Mescidi Aksa’nın bir bölümünü yerleşmeleri için onlara vermişti.Bir tarafta dini tarikat diğer taraftaysa askeri bir şövalyelik kurumunun birleştirildiği İsa Mesih’in ve Süleyman Tapınağı’nın Yoksul Askerleri o zamana kadar benzeri görülmemiş bir örgüt kurmuş oldular. Outremer adı verilen yeni krallık Avrupa’dan desteklenen ancak ondan bağımsız bir devletçikti. Devletin bir kralı olduğu gibi kilisenin de başında patrik vardı ve yeni tarikat bu patriğin onayı ile kurulmuştu. Ancak Haçlı Seferlerini düzenleyen Papalık kurumunun tarikata karşı ne tutum takınacağı bir merak konusuydu.Tarikatın ilk üstadı Payns’lı Hugues Fransa’nın Champagne Kontu Hugues’ün emrindeki bir şövalyeydi; muhtemelen aralarında bir akrabalık bağı da vardı. Champagne’nın bulunduğu bölge Haçlı Seferleri için konsilin toplandığı Clermont’a oldukça yakın bir yerdi ve dönemin ruhani merkezlerinden biriydi. Cluny kentinde Benedikten cemaati yaşıyordu. Sert ilkelere bağlı cemaatin bir üyesi olan Molesme’li Robert Citeaux’da 1098’de Cistercium tarikatını kurdu. Robert, Payns’lı Hugues’in yaşadığı Troyes yakınlarında doğmuş, muhtemelen de birbirlerini tanıyorlardı. Robert, Haçlı Seferlerinin öncüsü Papa II. Urbanus’la Cluny Manastırında bir süre birlikte kalmışlardı.O dönemi canlandırmak çok kolay değil. İnsanlar ya savaşçı ya da din adamı oluyorlardı. Milyonlarca kişiyi etkileyen ve etrafında toplayan bu ismini andığımız din adamlarının iyi birer hatip olduğunu aklımızda tutmalıyız. Bu dönemde din adamlarının belirleyici bir rol üstlenmiş olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Birkaç yıl sonra sahne alacak olan “Aziz” Bernard Citeaux’da üç yıl kaldıktan sonra “on iki” keşişle birlikte Champagne Kontu Hugues’ün bağışladığı Wormwood Vadisi’nde bir manastır kurar ve vadinin adını “Işık Vadisi” anlamına gelen “Clairvaux” olarak değiştirir. Clairvaux kısa bir süre içinde önemli bir manyetik çekim alanı yaratacak ve çok sayıda kişinin manastıra dâhil olmasını sağlayacaktır.Champagne Kontu çok geniş topraklara hükmeden, dini bütün iyi bir Hıristiyan olmalıdır. Haçlı Seferlerine büyük maddi destek vermekle kalmamış, emrindeki şövalyelerin seferlere katılmasını sağlamış, bu bölgede faaliyet gösteren din adamlarına da yukarıda söz ettiğimiz gibi lojistik destek veren topraklar bağışlamıştır.Bernard, genç yaşından itibaren dini konularda büyük beceri göstermiş, ilham kaynağı olmuş, manastır kurmuş, birçok kişinin bu manastırlara girmesini sağlamış, daha sonra da Azizlik mertebesine yükseltilmiş tarihin çok önemli aktörlerinden biridir. Bu kadar insanı etkilemiş olması yeteneğinin ve başarısının bir göstergesidir. …yetenekleri ve fırsatları tam olarak birbirine uymuş olağanüstü insanlardan oluşan küçük bir gruba dahildi. Önder, yazar, vaiz ve aziz olarak kişisel cazibesi ve ruhani gücü büyük ve karşı konulmazdı. İnsanlar Avrupa’nın bir ucundan Clairvaux’ya geliyor ve sonra kıtanın dört bir yanına gönderiliyorlardı… Citeaux-Clairvaux kırk yıl boyunca Avrupa’nın ruhani merkezi oldu; bir noktada Aziz Bernard’ın eski keşişleri arasında papa, York başpiskoposu, sayısız kardinal ve piskopos bulunmaktaydı.Birinci Haçlı Seferlerinin sonunda bir hedeflenen şeye ulaşılmış, Kudüs Serazenlerden geri alınmış, bir krallık kurulmuştu. Artık Avrupa’dan buraya hacılar geliyordu. Ancak hazcılar yollarda öldürülüyor, soyuluyordu.

6. Cluny'nin Yarattığı Etki

10. ve 11. yüzyılın parçalanmış Avrupa'sında, Cluny şebekesi yenilikçi akımını daha da genişletti. Diğer dini etkilerden uzak olduğu ve sadece o dönem zayıflamış, karmaşa içindeki papalığa karşı sorumlu olduğundan Cluny ruhu Normandiya kilisesini canlandırdı, Fleury'deki Fransız manastırını düzene soktu ve İngiltere'deki St Dunstan kilisesine ilham kaynağı oldu. O dönemde İngiltere'de resmi Cluny şebekesi yoktu. Şu an ise İngilere'de en iyi korunmuş Cluny yapıları Castle Acre Priory, Norfolk, ve Wenlock Priory, Shropshire'dedir.

