İslami Haberler

Ana Sayfa Haberler Dini Haberler İslami Haberler Mehmet Akif'in Kur'an meali yayınlandı

Mehmet Akif'in Kur'an meali yayınlandı

Mehmet Akif'in Kur'an meali yayınlandı
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İslami Haberler Yorumlar : 0 Okunma : 2845 Beğen : 0

Mehmet Akif Ersoy'un, yakılan Kur'an-ı Kerim meali yayınlandı. Meal için bugün İstanbul'da Topkapı'da bulunan Yenikapı Mevlevihanesi'nde tanıtım töreni yapılıyor. Meal Mahya yayınları tarafından yaynlanıyor.

Bilindiği üzere 1925 yılının Şubat ayında TBMM'de İslami kültürün temel kaynaklarının Türkçeye kazandırılması konusu gündeme gelmişti. Eskişehir mebusu Abdullah Azmi Efendi'nin öncülüğünde elli mebusun verdiği önergenin kabul edilmesinden sonra Kuran'ı Kerim ve Ahâdis-i Şerife Türkçe Tercüme ve Tefsir Heyet-i Mütehassısası için Diyanet İşleri Riyasetine tahsisat ayrıldı.

Dönemin Diyanet İşleri Reisi Rifat Börekçi ve Diyanet İşleri Reisliği Hey'et-i Müşavere azası Ahmet Hamdi Akseki'nin ısrarlarıyla Mehmet Akif'e TBMM tarafından Kuran mealini yazma görevi verilir. Yapılan anlaşma gereğince Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tefsir yazacak Akif'in hazırlayacağı meal ile birlikte bir arada basılacaktı. Çok iyi Arapça bilen, Türkçeyi güzel kullanan Mehmet Akif'in uzun zaman çalışarak meydana getirdiği Kuran meali Akif'in Mısır'da sürgün olarak yaşamak durumunda kaldığı yıllarda hazırlanmıştır.

"TAMAMLANMAYAN" YEPYENİ MÜKEMMELLİK

Akif, 1926 yılında hazırlamaya başladığı meali üç yıl müsvedde, dört yıl temize çekip düzeltmeler yaparak yedi yılda "tamamlamıştır". Eşref Edip 1932'de Mısır'a gittiğinde Mehmet Akif'in Kuran mealini baştanbaşa okuduğunu ve çalışmanın son derece ahenkli olduğunu anlatır Mehmed Akif kitabında ve şöyle der: "Bir şiir gibi senelerce üzerinde işlenmiş, hiçbir tarafında, hiçbir noktasında hiçbir pürüz kalmamış. Su gibi akıyor, bir çağlayan gibi gönülleri heyecana veriyor."

Oysa dostlarının gözünde tamam olan meal Akif nazarında henüz son şeklini almamıştır. Onun meal konusunda ne kadar titiz davrandığını Yozgatlı Mehmed İhsan Efendi İsmail Hakkı Şengüler'e yazdığı bir mektupta şu şekilde anlatır: "Akif Kuran tercümesinde son derece titiz davranıyordu. Birkaç ayetin tercümesini yapıp son şeklini verdikten sonra alır bana getirirdi. Son şekli birlikte gözden geçirirdik. Bazan ufak tefek değişiklikler yapmış olurduk. Tercüme edilen Allah'ın kelâmı olduğu için kendisini büyük bir sorumluluk altında hissederdi. Birlikte gözden geçirdiğimiz kısımlar üzerinde vicdan rahatlığına ulaştığı anlaşılırdı.(...)

Ben, son şeklini verdiğimiz kısımların artık bittiğini kabul ederdim. Ancak bir müddet sonra bir de bakardım ki falan satırdaki filân kelimeyi atıp yerine başka bir kelime koymuş. Ve bu yeni kelime sayesinde ayetin Türkçe anlamına yepyeni bir mükemmellik kazandırılmış. (...)

Kuran'ı baştan sona bu surette tercüme edip bitirdi. Ve peyderpey birlikte gözden geçirmiş olduk."

Akif'in Türkiye'deki Türkçe ibadet tartışmalarından ve uygulamalarından dolayı meali oldukça yavaş hazırladığı söylenir. Oysa mesele sadece bu olayla ilgili değildir. Çünkü, Akif Türkçe ibadet tartışmalarının henüz başlamadığı 1928'lerde tercümeyi teslim etme konusunda tereddütler yaşamıştır. Türkçe ibadet denemeleri ise 1932'de başlamış daha sonra bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Elbette Türkçe ibadet tartışmaları onun tereddütlerini arttırmıştır. Fakat o buna rağmen mealini tamamlamaktan vazgeçmemiş daha ziyade mealinin mükemmel olmasını istemiştir. Kendisini tatmin etmeyen bir tercümenin başkasını tatmin etmeyeceğinin farkında olarak şunları ifade etmiştir: "Kur'an dinlemek âlâ. Kur'an okumak iyi, lakin Kur'an tercümesini yazma yok mu, işte o müşkil, daha doğrusu müdhiş bir sa'y. Bakalım Allah tevfikını lütuf buyuracak mı?"

