islamiyet

KURANDA BOŞANMA

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Kategori : islamiyet Cevaplar : 5 Okunma : 224 Beğeniler : 0
    KURANDA BOŞANMA

    KURANDA BOŞANMA

    Boşanma dünyanın her yeri ve bölgesinde yaşanması mümkün olan bir gerçektir. Boşanma bazı durumlarda insan yaratılışının gerektirdiği bir çıkış yoludur. Çünkü birbirleriyle geçinmeleri mümkün olmayan kadın ve kocanın birbirleriyle beraber yaşamaya zorlanması insanın psikolojik ihtiyaçlarına tamamen aykırı bir zorlamadır. İşte bu fıtri ihtiyaçtan dolayı Kuran aile hayatında her dönem ve bölgede yaşanması mümkün olan böyle önemli bir problemi hanım ve kocanın birbirlerine ve çocuklarına zarar vermeden veya en az zararla çözebilmeleri için tarih üstü evrensel çözüm yolları ortaya koymuştur.

    Kuran hükümlerinin evrenselliğini gösteren en açık işaretlerden birisi de Kuranın insan hayatıyla ilgili gerçekleri bütün realite boyutlarıyla kabul edip bunlara göre her dönem için geçerli olabilecek çözümler üretmesidir. Kuran evlilik,boşanma,miras,ticaret ve ceza hukuku sahalarında getirdiği hükümlerin hepsinde insan hayatıyla ilgili gerçek problemlere tarih üstü ve evrensel çözümler getirmiştir. Hayatın gerçekleri olduğu gibi kabul edilip bu olgular hakkında gerçekçi çözümler ortaya konmuştur. Ayetlerin indiği dönemin tarihsel olayları ve şartları için bir pencere ve rasathane vazifesi görmektedir.

    Kuranın boşanma konusunda getirdiği hükümlerin insanın duygusal ve fiziki ihtiyaçlarıyla tam bir uyum içinde tarih üstü ve evrensel çözümler ortaya koyduğunu daha iyi anlamamız için Kuran dışındaki başka sistemlerin boşanma konusunda insan fıtratını göz ardı eden uygulamalarına kısaca bakmamız uygun olacaktır.

    Roma hukukunda evliliğin eşlerin ruhlarını birleştirdiğine inanıldığı için boşanmak yasaktı.Romanın kuruluşunun ilk beş asrında boşanmaya rastlanılmaz. Bu görüş Romada yayılan Katolik mezhebinde benimsenmiş ve uygulanmıştır. Boşanma yasağı muharref İncildeki şu yasaklara dayanır: ’Karısını boşayıp başkasıyla evlenenler ve boşanan kadınla evlenenler zina yapmış olur. Kadınlarda kocasından boşanıp başka erkekle evlenirse evlendiği kişiyle zina etmiş olur.(yeni ahit luka 16/18 matta 19/6,yeni ahit matta 19/9 pavlosun Romalılara mektubu 7/3)

    Katolik Hristiyanla evlendikten sonra bir daha boşanmak mümkün değildir. Çünkü evlilik kutsal bir bağdır. Yani sakrementtir. Papa bile bu bağı çözemez. Boşanmanın imkansızlığı konusunda bu derece sertlik Helenistik Hristiyanlığa aslında Roma hukukundan geçmiştir.

    Kurandan önceki cahiliye döneminde boşama yetkisi tamamen kocanın elindeydi. Koca hanımını dilediği sebeple boşar, kadının yeni bir evlilik yapmak için gerekli iddet süresini beklemeden geri dönebilirdi. Kadının boşamaya itiraz hakkı olmadığı gibi kocasının geri dönmesine engel olması da mümkün değildi. Bazı erkekler, hanımına eziyet etmek için onu boşuyor, iddeti bitmeden tekrar geri dönüp onun başkasıyla evlenmesine engel oluyordu. Kuranın getirdiği hükümlerde erkeğin boşama veya boşamama yoluyla eşine zarar vermesinin tamamen önüne geçilmiştir.

    Kuranın boşanma hukukuyla ilgili olarak bildirdiği hükümleri aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkündür.

    İmza

    kindi@mynet.com

1-BOŞANMA SIRASINDA KOCANIN , HANIMININ HAKLARINA…

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Beğeniler : 0

    1-BOŞANMA SIRASINDA KOCANIN , HANIMININ HAKLARINA ZARAR VERMESİNİN ÖNLENMESİ İÇİN KONULAN TARİH ÜSTÜ VE EVRENSEL ÇÖZÜMLER

    Kuran boşanma sırasında öncelikle kocanın hanımına zarar vermesinin önüne geçecek hükümleri çok açık bir şekilde ortaya koymuştur.

