Yahudi Haber

Ana Sayfa Haberler Dini Haberler Yahudi Haber Aşkenaz Sinagogu’nda Boğaziçi öğrencilerinin Yahudi mistisizmi dersi

Aşkenaz Sinagogu’nda Boğaziçi öğrencilerinin Yahudi mistisizmi dersi

Aşkenaz Sinagogu’nda Boğaziçi öğrencilerinin Yahudi mistisizmi dersi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Yahudi Haber Yorumlar : 0 Okunma : 2374 Beğen : 0

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, farklı din ve dönemlere ait mistik akımların edebiyatlarının karşılaştırmalı olarak ele alındığı “Mistik Edebiyata Giriş: Sufizm, Budizm ve Şamanizm” dersi kapsamında Yahudi Mistisizmi konusunu kendi yerinde, Aşkenaz Sinagogu’nda Rav Mendy Chitrik’ten dinledi.

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi ve EPHE Üniversitesi Dinler ve Düşünce Sistemleri Bölümü doktora öğrencisi Zeynep Oktay tarafından verilen ‘Mistik Edebiyata Giriş’ dersi, Türkiye’de ilk kez bu şekilde öğretiliyor. Ders içeriği ve okumalar tümüyle Zeynep Oktay tarafından tasarlanmış. Farklı dinlerin içindeki mistik akımların ve bir dinin kapsamının dışında kalan mistik metinlerin incelendiği bu ders, bu özelliğiyle bugüne kadar bir araya gelmemiş birçok eseri yan yana okuma fırsatı veriyor. Türk toplumunda ‘öteki’ olarak tanımlanan din ve düşüncelerle ortaklıklar kurulması ise Türkiye’de din çalışmalarında çok özlemi duyulan kültürlerarası bir ders tecrübesini mümkün kılıyor.

Zeynep Oktay, yedi haftalık hızlandırılmış yaz dönemi boyunca farklı zaman dilimlerine ait -M.Ö. 6. yüzyıldan günümüze kadar gelen- eserler aracılığıyla farklı mistik akımların teorik ve pratik yönlerini felsefi, tarihi ve antropolojik açılardan ele alıyor. Eğitim sürecinde ‘Sutra’* ve ‘Koan’* türleri dâhil olmak üzere, Dede Korkut destanları, Orta Asya’dan şaman hikâyeleri ile Mevlana Celaleddin Rumi, Yunus Emre ve Dante gibi şairlere ait eserler incelenirken, Aldous Huxley, Hermann Hesse ve Muhammed Iqbal gibi modern yazarların da eserlerine yer veriliyor. Derste okunan metinler, mistisizm ve edebiyat ile yazılı ve sözlü edebiyat arasındaki ilişkiye odaklanırken popüler mistik akımlar ve modern dünyada mistisizmin nasıl şekil değiştirdiği de gözlemleniyor.

İşlenen konuları yerinde görebilmek ve deneyimleyebilmek için ders programına, cemevi ve sinagog ziyareti ekleyen Zeynep Oktay’dan, verdiği ilginç dersin detaylarını ve ziyaretlerindeki izlenimlerini paylaşmasını rica ettik.

Kısaca Mistisizmi tanımlamak istersek…

Mistisizm, ilahi hakikatin aranışı ve iç tecrübesi ile tanımlanan inanç sistemlerine verilen ortak addır. Mistisizm, genel kanının tersine, mutlaka bir dinin içinde var olmak zorunda değil. Tanrı inancı barındırmak zorunda da değil. Ben dersimin yapısını kurarken modern dönem öncesini üç ayrı çatı altında topladım. Birincisi politeistik, yani çok Tanrılı mistisizmler. Buna örnek olarak Şamanizm metinlerine baktık. İkincisi non-teistik, yani bir Tanrı inancı içermeyen mistisizmler. Buna örnek olarak da Budizm metinlerine baktık. Son olarak da tek Tanrılı dinlerdeki mistik akımlara ait metinler. Buna örnek olarak ise Tasavvuf’u işledik. Bunlara ek olarak, dersin en son bölümünde erken modern ve modern eserler üzerinde durduk.

Mistik Edebiyat nedir?

Birbirlerine tümüyle uzak zaman ve coğrafyalarda yaşamış mistiklerin hepsinin yılmadan tekrar tekrar söylediği bir şey var. Onlara göre dil, İlahi Hakikat’in içsel tecrübesini ifade etmeye yeterli değil. Hakikat, Tanrı, ‘dil’ tarafından tanımlanamaz, idrak edilemez. Buna rağmen, ifade etmek için başlıca yolumuz ve en önemli aracımız yine de ‘dil’dir. Tarih boyunca Çin’den Avrupa’ya kadar her akımda, her yerde bu paradoks göze çarpar: “Hakikat anlatılamaz, hakikatin anlatılamazlığını bile bile anlatmayı deneyeceğim.” Her mistik edebiyat akımı, anlatılamazı anlatmak için geliştirilmiş yeni bir yöntemdir.

