Türkiye

Ana Sayfa Forum Gündem Türkiye Düşüşe geçenlerin gelecek telaşı ve imam hatip okulları

Düşüşe geçenlerin gelecek telaşı ve imam hatip okulları

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Kategori : Türkiye Cevaplar : 0 Okunma : 1980 Beğeniler : 0
    Düşüşe geçenlerin gelecek telaşı ve imam hatip okulları

    AKP iktidarı artık altın çağını geride bırakıyor. Halkın giderek daha geniş kesimleri, emperyalist odakların ülkemizin başına musallat ettiği din tacirlerinden sıkılmaya başladı. Kelebek bıyıkların laf cambazlıklarına, satın alınmış medya sayesinde yaratılan gündem karmaşasına, ileri demokrasi ve ekonomik kalkınma kisvesine büründürülmüş vücut çalımlarına şüpheyle yaklaşanların sayısı gittikçe çoğalıyor. Külhanbey havasında çevresine sürekli olarak tehditler yağdıran başbakana ve yaptıkları gaflarla bilinçaltında sakladıkları açığa çıkan ikinci sınıf AKP kadrolarına tepki artıyor. Bu tepkiler, önceleri AKP'ye hayırhah bakan çevrelere de hızla yayılıyor. Onun için AKP saflarında bir telaş basladı. Kurmakta oldukları yeni cumhuriyeti ve ona paralel olarak yerleştirmeye çalıştıkları bir çeşit islam faşizmini kalıcı kılmak için, vakit geçirmeksizin varmak zorunda oldukları bazı hedefler var. Bunu başaramazlarsa sonlarının ne denli karanlık olabileceğini şimdiden kestiriyorlar.

    Bunlardan birincisi -bence- şu anda en acil buldukları ve büyük önem biçtikleri hedef, gençliği dinsel gericiliğin hegemonyası altına almaktır.

    Eğitim sisteminde geçmiş iktidarlar döneminde başlamış olan karmaşaya ekledikleri yeni uygulamaların, tüm ayak oyunlarının, sadece milyarlarla ifade edilebilecek bir pazar yaratmanın ötesinde, çok daha yaşamsal önem taşıyan bir yanı var: Ülkenin geleceği demek olan gençliği kuşatma altına almak!

    Evet, burada söz konusu olan tam bir "kuşatma" hareketidir! Emperyalizmin taşeronlarının kalbinde yatan, tüm eğitim sistemini ele geçirmek ve bir an önce ülkede kendi siyasi hedeflerine uygun bir yeni ulus yaratmaktır.

    Bu nedenle, bilime ne katkısı olduğu belirsiz rektörler ve iktidara biat eden kadrolarla üniversiteleri medreseleştirmeye çalışıyorlar. (Bunların ülkemizi benzetmeye çalıştıkları Suudi Arabistan'da, kadınların otomobil kullanma istemine karşı, Riad Üniversitesi Rektörü, hazırladığı bilirkişi raporunda şu saptamayı yapmış: "Kadınlar ehliyet sahibi olur ve otomobil kullanırlarsa, on yıl sonra ülkede evlenecek bakire kadın bulmakta zorluk çekilir". Ülkemizdeki dinsel gericiliğin gönlünde yatan, işte bu tür raporlara imza atabilecek kadar örümceklenmiş kafaların "profesör" ünvanı taşıdığı ve rektör olduğu medreselerdir.)

    Tabii hedef sadece medreseleştirmeye çalıştıkları üniversiteler değil. Onbinlerce öğretmen açıkta beklerken, yıllardan beri tüm okulları kendi yandaşlarıyla, diyanet kadrolarıyla doldurma, imamdan bozma kimilerini okullara müdür atama çabası boşuna mı? Bu kuşatma hareketinin son aşaması olan 4+4+4 sisteminin de hangi amaçla yaratıldığı, gelecekte ne sonuçlar vereceği ve kime yarayacağı defalarca tartışıldı, yazıldı, konuşuldu.

    İmam Hatip Okullarına gelince... Bu ucube okulları, gericiliğin tabanını oluşturmaya hizmet eden önemli bir odak olarak, uzun mücadeleler sonucu gerçekleştirmişlerdi. Ve şu sıralarda asıl telaşları, orta eğitime başlayacak öğrencileri bu okullara yerleştirerek önümüzdeki beş, altı yıl içinde emperyalizmin içinde bulundugumuz coğrafya için öngördüğü siyasal gericiliğe, dinsel yobazlığa hizmet edecek gepegenç bir aktif nüfus yaratmaktan ibaret! (Bir hesaba göre, bir seçim daha kazanırlarsa, ondan sonrasını da bu okullarda yetiştireceklerini umdukları milyonlarca yeni yetme imama dayandıracaklar. Bunu başaramazlarsa tarihin karanlıklarına savrulacaklar.) Onun için orta bölümünü, sadece kızlar için olanlarını falan açarak, bir koşu tüm devlet okullarını imam mektebine dönüştürmeye soyunuyorlar.

    Bu nedenle önümüzdeki yeni okul yılı için müthiş bir telaş, bir koşuşturma, bir propaganda aldı yürüdü. Gericiliğin tüm odakları faaliyete geçti. Velileri, yandaş medyadan başlayarak, cami imamlarına dek, her yönden kuşatma altına alarak, çocuklarını devlet okullarına değil, bu ucubelere yazdırmak için ikna etmeye, o da olmazsa baskı altına almaya, kimi bölgelerde de başka okul olmadığı için seçeneksiz bırakmaya çalışıyorlar. Üstelik, bu okullar için yaptıkları propagandayla diğer devlet okullarını, normal liseleri de aşağılamaktan geri durmuyorlar.

