Peygamberler/Din Kurucular

Ana Sayfa Biyografiler Dini Önderler Peygamberler/Din Kurucular Hz.İsa'nın Hayatı ve Dinlerin Görüşleri

Hz.İsa'nın Hayatı ve Dinlerin Görüşleri

Hz.İsa'nın Hayatı ve Dinlerin Görüşleri
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Peygamberler/Din Kurucular Yorumlar : 0 Okunma : 284 Beğen : 0

Hz.İsa (MÖ 4 – MS 30-33), birinci yüzyılda yaşamış Yahudi vaiz ve dini lider. Hristiyanlığın merkezindeki kişidir.Hristiyanlığa göre Hz.İsa Tanrı'nın Oğlu ve beklenen Mesih'tir.Hristiyanlar, ölümünün hemen ardından Hz.İsa 'nın dirildiğine ve kurduğu topluluğun Hristiyan Kilisesi'ne dönüştüğüne inanır. Hristiyan doktrinlerine göre Hz.İsa Kutsal Ruh tarafından hamile bırakılan Meryem adında bir bakireden dünyaya gelmiş, birçok mucize gerçekleştirmiş, Hristiyan Kilisesi'ni kurmuş, insanlığın günahlarının kefareti için çarmıha gerilerek ölmüş, üç gün sonra dirilmiş ve tekrar geleceği tarihe kadar cennete yükselmiştir.

Yahudiler, Hz.İsa'nın beklenen Mesih olduğu inancını reddeder ve Hz.İsa 'nın Tanah'ta belirtilen Mesih kehanetlerini karşılamadığını savunur. Maniciler, Gnostikler, Müslümanlar, Bahaîler ve diğerleri dinlerinde Hz.İsa'ya farklı yorumlarla yer vermiştir. İslam inancına göre Hz.İsa Tanrı'nın görevlendirdiği ulu'l azm (eziyet çekmiş) peygamberlerdendir ve Mesih olması nedeniyle Hz.Muhammed (SAV)'den sonraki en önemli ikinci peygamberdir. Müslümanlara göre Hz.İsa bakire bir anadan doğmuşsa da Tanrı'nın Oğlu değildir ve kendisine bir kutsal kitap indirilmiştir. Kur'an'a göre Hz.İsa çarmıha gerilmemiş ancak Tanrı tarafından fiziksel olarak göğe yükseltilmiştir, dolayısıyla hiç ölmemiştir. Bahaî öğretileri, Hz.İsa'yı "Tanrı'nın Tezahürleri"nden biri sayar.Bazı Hindular, Hz.İsa'yı bir avatar veya sadu olarak görür. Tenzin Gyatso (14. Dalay Lama) da dahil olmak üzere bazı Budistler, Hz.İsa'yı hayatını halkın refahına adamış bir bodhİsattva olarak görür.

Çoğu bilimsel araştırmacı, Meryem oğlu Hz.İsa'nın Celileli Yahudi bir haham olduğuve kelamını sözel olarak ilettiği, Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildiği ve Roma valisi Pontius Pilatus'un emriyle çarmıha gerildiği konusunda hemfikirdir.Bugün bilim dünyasında genel olarak kabul edilen görüşe göre, Hz.İsa Yahudiliğin düzelmesi için çaba harcayan kıyametçi bir vaizse de kimi önemli araştırmacıya göre kıyametçiliği tartışma konusudur. Bugün dünyanın çoğu ülkesinde kullanılan miladi takvimdeki milat Hz.İsa'nın doğduğu kabul edilen tarihtir.

Etimoloji

Türkçede kullanılan Hz.İsa adı Arapça olup Kur'an kökenlidir (عيسي). Hz.İsa ismi Aramice Yeşua olarak bilinir. İsrailoğullarında oldukça yaygın olan bu ad "kurtuluş Yehova'dadır" anlamına gelir.Birçok dilde kullanılan Christ, Christus, Cristo vb. isimler, 'kutsal yağ ile ovulmuş, kutsanmış' anlamına gelen Mesih’in (İbranice משיח, Arapça: مسيح) Yunanca karşılığı olan Hristos’un (Χριστός) varyasyonlarıdır. Hristiyan kaynaklarında ve yer yer Kur'an'da ismi Hz.İsa Mesih olarak geçer. Meryem oğlu Hz.İsa'nın Mesih unvanıyla anılmasının bir sebebi, hastaları eliyle meshederek iyileştirmesinden dolayıdır.