Mistikler edebiyat yoluyla kendi içsel tecrübelerini tam olarak anlatamıyorlar belki ama işaret ediyorlar. Bu sayede ise hem kendilerinden sonra gelenlere yol göstericilik yapıyor, hem de kendileriyle aynı mertebede olanlarla diyalog kuruyorlar. Dil ve edebiyat bu anlamda hem içsel dönüşümün ifadesi, hem de dönüştürücü bir araç oluyor.

Elbette bu kadar geniş bir zaman dilimi ve coğrafyadan bahsettiğimizde karşımıza şaşırtıcı bir ortaklık kadar olağanüstü bir çeşitlilik de çıkıyor. Bu ise hem içeriğe hem de şekle dair bir çeşitlilik. Biz derste metinlerin ne anlattıkları kadar nasıl ve niçin anlattıklarıyla da uğraşıyoruz. Bu tür bir perspektif farklı mistik edebiyatlar arasındaki benzerlikler kadar yapısal ve tarihsel farklılıkların da altını çizmeyi mümkün kılıyor. Yani dersimizin amacı yalnızca benzerlikleri veya ortaklıkları bulmak değil. Devamlılıklar kadar kopuşları da görebilmek.

Dersinizin konusu ‘Mistik Edebiyata Giriş: Sufizm, Budizm ve Şamanizm’ -Neden bu konuyu seçtiniz?

Açıkçası dünyada bu tür bir perspektifle işlenen çok çok az mistik edebiyat dersi var. Ne Türkiye'de ne de yurt dışında aldığım eğitimler, çalışmalar ve araştırmalarda, bu tarz karşılaştırmalı ve akımlar arası ortaklıkları inceleyen bir derse denk gelmedim. Örneğin, ‘tasavvuf’ ele alındığında kendi içine kapalı bir şekilde ele alınıyor, adeta tasavvufun geliştiği dönemde var olan diğer akımlardan, örneğin Budizm'den veya Hıristiyanlık’tan etkilenmemiş gibi. Bu tarz düşünce yapısı özellikle Türkiye’de kültürlerarası ve dinler arası geçişkenliği yok sayıyor ve bunun sonucu olarak kendinden olmayanı radikal bir şekilde ‘ötekileştiriyor’. Çünkü kişiye kültürlerarası ve/veya dinler arası benzerlikler veya etkileşimler olabileceği konusunda düşünme fırsatı hiç verilmemiş, konunun araştırmaya değer olduğu düşünülmemiş bile. Kültürlerin ve dinlerin, aynı dönemde var olan diğer din, kültür ve akımlar ile karşılaştırma yapılmadan sadece kendi içlerinde incelenerek araştırılması, tarihsel gerçekliği yadsıyor ve maalesef basit kategorilere koyma refleksini geliştirirken, sorgulama refleksini ortadan kaldırıyor. Tek bir görüş içinde kapalı kalmaktan doğan akademik kısırlık sonucu eleştirel düşünce yapısının önü tıkanıyor ve insanlar kendi perspektiflerine takılı kalıyor. Bu durum Osmanlı dönemindeki kültürel ve edebi hayatı da yansıtmıyor. Anadolu ve İslam dünyası, batıdan, doğudan, dünyadaki diğer düşünce akımlarından beslenerek kendini var etmiş ve bu sayede özgün düşünce üretebilmeyi başarmış bir coğrafya. Ortada siyasi bir proje veya koşullanma olmadığında kültürlerarası geçişkenliği görebilmek doğal olarak mümkün. Amacım, seküler bir yerden, karşılaştırmalı olarak dini edebiyatlar üzerine konuşulup tartışılabilecek bir platform oluşturmak.

Derse katılan öğrenci profili nasıldı?

Bence bu dersin en büyük başarısı, dersin öğrenci profiliydi. Derse katılan 15 öğrenciden sadece 4 tanesi Tük Dili ve Edebiyatı öğrencisiydi. Diğerleri Felsefe, Batı Dilleri, Mühendislik, Eğitim Fakültesi, Finans Master ve Turizm bölümü öğrencilerinden oluşuyordu. Katılımcılar arasında İsviçreli Fransız bir öğrenci, Amerikalı bir öğrenci, LGBT öğrenciler, Ateist öğrenciler, Mevlevi aileden gelen bir öğrenci, teoloji okumak isteyen bir öğrenci, başörtülü öğrenci, Jewish Studies alanında uzmanlaşmak isteyen ve Sabetaycılarla ilgilenen öğrenci, Alevi ve Hristiyan öğrenciler vardı. Bu dağılım belki her yerde var ama yalnızca Boğaziçi Üniversitesi gibi birkaç yerde herkes kendi kimliğini açıkça ortaya koyabiliyor. Bu ders boyunca konuşulan konular, yapılan geziler süresince de herkes farklılıklarını serbestçe ortaya koyma ve dile getirme rahatlığını yaşadı. Biz de sınıf olarak bu farklı görüş ve tecrübelerden beslendik.