    Neymiş efendim? Bu ucube okullar resmi devlet okuluymuş, ama normal müfredata ek olarak dinsel ve ahlaksal eğitim veriyormuş. Değişik dinlere ve mezheplere mensup insanların yaşadığı laik bir ülkede devletin resmi okulları hangi dinin eğitimini verecek? Üstelik, “ek olarak ahlaksal eğitim” de ne demek oluyor? Devlet bazı okullarında çocukları çok ahlaklı, bazılarında ise yarım ahlaklı mı yetiştirmeyi hedefliyor? Bunların iddiasına göre, bu okullarda kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azmış. Demek ki, devlet aynı devlet, ama bazı okullarında ahlaka ve davranışa önem veriyor. Bazı okullarında ise suçluluğa göz yumuyor. Bir olasılık daha var ve imam okullarının propagandacıları halk arasında asıl bu etkiyi yaratmaya çalışıyorlar: Normal devlet okullarına giden çocuklar yaramaz, tembel ve suça eğilimli olarak yetişiyor; çalışkan ve aklı başında öğrencilerse, imam olarak yetiştirilecekleri bu ucube okullardan çıkıyorlar!

    Gericilerin propagandasına göre bu imam mekteplerinin temel gayesi "... kendisi ve yaşadığı toplum için bilgili, kültürlü, başarılı, kendine güvenen, inançlı gençler yetiştirmek"miş. Yenilir yutulur gibi değil! Bilgili, kültürlü, başarılı, kendine güvenen, gençler yetiştirmek, her devlet okulunun, her namuslu öğretmenin benimsedigi hedefler değil midir? Ülkenin tüm değerlerine el koyarak, haraç mezat satmayı alışkanlık edinmiş olan din simsarları, böylece bunlara da el koyuyor ve sanki sadece kendi ucube okullarının hedefi gibi sunmaktan çekinmiyorlar.

    Bu okulları tercih etmek icin bir neden de, burada “araştırmayı seven aktif gençler“ yetiştirilmesiymiş. Bu içi boş propaganda salatasına gülmemek elde değil. Ülkeyi ve toplumu yüzyıllarca geriye götürmeyi hedefleyenler, Suudi Arabistan gibi şeriat düzenlerine gönül vermiş gericiler, araştırmayı seven gençler yetiştirecekmiş! Kuran'dan başlayarak, her şeyi ezbere ve değişmeze bağlamış olan zihniyet, salt propaganda amacıyla doğasına aykırı iddialarda bulunmaktan da çekinmiyor. Doğru ya, amaç satmak değil mi? Ne söylersen söyle, yeter ki sat!

    Bu ucube okullarda öğrenciler “21. yüzyılda gelişen ihtiyaçlara cevap verecek bireyler olarak” hayata hazırlanacaklarmış. Bu tür süslü lafların neyi gizledigini iyi irdelemek gerekiyor. Bunların, 21. yüzyılın gelişen ihtiyaclarından neyi kastettiğini bilmek isterdim. Emperyelizmin global çıkarlarına hizmet edecek yeni kadroları mı kastediyorlar? Yoksa, ucuz işgücü olarak bir kısmı yedekte bekleyecek milyonlarca emekçiyi mi? Dahası, emperyalizmin Türkiye'ye biçtigi rolü üstlenecek ve canla başla yerine getirecek yeni yetmeleri mi? Bir nokta bence tartışma götürmeyecek kadar açık: bilimsel teknik devrimlerle örülen bu çağın beklentisi, bu ucube okulların yetiştireceği imamlar ve gericiliğin propagandasını yapacak hatipler değildir! Gerek insanlığın, gerekse ülkemin gelecek için beklentisi imamlar ve kindar nesiller değil, bilimsel alanda yeniliklere imza atabilecek, en ileri teknolojileri uygulayabilecek, dahası onları daha da geliştirebilecek insanlardır. Sadece bu kadar da değil. Dünyamızın, acilen emperyalizmin saldırganlığına, insanın insanı sömürmesine, yaşamın tüm alanlarında haksızlıklara ve adaletsizliğe “Dur!” diyecek aydınlık kafalı insanlara gereksinimi var.

    Bu yazıyı bitirirken, sanırım bir de açıklama yapmam gerekiyor: Bu imam okulları için uzun süredir kullanıp durduğum “ucube” kavramının tam da yerine oturduğunu, kendi propagandalarında okuyunca sevindim. Bunların reklam-pazarlama yazılarındaki şu cümle, iddiamı kanıtlıyor: “İmam Hatip Okulları sosyal, beşeri, fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübedir.” Bu cümleyi başka türlü okuyalım: Bu imam okulları, öngördüğü çelişkilerle dolu programı nedeniyle, acaip bir deneydir. Bu deneyin kobayları da halkımın çocuklarıdır! Bu nedenle bir kez daha sormak istiyorum:

    Hem kendi çocuklarının, hem de ülkesinin geleceğini düşünen anne ve babalar! Çocuklarınızın bu acaip denemede kobay olmasına razı mısınız?

    İmza