Trabzon'daki Sümela Manastırı'nda 15 Ağustosta yapılacak ayinle ilgili bir açıklama yapan Bakan Ertuğrul Günay, Doğu Karadeniz'de bir turizm alt yapısı geliştirmeyi ve buna uygun dünya çapında bir tanıtım yapmayı planladıklarını söyledi.
''Sizde bir tarihi eserin olması, sizde bir doğal güzelliğin olması, eğer tanıtımını yapmazsanız hiçbir değer taşımıyor'' diyen Bakan Günay, bölgede simgesel değeri olan mekanların bulunduğunu, Sümela Manastırı'nın da bunlardan biri olduğunu ifade etti.
Yapılacak ayin öncesi Trabzon'un ve manastırın bulunduğu Maçka ilçesinin tüm otel ve pansiyonlarının dolu olduğuna işaret eden Günay, şunları kaydetti:
''Sümela, aynı zamanda bizim için bir anıt müzedir, ama bir inancın sahipleri bizim için çok anlamlı olan bu anıt müzede, 'iki saat bir başka dilde dua etmek istiyoruz' diyorlar. İnsana, inancına saygı açısından özgürlükçü bir toplum ve devlet bu talep karşısında anlayışsız kalabilir mi? Biz bütün bu alandaki sınırları Vali arkadaşımız belirlemek üzere saatle, günle sınırlı bir düzenleme yapılmasına imkan verdik. Bundan neden birileri rahatsız olurlar? Bu bölgenin tarihi zenginliğini, potansiyelini, bu bölgenin farklı geçmiş kültürlerini nasıl dünyaya anlatabiliriz?
Bakın bunu Antalya'da yapıyoruz. 400 bin kişi gidiyor küçücük bir kasabaya. Şimdi yani Sümela'ya yazık değil mi? Şu anda Trabzon'un, Maçka'nın tüm otel ve pansiyonları doldu. Sonuçta insanlar farklı dillerde dua edecekler. Bırakalım insanlar dua etsinler, kavga etmesinler. Ne var bunda? Bundan kimseye kötülük gelmez. Ama Türkiye'nin ileri gitmesini istemeyen bazı mihraklar, polemikler yaratıyorlar. Bu konuda geçenlerde aynı günde, aynı saatte Trabzon'un ittihatçı valilerinden birini anmak için bir toplantı dilekçesi geldi. Komedi! Ne alakası var Sümela Manastırı ile o ittihatçı valinin? Ama bunlar sonuçsuz gayretler.''
DARBE DERSLERİ
Günay, Ordu'da kaldığı otelden ayrılmadan önce basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin kaldırılmasına yönelik önerilerle ilgili bir soruyu yanıtlayan Bakan Günay, ''Kimse kimseyi kandırmasın; Türkiye'de darbeler İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine dayanılarak yapılmıyor. Türkiye'de darbeler bütün kanunlar çiğnenerek yapılıyor. Bu teklifi sunanlar, önce bu gerçeği bilsinler'' diye konuştu.
Darbelerin demokratik rejime, hatta Cumhuriyete son verdiğini ifade eden Bakan Günay, Anayasada yapılmak istenen değişikliklere de işaret ederek, şöyle dedi:
''Çünkü darbeler millet iradesini askıya aldığı için Cumhuriyete de son vermiştir. Hiçbir darbe, bir kanundan güç almıyor, kanunsuzluktan güç alıyor. İç Hizmet Kanunu'nu değiştiririz, ama herkes de bunu kafasına çaksın. Bu şu anda küçük bir gündem çarpıtma, bundan ibaret. Biz bütün bu demokratikleşmeyi yaparız, bir daha da kimse tank sesi ile uyanmasın, hangi saatte kalkmak istiyorsa o saatte kalksın.
İkincisi çok önemli bir şey yapıyoruz. 1961 Anayasasından bu yana, 'darbe yapanlar bırak yargılanmayı sorgulanamaz. Tazminat davasına bile muhatap yapılamaz' diye bir hüküm vardı, 1980'e kadar yürürlükte kaldı. Geçici olmasına rağmen 1980'den 2010 yılına kadar yürürlükte kaldı. İlk defa parlamento, değeri çok yüksek bir adım atarak bu geçici denilen, ama 50 yıldır yürürlükte var olan bu maddeyi kaldırıyor. Demokrasi açısından, hukuk devleti açısından, milli iradeye saygı açısından özel bir değeri var. Şimdi bunları gölgeleyip bir tartışma yaratılmaya çalışılıyor. Bu güneşi karartmaya, bu aydınlığı karartmaya yönelik polemikler yaratılmaya çalışılıyor. Ama ben yurttaşlarımızın, hangi siyasi partiden olursa olsunlar bu demokratik gelişmeye destek olacaklarına inanıyorum.''