Derslerinizde Sufizm, Budizm, Şamanizm’i ve farklı akımları inceliyorsunuz. İnsanın kendi inancına ters gelen bir inanışı tarafsız olarak yansıtabilmesi mümkün mü?

Hiçbir ders konusuna kendi kişisel inancımın perspektifiyle yaklaşmadım. Her zaman konumuz olan yazar veya şairin perspektifinden konuşmaya çalıştım. Dante’yi Hıristiyan gibi, Buda’yı Budist gibi, Huxley’yi Huxley gibi, Huxley’nin gözünden anlattım. Ders verirken kendi konumumu görünür ve önemli kılmadım; bu yüzden ne beni ne de okuma materyalini ötekileştirmeleri riski olmadı. Kendilerini ‘öteki’ olarak kodlamalarına sebep olacak bir davranışta bulunmamaya özen gösterdim. Müslüman öğrenci Müslümanlığı başı açık, ojeli kadından dinlemekten, Alevi öğrenci, Aleviliği Alevi olmayan birinden dinlemekten, Hıristiyan öğrenci, Müslüman birisinden Hristiyanlığı dinlemekten gocunmadı. Bunun sonucunda sinagogda ziyaret ettiğimiz hahamı sadece bir dinin temsilcisi olarak değil, kendi hayatlarına dair olabilecek biri olarak görüp bu tarz bir ilişki kurdular.

Cemevi ve Aşkenaz Sinagogu'nu ziyaret etmeye nasıl karar verdiniz?

Derslerde öğrencilerle birlikte öğrendiğimiz kavram ve pratiklerden bazılarını, kendi yerlerinde görebilmek ve deneyimlemenin, ilginç ve eğitici olacağını düşündüm. Gidilecek yerlerin; serbestçe istedikleri zaman gidebilecekleri değil, ancak özel izinler ile girebilecekleri yerlerden olmasına dikkat ettim. Kendi kendilerine gidemeyecekleri ve toplum tarafından en çok ötekileştirilen yerlere yoğunlaştım. Bu yüzden camii veya Mevlevihane yerine, cemevi ve sinagog daha uygun seçimler oldu. Sınıftaki bütün öğrenciler konulara özel ilgi duydukları için dersimi almışlardı. Bu işimi çok kolaylaştırdı. Programdaki derslerin yarısından fazlası geride bırakıldığında, konu hakkındaki bilgileri ve algıları daha berraklaşmış ve genişlemiş, tabiri caizse ‘gönül gözleri’ açılmış ve ‘kendileri gibi’ olmadığını düşündükleri kişileri anlamaya, onların ibadetlerine katılmaya daha hazır öğrenciler vardı karşımda. Önce Alevilerin ibadeti olan ‘Cem’ ayinine katılmak için cemevine gittik. Orada öğrencilerimden biri doğallıkla kalkıp ‘semah’ dönmeye başlayınca, Amerikalı başka bir öğrenci sanki arkadaşı tiyatro sahnesine dalmış gibi şaşırdı. Ona açıklandığında ise teoride okuduklarımızın pratikteki uygulamasını gördü ve meselenin gerçekliğini idrak etti. Cemevinden çıkarken öğrencilerimin hepsi duygu yüklüydü. Ateist oluğunu söyleyen bir öğrenci "ilk defa ibadet ettiğimi hissettim" dedi. Bu benim için olağanüstü bir mutluluktu.

Neden Aşkenaz Sinagogu’nu seçtiniz? Sinagogdaki derste neler yaptınız?

Ders programındaki sinagog gezisi için, hem sinagogu anlatacak hem de Yahudi Mistisizmi ile ilgili bilgi verebilecek bir haham arayışı ile lisede beraber okuduğumuz Yahudi bir arkadaşımdan beni yönlendirmesini rica ettim. Rav Mendy Chitrik ile irtibata geçebileceğimi söyleyince, kendisine mail ile ulaşarak kendimi tanıttım, ders programını yolladım ve dersin içeriğini anlattım. Ayrıca amacımın genelde göz ardı edilen dinler arası ve kültürlerarası yakınlıkları mercek altına almak, politik stratejiler sonucu kaybedilen doğal iletişimin yeniden kazanılmasına olanak sağlamak olduğunu belirttim.

