Türkiye

Ana Sayfa Forum Gündem Türkiye Bıktım İkiyüzlü Dindar geçinenlerdende 28 şubattanda

Bıktım İkiyüzlü Dindar geçinenlerdende 28 şubattanda

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Kategori : Türkiye Cevaplar : 3 Okunma : 1895 Beğeniler : 0
    Bıktım İkiyüzlü Dindar geçinenlerdende 28 şubattanda
    Yandaş ve Cemaat Basını kadar tarihi olayları çarpıtan, evirip çevirip Türkiye Cumhuriyetinin aleyhine dönüştüren, kendileri demokrat olmadığı halde, demokrasinin nimetlerinden yararlanıp demokrasiyi boğmaya çalışan profesyonel bir propaganda ekibi görülmemiştir…
    Bunlar ne zaman ve nerede yetiştiler, bu cennet ülkeye ve demokrasimize nasıl düşman oldular, hayretle izliyorum !...
    Adamlar ağızlarından “Hukuk Devleti” , “Bağımsız Yargı” , “İnsan Hakları” gibi güzel sözleri hiç bırakmazlar fakat diğer taraftan insanların sahte-düzmece delil bozuntularıyla yıllarca hapiste tutuklu kaldıklarını görmezden gelirler !...
    Cumhurbaşkanı-TBMM Başkanı-Başbakan-Başbakan Yardımcıları-Adalet Bakanı hep bir ağızdan; “tutuksuz yargılama esastır” , “tutuklu milletvekili olmaz” , “Tutuklu milletvekillerini Mecliste görmek isterim” derler, TBMM’de çoğunluk ellerinde olmasına rağmen, insanlarla alay eder gibi problemi çözmezler…
    “Komşularımızla sıfır problem” derler, geleneksel Türk Dış Politikasını hallaç pamuğu gibi atıp Türkiye’yi neredeyse tüm komşularımızla savaşacak duruma getirirler !...
    Geçenlerde bir ilahiyat profesörü dostum bu ekibi, hem “mart kedisine” hem de “kargaya” benzetti.
    Niçin diye sordum; “Biri hem öper hem bağırır, diğeri “ekmek yediği kaba pisler” dedi…
    28 Şubat 1997 de MGK’da alınan kararları hem kabul ederler, hem imzalarlar, hem uygularlar, hem alkışlarlar, hem de Hocaefendileri televizyon canlı yayınlarında 28 Şubat için hayır-dua eder, aradan geçen 14 sene dilsiz imişler gibi susarlar, 15 inci yıl birdenbire demokrat kesilirler ve bülbüller gibi demokrasi şarkıları söylemeye başlarlar !...
    İnanın bunların 28 Şubat tartışmasından bana gına geldi.
    Mart Kedileri ve Kargalardan oluşan ekibe sorduğum şu sorulara şimdiye kadar cevap alamadım.
    Aynı soruları 28 Şubat için soruşturma başlatanCumhuriyet Savcılarına yöneltiyorum. Cevap verirlerse biz de “Bağımsız Yargının” bu olaya nasıl baktığını anlarız;
    1)Cemaat ve Tarikatların, Hilafet düzenini içeren “İslam Cumhuriyeti”ni istedikleri ve bu uğurda Cumhuriyet kurulduğu andan itibaren “Karşı Devrim” için çalıştıkları mahkeme zabıtlarıyla sabittir.
    İRTİCA; Pozitif-Medeni Hukuk yerine, Şeriat Hukukunun istenmesidir. Bu tarif de uluslararası bir kabuldür. 28 Şubat sürecinde T.C Başbakanlık Konutunda konuk edilen şalvarlı-sarıklı-göbeğine kadar sakallı Tarikat-Cemaat önderlerinden bir tanesinin bile Şeriat Hukukunu istemediği, Pozitif Hukuka inandığı söylenebilir mi? Cumhuriyetin Savcıları, irticayı ulus için tehdit olarak gören Türk Ordusunun Generallerini sorgularken, niçin Şeriat Hukuku isteyen bu kişileri demokrasiye tehdit olarak görüp, soruşturmazlar?
    2) Cumhuriyetin Savcıları; Demokratik Rejimin ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının neresinde, yapıları itibarıyla gizli ve illegal olan Cemaat-Tarikatlara yer bulmaktadırlar?...
    3) Bir bakkal dükkanını işleten esnafı bile vergi ve gelir yönünden inceleyen devlet, milyarlarca dolarlık servetlere hükmeden, saraylarda, son model arabalarda, yüzlerce korumayla yaşayan bu Cemaat-Tarikatları niçin incelemez? Bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormaz?...
    Sayın Savcılarımız, yapılanların artık normal bir soruşturmadan daha çok zulme dönüştüğünü görmek zorundadırlar.
    Zulme bigane kalmak ise şeytanla ortak olmaktır. Biz susmayacağız…