Bilim dünyasında

Bazı araştırmacılara göre Hz.İsa, Roma İmparatoru Augustus zamanında, o dönemde Roma İmparatorluğu'na bağlı olan Beytüllahim'de MÖ 4'te dünyaya gelmiştir. Kendisinin, soyunun ve müritlerinin Aramice konuştuğu, bunun yanında İbranice ve Yunancayı da anladığı ifade edilir. Bazı kaynaklara göre Beytüllahim yeradı değil, Hz.İsa'nın doğumu sırasında gökyüzünde görülen çok parlak yıldız gibi bir nesnedir. Bu iddiaya göre Beytüllahim tabiri Hz.İsa'nın nerede değil, ne zaman doğduğunu göstermektedir.

Doğum ve ölüm tarihleri ile ilgili olarak kimi tarihçiler ve araştırmacılar farklı görüşler belirtirler. Memleketine atfen Nasıralı İsa olarak da bilinir.

Mesih Efsanesi teorisi

Bazı tarihçi ve araştırmacılar, Hz.İsa'nın gerçek bir şahsiyet olduğu konusunda şüphecidirler. Adının Yeni Ahit kaynaklı dini metinlerde sıkça geçmesine rağmen tarihi belgelerde kendisinden bahsedilmemesi, kendisi hakkındaki bazı anlatıların daha önceki efsanelerde de aynen yer alması gibi sebeplerle onun mitolojik bir karakter olabileceğini düşünmektedirler. Bu görüşte olan araştırmacıların Hz.İsa hakkındaki teorilerine genel olarak Mesih Efsanesi teorisi denilmektedir. Bu teoriyi savunanların hemfikir oldukları noktalar şöyle sıralanabilir: Hz.İsa'dan bahseden ve miladi birinci asra ait birincil derecede kaynağın olmaması ve Hristiyanlıktaki ibadetlerin, kendisinden önce ortaya çıkmış putperest dinlerde köklerinin olması.

Hz.İsa'nın Tarihselliği teorisi

Günümüzde neredeyse bütün uzmanlar tarafından gerçekten yaşadığı düşünülen[41] Hz.İsa'nın varlığının araştırılması için tarihçiler Sinoptik İnciller'i (Matta, Markos ve Luka) birincil kaynak olarak gösterir.

Hristiyanlıkta Hz.İsa

Hayatı

Hristiyan tarihçi ve teorisyenlerin çoğu, Hz.İsa'nın Celileli bir öğretmen ve marangoz olduğu, şifa dağıttığı, Yahya peygamber tarafından vaftiz edildiği, "halkı isyana teşvik etmek" suçuyla, Yahudi din adamlarının tahriklerine kanan Roma İmparatorluğu'nun Yahudiye eyaletinin valisi Pontius Pilatus'un emri ile Kudüs'te çarmıha gerildiği konusunda hemfikirdir. Hristiyanlık teolojisinde kullanılan, Hz.İsa'nın yaşamına dair ana kaynaklar Yeni Ahit'teki dört kanonik incildir (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna). Genel kabule göre bunlar Hz.İsa'nın ölümünden 60-70 yıl sonra, I. Yüzyılda yazılmışlardır. İbrahim oğlu İshak'ın soyundan geldiğine inanılır. Yahudi toplumu içinde doğup büyüyen Hz.İsa'nın yaşadığı dönemde Yahudilerin geleneksel olarak babalarının ismiyle anılması sebebi ile Hz.İsa yaşamı süresince, üvey babasına izafeten Yusuf oğlu Hz.İsa olarak bilinmiştir.Dini anlatılara göre annesi Meryem, Levioğulları soyundan geliyordu. Hristiyanlık, Hz.İsa'nın annesi Meryem üzerinden olan gerçek biyolojik şeceresi hakkında bir bilgiye sahip değildir. Yeni Ahit'te birbiriyle birçok uyumsuzluk gösteren iki şecere, Meryem'in kocası ve Hz.İsa'nın kanuni babası olarak andığı marangoz Yusuf'un Davud'a kadar çıkan soyağacını verir. Hristiyanlığın bakış açısına göre, Eski Ahit'te yer yer ileride zuhur edecek olan Hz.İsa'nın ima edildiği düşünülen (beklenen Mesih) inanışı vardır.