    • Birinci olarak Kuran cahiliye döneminde kadına zarar vermek için kullanılan zıhar ve ila yollarını kaldırmış ve kocanın boşama hakkına düzen getirmiştir. Böylelikle zıhar ve ila yollarını alet ederek kocanın boşama hakkı ve yetkisini hanımına zarar verecek bir şekilde kötüye kullanmasının önüne geçmiş ve her dönem ve bölge için geçerlilik arz eden çözüm ve tedbirleri ortaya koymuştur.
    • İkinci olarak koca hanımı hakkında zina isnadında bulunduğunda kadının haklarının çiğnenmemesi için ‘hakim huzurunda Allahı şahit tutma uygulaması getirerek kadınların haklarının korunmasını sağlarken koçanında mağdur duruma düşmesine engel olmuş ve böyelikle her dönem için geçerli olabilecek bir çözüm yolu ortaya koymuştur.

    2-BOŞANMA SIRASINDA HANIMIN KOCASININ HAKLARINA ZARAR VERMESİNİN ÖNLENMESİ İÇİN KONULAN TARİH ÜSTÜ TEDBİRLER

    Boşanma sırasında sadece kadın tarafı değil, bazı durumlarda erkek tarafı da mağdur olabilmektedir. Kuran kadının haklarını korurken kocanın haklarını da denge ve adalet içinde gözetmiştir. İşte kocanın haksızlık yapmadığı veya kadının haksız olabileceği koçanında boşanmak istemediği böyle durumlardaboşanmak isteyen hanımın kocasının haklarını çiğnemesinin önüne geçmek için Kuran kadının ve kocanın bazı haklardan feragat ederek boşanması demek olan muhalea ilkesi bütün tarih ve bölgeler için geçerli olabilecek bir çözüm mahiyetinde ortaya konulmuştur.

    Kadın ve kocanın birbirlerine zarar vermelerini önlemek için Kuran , kadın ve kocanın boşama yetkileri hakkında her dönem için geçerli olabilecek düzenlemeler ortaya koymuştur. Kurana göre kadının hiç boşanma hakkı ve yetkisinin olmadığı iddiası tamamen yanlış ve önyargılara dayanan bir anlayıştır. Kuran kadına da boşanma hakkı verdiğini ve kadının mağdur olmasının önüne geçtiği konusunu aşağıda inceleyeceğiz.

    3-BOŞANMA SIRASINDA KADIN VE ÇOCUKLARIN ZARAR GÖRMESİNİ ENGELLEMEK İÇİN KURAN TARİH ÜSTÜ BOYUTLARIYLA TESPİT ETTİĞİ TEDBİRLERİ

    Kadın ve kocanın boşanması durumunda kadının ve çocuklarının barınma, beslenme, eğitim gibi ihtiyaçlarının sağlanması için Kuran bütün zaman ve bölgeler için geçerli olabilecek tedbir ve çareleri ortaya koymuştur.

    1-KOCANIN KADINA ZARAR VERMESİNİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLER NELERDİR

    a-) Boşanma Haklarının Kötüye Kullanılmasının Önlenmesi Yoluyla Kadının Haklarının Korunması

    Kuran cahiliye döneminde yaygın olan ila ve zıhar ı yasaklamıştır. Cahiliye döneminde bu uygulamalara benzer uygulamalarla tarihin herhangi döneminde farklı isimler altında kadınlara zarar verilebilir. İşte Kuran bu uygulamaların kaldırılmasıyla tarihin herhangi bir döneminde kadınlara zarar verilmesinin önüne geçmiştir.

    İla kocanın karısına belli bir süre boyunca yaklaşmayacağına dair yemin etmesidir. Cahiliye döneminde koca karısına kızdığı zaman onunla bir sene veya daha fazla hatta ömür boyu birleşmeyeceğine dair yemin ederdi. Bildirdiği süre dolunca bunu uzatırdı. Böylelikle kadına kocalık görevini yapmayarak eziyet eder, başkasıyla evlenmesine de engel olurdu. Kadının böyle bir durumda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kuran bu adfeti kaldırmak ve kadının bu sıkıntıdan kurtarmak için kocanın karısı hakkında böyle bir yaklaşmama yemini yapması durumunda bu süreyi dört ayla sınırlandırmıştır. Dört ay sonunda koca evlilik hayatına geri dönmesse karısının boşama hakkını kullanabileceği hükmünü getirmiştir. Kadınlar hakkında ila / yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay bekleme vardır. Eğer o süre içinde eşlerine dönerlerse Allah bağışlayan, merhamet edendir.

    Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse, şüphesiz Allah çok iyi işiten, çok iyi bilendir. (Bakara suresi 226-227)

    Benzer yollarla kocanın hanımına zarar vermesi durumu, tarihin her döneminde mümkün olabilir . Bir koca karısına zarar verme maksadıyla ona yaklaşmayacağına dair yemin eder veya bir sebep göstermeksizin karısından ayrılırsa Kuranın getirdiği hükme göre kadın hakim’e başvurur. Hakim kocaya dört aylık bir süre verir. Bu süre içinde koca kadına dönmez ve kocalık haklarını yerine getirmezse hakim kararıyla kadın boşanabilir ve kendi hayatının evlilik planını yapabilir. İşte Kuran kocasının karısına zarar vermek maksadıyla hanımını terk ettiği süreyi sınırlamış ve ona dört aylık bir süre vermiştir. Kuran cahiliye adeti olan ila uygulamasını kaldırırken bütün tarihler için geçerli olabilecek bir şekilde kadının haklarını koruma altına almıştır.

    Kuranın ila ya benzer olarak kaldırdığı cahiliye uygulamalarından birisi de zıhar uygulamasıdır:

    Zıhar ; cahiliye döneminde kocanın karısına kızdığında ona zarar vermek için ‘senin sırtın annemin sırtı gibidir.’ Gibi sözlerle ona yaklaşmayacağını bildirmesidir. Bu uygulama cahiliye döneminde yaygın boşama yollarından birisidir. Bu durumda kadın artık süresiz olarak kocaya haram olduğu kabul ediliyor ve başka bir adamla da evlenemiyordu.

    Kuran bu uygulamayı Mücadele suresinin başındaki ayetlerle kaldırmış ve bunu bir yemin olarak kabul ederek kefaretinin ödenmesi gerektiğini bildirmiş. (Mücadile 2-4). Kuran zıhar’ı bir boşama şekli olarak kabul etmemiştir. Bunun yerine zıhar’ı kötü bir davranış ve yemin olarak kabul ederek bu kötü davranışa keffaret cezası getirmiştir. Bununla beraber hanımının kocasının ettiği bir yemin yüzünden çiğnenmesine izin vermemiştir. Kuran zıhar yemini yoluyla kadına zarar verilmesini yasaklarken diğer tarih ve bölgelerde benzer sebeplerle kocaların kadınlarından uzak durarak onlara zarar vermesini yasaklamış olmaktadır.

    İmza

    kindi@mynet.com

b-) Hakim Huzurunda Allah’ı Şahit Tutma Yoluyla Ha…

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Beğeniler : 0

    b-) Hakim Huzurunda Allah’ı Şahit Tutma Yoluyla Hakların Korunması

    Boşanma sebeplerinden biriside zina, günümüz tabiriyle aldatma sebebiyle boşanmadır. Eğer koca karının başkasıyla zina ettiğini iddia ediyorsa bu durumda mahkeme önünde iki tarafta haklı olduklarını beyan eder ve eğer yalan söylüyorlarsa Allahın lanetinin ve gazabının üzerlerine olacağını söylerler. Böylelikle hakim onları boşayarak ayırır. Bu uygulamaya karşılıklı lanetleşme ‘mülaane’ veya ‘lian’ denilmiştir.

    Böyle bir uygulama cahiliye döneminde bulunmuyordu. Çünkü ‘İffetli kadınlara zina isnat edip de dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun ve bundan böyle onların şewhadetlerini ebedi olarak kabul etmeyin. Çünkü onlar fasıkların ta kendileridir.(Nur suresi-4) ayeti indiğinde sahabeden Sad Ubade Hz.Peygambere‘Ey Allahın elçisi bizden biri hanımını zina ederken görse sonra dört şahit bulamasabu durumu söylese zina iftirası cezası görecek mi ? diye sorduğunda lian ile ilgili ayetler inmiştir.

    Ayetlerdeki hükmün tarih üstü uygulamaya açık olması şöyle izah edilebilir: Bütün hukuk sistemlerinde zina boşanma sebebidir. Bir koca karısının zina ettiğini iddia ediyorsa ondan dört şahit getirmesi beklenemez. Çünkü karısı hakkında zina iftirası atması onun şerefine zarar vereceği için böyle bir iftira yoluna gidemez. Bu durumda mahkemede karşılıklı olarakyeminleşeceklerdir. Koca dört şahit yerine dört defa doğru söylediğine dair Allah’ı şahit tutarak yemin eder. Beşincisinde eğer yalan söylüyor ise Allahın lanetinin üzerine olmasını ister. Kadında bu dört yemine karşılık kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutarak yemin eder. Beşincisinde eğer kocası doğru söylüyor ise Allahın gazabının üzerine olmasını ister. Böylelikle hakim onları ayırır.