    İmza

Sulandırmayın 28 Şubat postmodern darbesi, nihayet…

  • Oğuz Abdullah
    Oğuz Abdullah
    dunyadinleri.com/oguz07761
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : Memur
    Giriş : 131
  • Yazan : Oğuz Abdullah Tarih : Beğeniler : 0

    Sulandırmayın

    28 Şubat postmodern darbesi, nihayet, adalet huzurunda hesap veriyor.

    Sevindirici bir gelişme. Herkes açısından. Ordumuzun illegal işlerden sıyrılması, siyasetin üzerindeki asker baskısının kaldırılması, medyanın darbecilerle işbirliğinden kurtulması, halkın Meclis'e duyduğu güvenin pekiştirilmesi... Kazanımlar o kadar çok ki!

    Yine de birileri bu mühim gelişmeyi "armudun sapı üzümün çöpü" söylemiyle sabote etmek istiyor. Büyük fotoğrafın somut bütünlüğünü perdeleyebilmek için konuyu küçük öğelere indirgeyerek sulandırma, anlamsızlaştırma, kadük bırakma çabası içindeler.

    Evet, Başbakan doğru bir tespit yapıyor: "28 Şubat soruşturması bir 'cadı avı'na dönüşmemeli." Başbakan'ın bu tespiti kadar şu demokratik talebi de önemli: "Ucu nereye dokunursa dokunsun o dönemde yapılan antidemokratik uygulamalar ve hukuk dışı zorbalıkların hesabı sorulmalı." 28 Şubat darbesinin en büyük suçlularından biri medyadır. İnsanları ve kitleleri mağdur etmiştir. Şimdi tersinden bir mağduriyet tabii ki yaşanmamalı. Andıç vahşetine andıçla cevap verilmez. Medyatik linçe medyatik linçle mukabele edilmez. O yüzden medya, özellikle de bir dönem mağduriyet yaşayan medya, hukuk çerçevesini aşmamalı. Hakkaniyet ve adalet her suçlunun bizzat hesap vermesine bağlı. Bu süreci somut deliller eşliğinde soğukkanlı bir yaklaşımla takip etmek şart.

    Fakat bu arada bazı mihraklar başka propagandaların peşine düşüyor. 28 Şubat'ın en belirgin mağdurlarını bile sanki o dönemin işbirlikçisiymiş gibi takdim ediyorlar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 28 Şubatçılarla aynı karede düşünülmesi akla ziyan bir çarpıtmadan başka nedir? Ya da 28 Şubat sonrasında 8 sene yargılanan ve beraat üstüne beraat alan Fethullah Gülen'i, o günkü hükümeti uyarmasından ya da askeri temkinli davranmaya teşvik eden konuşmasından dolayı suçlamak ancak cin fikirli bir siyasetin ürünü olsa gerek.

    Geçen hafta Başbakan'ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan bu konuya geniş bir perspektiften yaklaşarak önemli bir şerh düştü. O şerh, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin ve diğer kanaat önderlerinin en zor zamanda takındığı fedakâr tavrı doğru yorumluyor: "Büyük mağduriyetler yaşayan ve hedefe konulan muhafazakâr kesimin kişi ve kurumlarını işbirlikçi gibi takdim etmek, büyük bir vicdansızlık olur. Eğer bugün hayırlı bir netice hâsıl olduysa ve 'sabrın semereleri' alınıyorsa, bu durum, bir bütün olarak muhafazakâr camianın sorumlu tavrıyla ve demokratik mücadelesiyle ortaya çıkmıştır."