Hz.İsa'nın varlığının hikmeti

Hz.İsa yine halka seslenip şöyle dedi: “Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.”
Hans Holbein'ın tasviriyle Yuhanna 8:12

Hristiyanlara göre Hz.İsa'nın "dünyada kendine özgü bir önem"i vardır.Hristiyanlara göre Hz.İsa insanları Tanrı'ya yaklaştırmış ve Mahşer Günü dirilerek insanları bedensel dirilişlerinden önce ya da sonra yargılayacaktır. Kimilerine göre ise Hz.İsa'nın kurtarıcı rolü öteki dünyadan çok varoluşçu ya da toplumsal bir kimliktir;ve bazı araştırmacılar Hz.İsa'nın evrensel uzlaşıyı getireceğini savunur.Çoğu Hristiyan Hz.İsa'ya Kutsal Ruh'un insana dönüşmüş hali ve Kutsal Teslis'teki üç tanrısal ilkenin ikincisi olarak inanırken az sayıdaki bazı gruplar teslis inancını kısmen ya da tamamen reddeder.

Hz.İsa'nın tabiatı

Hristiyan inancında Hz.İsa Tanrı'nın Oğlu ve Tanrı'nın enkarnasyonudur.O, Baba (Tanrı) ile insanlar arasında aracı, Tanrı'nın sözlerinin beden bulmuş biçimi, beklenen Mesih, kurtarıcı, Rab, Tanrı ile aynı "öz"den olan, güçlü Tanrı, tek insan, dünyanın tek kralı, Kutsal Üçlü Birlik'teki kişilerden "oğul"dur. Hz.İsa için kullanılan "oğul" ifadesi biyolojik bir anlam içermemektedir, Tanrı'nın babalığı ruhanî bir babalıktır. Hristiyanlık inancına göre Hz.İsa, insanların günahlarının bağışlanması için çarmıhta bedenen can vermiştir.

Hz.İsa'nın tanrısal ve insani özellikleri farklı mezheplerce farklı yorumlanır. Hristiyanlığın monofizit görüşüne göre insani tabiatı ile tanrısal tabiatı, tanrısal özü altında erimiş ve ayrılmaz, bölünmez tek bir tabiat meydana gelmiştir. Çarmıhta sadece insanî tabiatı acı çekmiştir. Tanrısal tabiatı acı çekmemiştir.

Diofizit görüşe göre ise insani ve tanrısal olmak üzere birbirinden bağımsız iki tabiatı vardır. Çarmıha gerildiğinde tanrısal tabiatı bedeninden ayrılmış, sadece insani tabiat acı çekmiştir. Meryem, insan olan Hz.İsa'nın annesidir, dolayısıyla da ona Theotokos, yani Tanrı anası denemez Ortodoks, Katolik ve Protestanlara göre Hz.İsa'nın insani ve tanrısal iki tabiatı olup bunlar asla birleşmezler, karışmazlar ve ayrılmazlar.

İslam'da Hz.İsa

İslam'da Meryem oğlu Hz.İsa, Mesih'tir, Allah'ın Kelimesidir, Rûhullah'tır,bir rasuldür, beş ulu'l-azm peygamberden biridir.Ayrıca Müslümanlar İncil'in Hz.İsa'ya vahiy yoluyla indirilen kutsal bir kitap olduğuna inanırlar.Hz.İsa, Tanrı da değildir, Allah'ın oğlu da değildir. Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiştir. Al-i İmran Suresi ve Meryem Suresi'nde anlatılır.

Hayatı - Doğumu

İslamiyetin ana metni Kuran'a göre Hz.İsa, biyolojik veya ruhsal bir babası olmayarak, mûcizevî bir sûrette, annesinin rahminde yaratılmıştır. Kuran'da buna bir misal olarak, toprağa insan sûreti verilip can ilka edilmesi sonucu babasız yaratılan Adem Peygamber örnek getirilir ve iki peygamberin yaratılışı aynı mucize kategorisinde vurgulanır.Kur'an'da Hz.İsa'nın bir anne-baba ilişkisinden değil, sadece bir anneden meydana geldiğini vurgulamak için birçok ayette, annesine izafeten"Meryem oğlu Hz.İsa" şeklinde zikredilir.İnsanlar, doğduğunda, Şeytan tarafından dürtülüp rahatsız edilir ve ağlarlar. Meryem oğlu Hz.İsa, Şeytan'ın dokunup rahatsız edemediği kişidir.