Rav Mendy Chitrik, sinagog gezisi için olumlu yanıt verince, öğrencilerim çok heyecanlandılar. Sinagoglar yıllardır ciddi ve dinamik bir şekilde korunuyor ve sadece bazı sinagoglar, o da ancak özel izin ve randevulu olarak ziyaret edilebiliyor. Gezinin planlandığı hafta, İsrail olaylarının en sıcak ve provokatif dönemine denk gelmesine rağmen, öğrencilerden hiçbir önyargı gelmedi, hiçbiri ‘gitmeyelim , iptal edelim’ demedi. Tek bir öğrenci bile devlet politikası ile sinagogu özdeşleştirmeyi aklına getirmedi, tam tersine bütün katılımcılar kendileri gibi olmayanı almaya, anlamaya hazırdılar. Bu oluşumda, en büyük katkının, Boğaziçi Üniversitesi’nin yapısından geldiğini düşünüyorum. Boğaziçi Üniversitesi, yeniliğe ve çeşitliliğe açık olan, her şeyin tartışılabildiği, her şeye eleştirel bakılabildiği, önyargısız veya bunu yansıtmayan, hayat görüşü ve inanışları farklı kişilerin bir arada bulunabileceği, farklılıkları merak, kabulleniş ve öğrenme arzusu ile besleyen bir ortam sağlıyor.

Aşkenaz Sinagogu’na olan ziyaretimiz, ders saatleri içinde yapıldı ve o günkü dersi Rav Mendy Chitrik ;“Yahudi Mistisizmi” üzerine verdi. Vereceği dersin içeriği hakkında önceden konuşmamamıza rağmen, Rav Mendy konuya tam da derste üzerinde defalarca durduğumuz, mistisizmdeki paradoks kavramından bahsederek girdi. Dedi ki: “Tanrı’nın mutlak anlamda sınırsız olabilmesi için, kendini sınırlayabiliyor olması gerekir. Kendini sınırlı kılamıyorsa, tam anlamıyla sınırsız olamaz.” Rav Mendy konuşmasına bu paradoks ile başlayınca öğrenciler bir anda bildikleri, okudukları konunun içinde buldular kendilerini. Rav Mendy doğrudan en derine indi, tarihselliğe hiç girmedi. Anlattığı şeyler özetlerde, Google’da bulunamayacak bilgilerdi. Hakikati masaya yatırınca ortak yönler ortaya çıktı. Normalde derslerde hiç konuşmayan öğrenciler dâhil olmak üzere, herkes el kaldırıp İngilizce soru sordu. Zohar, insanın İlahi Işığın kabı olması, kemale ermek, insanın ilahiliği, cennet-cehennem, şekil ve mana, amaç ve araç, özgür irade, şeytan, insanın bu dünyada varoluş nedeni, Kutsal Kitabın işlevi, insanın Kutsal Kitap ile ilişkisi, Tanrı ile insan arasındaki ilişki, din ile toplumsal yaşam arasındaki ilişki hakkında uzun uzun konuşuldu. Dikkatimi çeken bir başka şey de, öğrencilerin sordukları soruların, herhangi bir Yahudi tarafından değil, ancak bir haham tarafından cevaplanabilecek derinlikteki felsefi, mistik ve teolojik sorular olmasıydı. Sinagogu gezen ve sinagog hakkında da Rav Mendy’ye soru soran öğrenciler, bu ziyaretten çok memnun kaldılar. Bir öğrencim hislerini şöyle ifade etti: “ Özüne inince ne kadar aynı”.

Verdiğiniz karşılaştırmalı derslere devam edecek misiniz? Sinagog ziyaretleri devam edecek mi?

Eğer Boğaziçi Üniversitesi’nin programına uyarsa dersi önümüzdeki dönemlerde de vermeyi arzu ediyorum. Rav Mendy Chitrik olumlu baktığı sürece, Aşkenaz Sinagogu’nda Rav Mendy’in vereceği ders de müfredata dâhil olacak.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmayan biri, dersinize dışardan katılabilir mi?

Ders kotası dolmadığı sürece bazı şartlara bağlı olarak dinleyici kabul edilebilir. Yaş önemli değil. İyi bir İngilizce seviyesi gerekiyor. Katılımcı adayı, konuya ilgisi olduğunu göstermeli, ders okumalarını yapmalı ve derslere düzenli olarak gelmeli. Bana ulaşırlarsa yönlendirmeye çalışırım.

Zeynep Oktay’a öncü ve yeni kapılar açan görüş ve girişimlerini paylaştığı için çok teşekkür ederiz.

*Sutra-Buda’nın diyalogları

*Koan-Zen (Chan) Budizm’inde mantıklı düşünceyle cevaplanması mümkün olmayan, yalnız sezgilerle anlaşılabilen hikâye, diyalog ya da sorulara verilen ad.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Haberler