    Asker gümbür gümbür geliyordu. Hafta içinde Taraf'a demeç veren dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan iki kez "klasik darbe"den bahsediyordu. "Klasik darbe"yi yakından görenler onu önlemek için çırpındı durdu. İyi de ettiler. O önleyici hamleler yapılmasaydı Baas devrimlerini model sayan askerler kanlı bir darbe yapacaktı. Hükümetin istifası da ön almak içindi. İnanmayan eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel'i dinlesin. O gün neden tutuklandığını anlatsın. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu da kanlı plana vâkıftı.

    Görünen o ki 28 Şubat soruşturması derinleştikçe çok ciddi gerçeklerle yüz yüze geleceğiz. Gelmeliyiz de! Darbelerle yüzleşme yapıl(a)madığı için darbe tehlikesinden bir türlü yakamızı kurtaramıyoruz. Ne acıdır ki darbelere gönülden bağlı "aydınlar" var bu ülkede. Keşke sadece gönül bağı olsa bu işbirliğinin açıklaması. Mideden bağlı kitleler, kafadan bağlı zümreler, ayaktan bağlı topluluklar da var. Meselenin kördüğüm haline gelmesinin bir sebebi de budur. Hiç ummadığınız kişiler, hiç beklemediğiniz bir sebepten dolayı darbenin yanındadır, arkasındadır; karşısında gözükse bile!

    28 Şubat'ın somut suçları var; bunu kimse inkâr edemez. Tank yürütmek, devlet adamlarını silah zoruyla vazifeden alaşağı etmek ve görev yapamaz hale getirmek, insanları fişlemek, montaj kasetler üreterek insanları linç etmek, hiçbir somut belgeye dayanmaksızın insanları işten atmak ve başka bir yerde iş bulmalarına fiilen engel olmak, medyaya baskı yaparak psikolojik harp yürütmek...

    Somut suçlar ortada dururken hiçbir şey yokmuşçasına davranmak ya da "Aman işin ucu bize dokunur." düşüncesiyle tutuksuz yargılanan bazı gazeteciler üzerinden barajı olabildiğince uzağa kurmak, kafaları karıştırmak için darbenin mağdurlarını darbecilerin esamisiyle karıştırmak gibi taktikler artık hiçbir anlam ifade etmiyor. Darbelerin her türü suçtur; hem de insanlık suçu. Fiilen bu suça her kim ortak olmuşsa hesabını vermelidir. Tarih zaten bu cürmün hesabını soracaktır.

    İmza

Adaletmi? ne zamandan beri deniz fenerine bakan sa…

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Beğeniler : 0

    Adaletmi? ne zamandan beri deniz fenerine bakan savcılara soruşturma açılıp yerine atanan savcılar almanyada hüküm kiymiş davada takipsizlik verince bunun adı adalet oluyor. akitte yeni şafakta zamanda hedef gösterilen kişiler iki gün sonra içeri tıkılıp yıllarca süren davalarda hükümsüz şekilde tek kişilik hücrelere atılınca buna adalet deniyor?

    ben falanca kişinin avukatıyım deyince o kişi serbest bırakılınca buna adalet denmeye başladınız. Mit müsteşarını adaletden kaçırmak için kişiye özel kanun çıkarmakmı sizin adalet anlayışınız. 8 yıldır milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracağım deyip suçluları kendi partinizden seçtirip adaletken kurtarmakmı adaletiniz. Kendisi hapisteyken demokrasinin gereği diye meclisin kanunla hapisten çıkartıp başbakan yaptığını unutup , halkın oylarıyla seçilme yeterliliğine sahip olan ( ki olmasalardı seçime giremezlerdi) milletvekillerini hapiste unutmak onları yok sayma iki yüzlülüğünü göstermekmi adalet. 37 insanının diri diri yakıldığı bir davada canileri yıllarca saklayıp yakalamayıp zaman aşımından özgür kalmalarına seyirci kalmakmı adalet. İşine geldiğinde bir günde suçlulara fidanda olduğu gibi dokunulmazlık zırhı giydirip zaman aşımında kılını kıpırdatmamayı hangi adalet anlayışıyla bağdaştırabilirsiniz. El insaf.