Çarmıh'tan korunması ve göğe yükseltilişi

Kuran'da, Hz.İsa'nın çarmıha gerilmediği ve çarmıhta -veya başka bir şekilde- insanlar tarafından öldürülmediği öğretilir.

Şeceresi

Kuran'da Îsa'nın soyağacından olarak annesi Meryem[64] ve dedesi İmran'ın[68] adları zikredilmektedir. Müslüman bilginlerin eserlerinde hem Hristiyanların geleneklerinden iktibas edilmiş Marangoz Yusuf'un şeceresi, hem de Hristiyan geleneğine dayanmayan Meryem'in ve kuzeni Yahya'nın şecereleri mevcuttur. Marangoz Yusuf'un şeceresi ile Meryem Ana'nın[69] ve Yahya bin Zekeriya'nın şecereleri arasında büyük farklılık mevcuttur.

Yaşadığı dönem hakkındaki ihtilaflar

Hristiyan geleneklerinin etkisiyle, İslam bilginleri, Meryem oğlu Hz.İsa'nın, MS 1. yüzyılda risalet görevini yerine getirdiğini zımnî olarak kabûl etmektedir veya İslam'ın temel metni Kuran ile çatışma arzetmediği ve ayrıca akîde konusunda bir mesele olmadığı için bu konuda bir îtirazda bulunmamaktadırlar. Bununla birlikte, İslam bilginlerinin tarih boyunca yazmış oldukları eserlerde, Meryem oğlu Hz.İsa'nın ve en bilinen çağdaşları Zekeriya ve Yahya Peygamberlerin ve Meryem Ana'nın hakkında Hristiyan gelenekleriyle uyumsuzluk gösteren pek çok vaka rivayet edilmiştir. Meryem Ana'nın şeceresi de bunlardan birisidir.[Not 5] Bu örneklerden bir diğeri Ashab-ı Karye vakasıdır. Bazı tefsir yazarları, Ashab-ı Karye vakasının, Hz.İsa'nın yolladığı elçiler ile ilgili olduğunu ve bu olayın Antakya'yı yöneten Antihas oğlu Antihas (انطيخس بن انطيخس) adındaki bir hükümdar zamanında yaşandığını rivayet etmektedirler.

MS 1. asra aykırı duran bu rivayetlerin dışında, Hz.İsa'nın Hristiyan geleneğinde anlatılandan asırlar önce yaşadığını açıkça savunan rivayetler de İslam geleneğinde görülmektedir. Ahmed Sirhindî de mektuplarından ikisinde, onun Eflatun (MÖ y. 427-347) zamanında yaşadığını ve tebliğinin Eflatun'a ulaştığını dile getirir. Taberi'nin rivayetlerinde, Makedonyalı İskender’in Babil’i ele geçirmesinin altmış beşinci senesinde (yaklaşık MÖ 266) Hz.İsa’nın doğduğunu kabûl eden Farslar; İskender’in Babil’i fethinin üç yüz üç sene sonrasında (y. MÖ 28) Hz.İsa’nın doğduğuna inanan Hristiyanlar, Makedonyalı İskender’in hakimiyetiyle Hz.İsa'nın doğumu arasında elli bir sene geçtiğini (en geç MÖ 272) kabûl eden Zerdüştler vardı.