6. Henry'ye kadar İngiltere'deki Cluny tarikatı ya Fransız yönetimi altındaydı ya da Cluny kilisesi tarafından doğrudan yönetiliyordu. Fakat 6. Henry ülkesindeki bağımsız kiliselere İngiliz din adamları atadı.

Cluny'ye ait yerler 11.yy Avrupası'ndaki insanlara dindar bir ortamda güvenilir biryaşam fırsatı sunuyordu. İşte bu sayede Avrupa'nın kalbi Hristiyanlaştı.

Soylu ve eğitimli Cluny din adamları azimle çalıştılar ve kaldıkları yerin yöneticileriyle iyi anlaştılar. Kralı kilisenin sahibi ve destekçisi olarak gördüler ve bunun sonucunda da 11.yy'da dini görüş büyük bir değişikliğe uğradı. İngilere'de İtirafçı Edward azizler listesine alındı. Daha sonra bu gelenek Almanya'ya geçti. Orada da 3. Henry artık bir anlamda İsa'nın halifesi gibiydi. Almanya kilisesine karşı sorumlulukları vardı. Dinin bu derece öne çıkmasının amacı ise aristokratik çatışmalara engel olmaktı.

Cluny başrahibi istediği yere istediği din atama hakkında sahipti. Verdiği kararlar sonucunda yayılan din adamları Fransa ve İngiltere'de önemli gelişmelerin yaşanmasına, düzenin kurulmasına yardımcı oldular. Cluny'deki yönetim şekli aslında Katolik yönetime zemin hazırladı. Cluny'nin 4 papazı daha sonra Papa da oldu: 7. Gregory , 2. Urban , 3. Paschal ve 5. Urban.

Aristokrat çevrelerden gelen başarılı ve eğitimli din adamları Cluny'i yönetti ve bunlardan üçü azizler listesine alındı: 942 yılında ölen ikinci başrahip Aziz Cluny'li Odo, 1109'da ölen altıncı başrahip Cluny'li Hugh ve 1049 yılında ölen beşinci başrahip Odilo. Odilo diğer kiliselerde de yönetimsel anlamda değişiklikler yaptı ve uzak noktalardaki kilise yönetimini de kontrol altına aldı.

İspanya’da da fazlasıyla etkisini göstermiştir. 953 yıllarında Barselona ya da Katalonya’ya ulaştı. 1025 yılından sonra ise Aragon, Navar ve Leon devletlerine yayıldı. Bunun anlamı, İspanyol papazlarının Fransız manastırlarında yetiştirilmeleriydi. İspanyol manastırları, Papalığın tercihiyle İspanya’da görevlendirilen Fransız din adamları ve onların İspanyol talebeleri vasıtasıyla Cluny’ye bağlandı. Bu manastırlar birkaç yılda bir bizzat Cluny baş rahibi tarafından teftiş ediliyordu. Zamanla Cluny etkisi İspanyol manastırları dışına da yayıldı.

7. Cluny Kütüphanesi

Cluny kütüphanesi, Fransa ve Avrupa'daki en büyük kütüphanelerden biriydi. Eşi benzeri olmayan çok sayıda el yazmasını bünyesinde barındırıyordu. 1562'taki dini çatışmalar süresince Huguenots manastırı yağmaladı ve el yazmalarının büyük bir kısmına zarar verdi. Geriye kalanlar da 1790 yılında Fransız Devrimi'nin bir parçası olan yağmalama olayları sırasında yakıldı. Bu yazmaların çok az bir kısmı bugün Cluny belediye binasında saklanmaktadır.

Fransız hükümeti, kimisi gerçek kişilerin elinde bulunan bu hazineleri toplamak için çalışma başlattı. Şu anda Ulusal Fransız Kütüphanesi'nde bulunmaktadırlar. İngiliz Müzesi'nde de Cluny'ye ait 60 civarı kitap bulunmaktadır.

8. Cluny ve Gregoryen Düzeni

Cluny katı kuralları olan bir tarikat olarak tanınmazdı fakat papalığın canlanmasını ve Papa 7. Gregory'nin reformlarını destekledi. Artık kendilerini Papalık kurumu üzerinden tanımlıyorlardı. 12.yy'ın başlarında Papalık düzeni güçsüz yönetim altında zayıfladı. Hemen ardından 1156'da ölen Kutsal Peter tarafından yeniden canlandırıldı. Cluny en güçlü dönemini Peter'ın döneminde yaşadı. Papazları, Fransa ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nda psikopos, papa elçisi ve kardinal oldu. Peter öldüğünde ise daha katı kuralları olan yeni bir düzen oluşuyordu. Kiliseye ait gelişmelerin dışında yaşanan İngiliz ve Fransız milliyetçiliği bu yeni düzenin yayılmasına engel durumdaydı. 1378'den 1409'a kadar yaşanan papalık çatışmasında da ayrılıklar oldu: Fransa, Avignon'daki papayı tanırken İngiltere, Roma'dakini tanıdı. Bunlar da Cluny yönetimine olumsuz anlamda müdahele ediyorlardı. Bu da Cluny'yi zayıflattı.