Akif'in hazırladığı mealin Diyanet İşleri Reisliği, reis muavini Ahmed Hamdi Akseki tarafından resmi bir yazı ile istendiği biliniyor. Akif ise meali göndermez ve Diyanet İşlerine şu cevabı yazar: "Aramızdaki mukaveleye göre, Hamdi Efendi'nin yazmakta olduğu tefsir de sona erince, her ikisinin de bir arada basılmasıdır. Tefsir henüz bitmemiştir. O zamana kadar mealin üzerinde bir daha durmak istiyorum. Mukavele mucibince bana avans olarak verilen meblağın ödenmesi icabediyorsa onu da muayyen taksitlerle ödemeye hazırım."

VASİYET VE SONRASI

Akif, 1936 yılında ağır hasta olarak Türkiye'ye dönerken hazırladığı meali kendisinin ahlak ve faziletine güvendiği Yozgatlı müderris Mehmed İhsan Efendi'ye bırakarak " Dönebilirsem, üzerinde yeniden çalışır, neşrederiz; dönemezsem, yakarsın" vasiyeti ile teslim eder.

Akif'in Türkiye'de vefatından sonra Yozgatlı Mehmed İhsan Efendi, Akif'in hazırladığı meali yakamamış, üstelik kendi el yazısı ile ikinci bir nüshasını da çıkarmıştır. Akif'in vefatından sonra Türkiye hükümeti tercümeyi elde edebilmek için çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Bunların bütün serencamı M. Ertuğrul Düzdağ'ın Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur'ân Meâli kitabında anlatılmaktadır.

Mehmed İhsan Efendi 15 Temmuz 1961 yılına kadar meali kimseye vermez. Soranlara da "yaktım" cevabını verir. Buna karşın hemen herkes "Belki sözü yerini bulsun diye Akif'in bıraktığı evrakı yakmış; fakat daha önce, bir nüsha istinsah ederek saklamıştır" ümidini taşıyordu. Mehmed İhsan Efendi hem orijinal nüshayı saklamış hem de inci gibi rik'a yazısıyla Akif'in tercümesini bir başka deftere geçirmiştir. Vefatından önce oğlu Ekmeleddin İhsanaoğlu'nu yanına çağırır. Ölürse çalışma masasının sağ üst gözünde bulunan iki tomar defteri yakmasını vasiyet eder. Mehmed İhsan Efendi'in vefatından sonra Mustafa Sabri Efendi'nin oğlu İbrahim Sabri Bey defterlerin derhal yakılmasını ister. Ona göre, eğer bu defterler yakılmazsa Türkiye'de Türkçe Kuran diye ilan edilecek ibadetlerde okunacak ve Mehmet Akif'in korktuğu durum gerçekleşecekti.

Nüshaların yakılma sürecinde İbrahim Sabri Bey'in asabi tutumu yanında Türkiye'de 27 Mayıs 1960 sonrasında Türkçe ibadetin tekrar uygulanmak istenmesinin de payının olduğu söylenir. Ciltli iki nüsha İsmail Hakkı Şengüler'in Abbasiye'de bulunan evinin geniş balkonunda yakılır.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Osman Saraç( Emin Saraç'ın ağabeyi), Ali İhsan Okur'la birlikte dört yakma olayının dört şahidinden biri olan İsmail Hakkı Şengüler 1992 yılında mealin yakıldığını açıkladı. Bu yıla kadar Akif'in mealinin bir yerlerde muhafaza edildiğine dair ümit devam etmişti. Şengüler, yukarıda kısaca aktardığımız olayı tafsilatlı bir biçimde 1990-1992 yılları arasında yayınladığı on ciltlik Mehmed Âkif Külliyatının son cildinde yapmıştı. Yakma olayının şahitlerinden Ali İhsan Okur ise bir süre önce "Yanan metindeki hat, İhsan Efendi'nin hattına benziyordu" diyerek mesele hakkında başka ihtimalleri gündeme getirmişti.

Mahya Yayınlarından çıkacak mealin nüshası ise Ezher üniversitesi mezunu Mustafa Runyun'dan geliyor. Latin harfleri ile daktiloda yazılmış olan bu metin mealin üçte birlik kısmından oluşuyor. Görülen o ki mealin başka kişilerde de bir/kaç nüshasının veya aslının bulunabileceği ihtimali dikkate alınmamıştı. Buna rağmen tamamlanan mealin kalan kısımların akıbetin ne olduğu konusu şimdilik bilinmezliğini koruyacak gibi.

Öyle sanıyorum ki bütün bunların hikayesi yayınlanacak olan mealin başında yer alacak bir yazıda ayrıntılı olarak yer alacaktır. Beyazıt'ta düzenlenen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı' nda Mahya yayınevi yetkililerinden biri ile ayak üstü yaptığım konuşmada söz konusu mealin Hayreddin Karaman, M. Ertuğrul Düzdağ ve Dücane Cündioğlu tarafından incelendiği aktarıldı. Ramazan ayının sonuna doğru basılacak olan meal "tamamlanmış" metin olmasa da bundan sonraki Akif araştırmaları bakımından yeni yorumlara kapı açması bakımından dikkate değer katkılar sunacaktır.

Hiç kuşkusuz Kuran şairi olduğu her fırsatta dile getirilen Mehmet Akif'in Kuranla münasebetinin başka boyutlarını da düşünmek durumunda kalacağız tarihi/siyasi değeri olan bu "eksik" meali okuduktan sonra.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Haberler