İslam'daki özel konumu
Hz.Muhammed (SAV)'in geleceğini bildirmesi

Kuran, Hz.İsa'nın, Ahmed adında, kendisinden sonra gelecek olan bir resûl olarak Hz.Muhammed (SAV)'i, İsrailoğullarına haber verdiğini bildirir. Bununla ilgili olarak bir hadîste Hz.Muhammed (SAV), şöyle söylemiştir, “Benim ismim Kuran’da Hz.Muhammed (SAV), İncil’de Ahmed, Tevrat’ta Ahyed’dir.”Bazı İslam bilginleri, Yuhanna İncili'nde geçen Faraklit’in İslam peygamberi Hz.Muhammed (SAV) olduğunu savunur. Hristiyan inanışına göre ise Faraklit, Kutsal Ruh'tur. Kanonik incillerde açıkça Hz.Muhammed (SAV)'in geleceğini haber veren bir bilgi yoktur. O yüzden Müslümanların Yuhanna İncili'nde Hz.İsa'nın Hz.Muhammed (SAV)'in geleceğini bildirdiğine dair delil kabul ettikleri sözleri, Hristiyan dünyası delil olarak kabul etmez.

Evliya Çelebi, Seyahatname’de, İslam'a göre Meryem oğlu Hz.İsa'nın havarilerinden kabul edilen Şem'un-u Safa'nın Nakura yakınlarındaki türbesinde bulduğu incil nüshasını defalarca okuduğunu ve incelediğini, Hz.İsa'ya inen ve Hz.Muhammed (SAV)'i müjdeleyen ayetin o nüshada mevcut olduğunu iddia etmektedir. Evliya Çelebi'nin, bizzat Şem'un-u Safa tarafından yazıldığını naklettiği bu el yazması incil, bulunamamıştır.

Ahir zamanda geri dönecek olması

Kuran'da açıkça Meryem oğlu Hz.İsa'nın ahir zamanda geri gelip gelmeyeceği yazılı değildir. Ahir zamanda Hz.İsa'nın geleceğinin haber verildiği hadisler vardır. Hz.İsa, geldiğinde Deccal'i helak edecektir.Ancak, İslam bilginleri, Deccal'in mahiyeti, İsa'nın gelişinin mahiyeti ve Deccal'i helak edişinin mahiyeti konusunda oldukça farklı yorumlar yapmışlardır.

Yahudilikte Hz.İsa

Yahudiler, Hz.İsa'nın Mesihliğini, peygamberliğini ya da Tanrı'nın Oğlu veya enkarnasyonu olduğunu tanımaz.İbn-i Meymun, Nasıralı Hz.İsa'nın ve Hz.Muhammed (SAV)'in mevcudiyetlerinin hikmetinin, beklenen Yahudi Mesihi'nin gelişine dünyayı hazırlamak olduğunu savunur.

Miladi takvimi ret

Miladî takvim, Hz.İsa'ya göre düzenlenmiştir. Milat, Roma imparatoru Ogüst'ün imparatorluğunun 28. yılıdır. Bu sene, Hristiyan geleneğinde Hz.İsa'nın doğum yılı olarak kabûl edilir. Bu yıl, zaman çizelgesinde başlangıç noktasını temsil eder. Milattan Önce (MÖ) ile Hz.İsa'dan Önce (İÖ) ve Milattan Sonra (MS) ile Hz.İsa'dan Sonra (İS) aynı anlamda kullanılır. "Milattan Sonra" anlamında kullanılan AD (Anno Domini) ise Latince "Rabbin yılı" anlamına gelir.

19. asrın ortalarından itibaren Yahudi akademisyenlerin öncülüğünde, Before Christ (Mesih'ten Önce) ve Anno Domini (Rab'bimizin Yılında) isimlendirmelerinin terk edilmesi gerektiği yönünde bir gelenek başlatıldı. Bunun yerine CE (İng. Common Era; Tr. Ortak Zaman) ve BCE (İng. Before Common Era, Tr. Ortak Zamandan Önce) tabirleri kullanılmaya başlandı. Bu gelenek, bilimsel çevreler tarafından benimsendi ve yaygın kabul gördü,çünkü, Ortak Zaman ve Ortak Zamandan Önce adlandırmalarında, Anno Domini (Rabbin Yılı) ve Before Christ (Mesih'ten Önce) gibi, Hristiyanlığın miladi takvimdeki belirleyiciliğinin baskınlığının hissedildiği anlamlar öne çıkmıyordu.

Yaşadığı dönem hakkındaki ihtilaflar

Hz.İsa'nın Yahudi toplumlarındaki hayat öyküsü Toledot Yeşu’nun bir versiyonunda Hz.İsa’nın MÖ 90 civarında yaşadığı anlatılır.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.