Fransız Devrimi zamanında 1790 yılında tarikat Fransa'da bastırıldı ve 1810 yılında yapı artık neredeyse tamamen yıkılmıştı. Daha sonrasında ise satıldı ve 1823'e kadar taşocağı olarak kullanıldı. Bugün bütün manastırdan geriye kalan tek şey 8 kulesinden sadece biri.

Manastırın modern yöntemlerle yapılan kazıları 1927 yılında Harvard Üniversitesi profesörlerinden Kenneth John Conant tarafından başlatıldı ve sürekli olmasa da 1950'ye kadar devam etti.

9. Düşüş ve Binaların Yıkılışı

12.yy'dan itibaren Cluny, özellikle 3. manastırın yapımından sonra parasal sıkıntılar yaşamaya başladı. Fakirlere yapılan yardımlar masrafların artmasına sebep oldu. Manastırın etkisi diğer birçok tarikatta da olduğu gibi azaldı. Kötü yönetim ve maddi destekçilerin para ödemeyi kesmesi Cluny'nin gücünü azalttı. Daha sonra ise Cluny, Macon Yahudilerinde ve Cluny tüccarlarından aldığı krediler yüzünden borçlandı. Dışarıdan atanan din adamlarıyla anlaşmazlıklar arttı ve papanın gücü çoğaldı. Ortaçağ'da yaşanan krizler ve 16.yy.'daki din savaşları manastırın gücünü daha da azalttı. Papazlar lüks içinde yaşıyordu ve 15.yy. ortasında yaklaşık 60 tane papaz vardı. 1516 yılında ise kral artık Cluny'ye başrahip atayacak güce sahipti.

Fransız İhtilali'ni takip eden yıllar bütün manastırlar ve ait oldukları kiliseler için yıkıcı etkideydi. 1793 yılında arşivler yakıldı ve kilise yağmalandı. Manastır 1798 yılında 2,140,000 franka satıldı. 1813'e kadar da kasaba yapılan evlerde kullanılan taşların ocağıydı.

Bugün sadece 3. Cluny'nin kalıntılarını görüyoruz. Güney çan kulesi hala ayaktadır. Kalıntılar kendisinden 5.yy. sonra yapılacak olan Roma'daki St Peter's Bazilikası'na kadar, bir zamanlar Hristiyanlığın en büyük kilisesi olan 3. Cluny'nin sadece %10'luk bir kısmıdır. Bu kısım 1901 senesinden beri eğitimsel amaçlarla kullanılıyor.Bu alan 1928 yılında yine Amerikan profesör Kenneth J Conant tarafından kazılıp resmen tanındı.

10. Sonuç

Cluny Tarikatı yazıda da görüldüğü üzere bir din tarikatı olmaktan çok siyasi ve iktisadı yapıya ulaşma gayreti içinde olduğu görülüyor. İnsanların dini duygularını istismar ederek acımasızca amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır Tapınak Şovalyeleri ve Masonluk gibi gizemli kurumlar ile işbirliği içinde kuruluşunu ve gelişimini tamamlamıştır. Artık geriye sadece Yahudilik dinini Hıristiyanlık dini adı altında yaymak kalmıştı. Cluny Tarikatı’nın Haçlı seferlerindeki başarısı Hıristiyan halkı etkilediğinin kanıtıdır. Daha çok yolsuzluklara karıştığı için yıkılma sürecine girerek yıkılmıştır.

Kaynaklar:

1= PİRENNE Jacques, Büyük Dünya Tarihi, Çev., Nihal Önal, Beslan Cankat, Refik Özbek.2= BLOCH Marc, Feodal Toplum, Çev., Melek Fırat, Kırmızı Yayınları, 2007.3= ECZACIBAŞI Metin Ahunbay, “Manastır”, Sanat Ansiklopedisi, 1997.4= DEMİRKENT Işın, Haçlı Seferleri Tarihi.5= RİLEY-SMİTH Jonathan Haçlılar Kimlerdi?.6= PAUL READ Pierls, Tapınak Şovalyeleri, Çev., Sultan Gül Erdem, 2003.7= ŞEYBAN Lütfi, “Endülüs’te Müslüman – Hıristiyan İlişkileri”.8= AGNES Gerhards, Cluny Manastırı, Paris, 1992.

Cluny Manastırı (Cluny / Fransa)



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

İlgili Sayfalar

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Dünya Dinleri