    Kuran kadın ve erkek olmak üzere her iki taraf için çözülmesi ve çok zor bir problemin çözümü için tarih üstü bir çözüm ortaya koymuştur. Kuranın ortaya koyduğu bu ‘hakim huzurunda yüzleşerek ve Allah’ı şahit tutarak kendilerini haklı olduğuna dair yemin etmeleri uygulaması’ hem kadının hem de kocanın haklarını korumaktadır. Bu durum şöyle açıklanabilir.

    Bir kadına yapılan zina isnadı çok ağır bir ithamdır. Kocanın böyle bir isnad da bulunması hem koca için hem de kadın için çok zor bir durumdur, ama her dönem ve bölgede böyle bir problemin olması imkan dahilindedir. Kadının masum olması durumunda böyle bir iddianın tersini ispat etmesi çoğu zaman imkansız gibidir. İşin daha da kötüsü artık ömrünün sonuna kadar töhmet altında yaşayacaktır. İşte Kuran kadını böyle bir itham yükünden kurtarmak üzere kendisinin haklı olduğunu ispat edebilecek bir çare sunmuştur.

    Kadın masum olduğuna dair şahit getiremediği için her şeyi gören ve bilen Allah’ı şahit tutmakta ve iffetli olduğuna dair yemin etmektedir. Böylelikle kadın için en azından böyle bir ithamdan kurtulma yolu açılmıştır.

    İmza

    kindi@mynet.com

2-KADININ KOCASINA ZARAR VERMESİNİ ÖNLEYİCİ TEDBİR…

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Beğeniler : 0

    2-KADININ KOCASINA ZARAR VERMESİNİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLER NELERDİR?

    a-) Karşılıklı Haklardan Feragat Ederek (Muhalea ile) Haklarının Korunması

    Kuranın her dönem ve bölge için geçerli olmak üzere bildirdiği hükümlerden birisi de ‘ kocanın herhangi bir geçimsizlik ve eziyet yapmamasına rağmen’ kadının boşanmak istemesi durumunda kadına hakim huzurunda boşanabilme hakkı tanınmasıdır. Bu uygulamaya muhalea denilmiştir.

    Muhalea kendisine kocanın tarafından nikah sırasında boşama yetkisi verilmemiş olan kadının , boşanmak istediği zaman mahkemeden boşanma(tefrik) davası açarak kocasına ödeyeceği bir tazminattan anlaşarak durumudur.

    Muhalea da taraflar karşılıklı olarak haklarından feragat ederek ayrılır. Kadın malından feragat ederek boşanmakta erkek de evlilik haklarından feragat etmekte ve boşanmaktadır.

    Bu hüküm şu ayete dayanmaktadır. Boşanma iki kezdir. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiğinizden bir şeyi geri almanız size helal olmaz. Erkekle kadının Allah’ın sınırlarını korumada endişe etmeleri hali başka. Erkek ve kadının Allah’ın sınırlarında duramayacaklarından endişe ederseniz, o zaman kadının verdiği fidyede ikisine de bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın. Allah’ın sınırlarını aşanlar, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. (Bakara Suresi 229)

    Bu hükmün uygulanması şu şekildedir: Kadın boşanmak istediğinde eğer kocası onu boşamak istemiyorsa bu durumda kadın mahkemede kocasına belli miktar tazminat ödedikten sonra boşanabilir.Bu hükmün uygulanması Hz.Peygamber zamanında şu şekilde yapılmıştır. Cemile isminde bir kadın eşi Sabit Bin Kays tan ayrılmak istiyordu. Hz.Peygambere gelip ‘Vallahi onun dini ve ahlakı hakkında bir kusurunu göremiyorum.’ demiş, fakat buna rağmen boşanmak istediğini söylemişti. Cemile, kocası Sabit’in kendisine mehir olarak verdiği bahçeyi geri vererek (muhalea yaparak) boşanır. Buhari, Talak,11;Nesai