    Hem gidip kaddafiden ödül alıp bunla övüneceksin hemde libyaya bomba yağdıracaksın. esadla kardeşim diyerek iki ülkeyi birleştirme noktasına getirene kadar samimi olacaksın sonrada esadı yoketme hayayllerine kapılacaksın. Ne değişti esad da kaddafide aynı adamlar. ama değişen erdoğan. onlar iyi yada kötü demiyorum aradaki tutarsızlığı algılamanı istiyorum. yukardaki davayla bunun ne alakası var diyebilirsin. alakası şuki adaleti dağıtan yargı değil siyasi iktidar. azıcık vicdan eylede iki yüzlü davranıp bu mahkemelerin işi deme.

    Bu intikam hareketidir. Siyasi iradede bunun hem hakimi hemde savcısıdır. İşinize geliyor tabi. Nede olsa düşmanlarınız uyduruk cdlerle 2003 deki suçlamaya 2003 yılında oluşturulan 2007 de üretilen proğramlarla düzenlenen suç belgeleriyle insanlar hakim karşısına çıkartıyorsunuz. bunun adı engizisyondur. Bunun adı adama göre suç bulma operasyonudur. ya taraf olursunuz yada bertaraf hareketidir.

    İmanlı birisin oğuz bey burası belli. Hesabı bana değil allaha vereceksin. Ki o allahki sezarın hakkını sezara verin diyor (incilde geçer) . sevmeyebilirsin. nefret edebilirsin ama ilahi adaleti vicdani muhasebeyi iyi tartmak gerekiyor. Elbette içerdeki herkes suçsuz değil. Ama çoğu suçsuz dokunan yanar mantığıyla adalet dağıtılmaz. Diğerleri yaptı güç bizde şimdi intikam vakti demeylede adalet sağlanmaz.

    Adaletmiş? Adalet ve kalkınmanın adaleti bu haklısınız. söyletme beni güzel kardeşim örnekleri alt alta eklesek forumun mesaj kapasitesi yetmez.

    İmza

Sevgili arkadaşım ben AKP denilen partinin adaleti…

  • Oğuz Abdullah
    Oğuz Abdullah
    dunyadinleri.com/oguz07761
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : Memur
    Giriş : 131
  • Yazan : Oğuz Abdullah Tarih : Beğeniler : 0

    Sevgili arkadaşım ben AKP denilen partinin adaletine güvenmiyorum bunuda nerden çıkardın

    bende senin gibi beğenmiyorum Akp yi ama bu demek değildir ki

    Akp yi ortadan kaldırmak için

    Danıştay cinayetini işleyen

    Hırantı Katleden

    Cumhuriyet gazetesine bomba atan

    Darbe Planları yapan

    birçok faili meçhul cinayet ve suikast planı hazırlayan kişileride savunmam ikiside adalet değildir

    Evet Akp nin adaleti adalet değil ama bu zamana kadar gücü elinde tutmak için suikastler düzenleyip ülkeyi kaosa sürükleyen faili meçhul cinayetlere meydan veren ve sürekli darbe üstüne darbe yapan derin devleti vesayetide desteklemiyorum

    senelerdir hapiste diye bildiğimiz aczmendi denilen meczup tipler seneler sonra tekrar ortaya çıktı 28 şubat denilince sence bunda bi tuhaflık yok mu

    senelerdir bu ülkede uğur mumcular,çetin emeçler,apdi ipekçiler ........................eşref bitlise hiram abasa kadar bir sürü faili meçhul varsa bilki bunun arkasında derin devlet var

    Akp nin politikalarını beğenmemek en doğal hakkın ama vesayetçileride ben beğenmiyorum onlarında adalet diye yutturduklarına inanmıyorum

    necip hablemitoğlu cinayeti tertiplendi İslamcıların üzerine atıldı

    ama kriminal raporlarında yüzünün gülümsediği ve suikastın uzaktan değil ta dibinden tetiğe basarak gerçekleştirildiği çıktı bu ne demektir tanıdığı bir kişi yanına kadar geldi hablemitoğlunun ve öldürdü onu

    güzel arkadaşım hüsnü zannın için teşekkür ederim inşallah senin dediğin gibi imanlı biri olurum ama maalesef ben kendimi imanlı görmüyorum

    saygılarımla

    İmza