    Kuranda böyle bir tazminat konulmasının sebebi, kadın tarafından erkeğin zarara uğratılmasının önüne geçmek olmaktadır. Çünkü koca evlenmesi karşılığında kadına bir miktar mehir ödemiştir Ayrıca evlenmek için düğün, nişan nafaka ve benzeri gibi birçok harcamada bulunmuştur. Bu kadar çok harcamada bulunduktan sonra kadın istediği zaman kocasını boşarsa bu durumda bu kadar masraf boşa gitmiş olacak ve böylelikle erkek büyük bir zarara uğramış olacaktır. Kadın evlilik akdinin başında kendi isteğiyle sürekli evli kalmak üzere evlenmiştir. Aile kurmak ve mutlu olmak isteyen hiç kimse bir süre sonra boşanırım diye evlenmez. Oysa kadın bir süre sonra hoşuna gitmeyen bir durumdan dolayı boşanmak istemiştir. Kocası eğer boşanmak istemiyorsa bu durumda kadın bilirkişi tarafından miktarı tespit edilen bir tazminat öder ve mahkeme kararıyla boşanmış olur. Tazminat vermesinin gerekçesi şudur; Kocasının kadına verdiği mehir alması ayetin hükmüyle yasaktır(Nisa 4,20-21). Fakat koca evlilik için masraf yapmıştır. Bu tazminat en azından kocasının bu zararını karşılamaya yöneliktir.

    Kuran bu hükmüyle hanımıyla geçimsizlik yapmayan ona eziyet vermeyen bir kocanın mağdur duruma düşmesini engellemiştir.

    Fakat geçimsizlik erkekten kaynaklanıyorsa bu durumda Kuran yine tarih üstü bir düzenleme getirmekte ve bu sefer kadının mağdur duruma düşmesini önlenebilmektedir. Koca, kendisi geçimsizlik çıkarmasına rağmen hanımının kendisine tazminat vererek onu boşanmaya(muhalea yapmaya) zorlaması şu ayetin hükmüyle haram kılınmıştır.

    Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir.Ayrıca verdiğiniz mehrin bir kısmını alıp götürebilmeniz için kadınları(geçimsiz davranıp,baskı kurarak) zorluğa düşürmeyin,ancak açık bir hayasızlık yapmaları durumu hariçtir. Onlarla iyilik ve güzellikle geçinin,fakat onlardan hoşlanmıyorsanız şunu iyi bilin ki hoşunuza gitmeyen şeylerde Allah,onun içinde birçok iyilikler yaratmış olabilir(Nisa Suresi,19)

    Bu ayette ilahi hitap tarafından kocaya terbiye edici tam bir öğretmen gibi hitap edilmekte ve ona evlilik hakkında tutulması gereken yolların en güzelleri tavsiye edilmektedir.

    Koca eğer ayette bahsi geçen böyle bir baskıyla hanımını muhalea’ya zorlamışsa Kuran bu tarih üstü hükmüne göre bu durumda aldığı muhalea bedeli ona helal olmaz ve hemen geri iade etmesi gerekir.

    Kuranın koyduğu muhalea hükümleri şu iki durumda uygulanabilir; Her iki taraf da birbirlerinden hoşlanmıyor ve evlilik hkalarını yerine getiremeyeceklerinden endişe ediyorlarsa boşanmak isteyen kadının bir bedel olarak tazminat vermesine, erkeğin de evliliğin getirdiği haklardan vazgeçmesine ve boşanmasına izin verilmiştir. İkinci olarak , kocanın çirkinliği veya kötü muamelesi yüzünden kadın ondan nefret eder ve evlilik haklarını yerine getiremeyeceğinden endişe ederse bu durumda da caiz olur.

    Bu yönüyle Kuranın bu hükmünün tarih üstü bir gerekçeye sahip olduğu görülmektedir. Hz.Peygamber kadının vereceği bu tazminatın bedelinin kadına mehir olarak verilen bedeli geçmemesi gerektiğini ifade etmiş mehir bedelinden daha yüksek bir bedel verme kadın tarafından teklif edilse bile bu fazlalığın alınmamasını istemiştir.

    İmza

    kindi@mynet.com

b-)Kadının ve Kocanın Boşanma Haklarında Kuran Kur…

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Beğeniler : 0

    b-)Kadının ve Kocanın Boşanma Haklarında Kuran

    Kuran boşanma konusundaki genel hükümlerinde boşanma hakkı ve yetkisi konusunda düzenlemeler yaparak kadın ve erkeğin birbirlerine zarar vermesinin önüne geçmiş ve her dönem ve bölge için geçerli olabilecek uygulamalar getirmiştir. Bazıları Kuranda boşanma anlamına gelen talak fiilinin failinin hep erkeklere isnad edilmesinden dolayı sadece erkeğin boşanma yetkisi olduğunu kadının ise boşanma konusunda hiçbir hakkı olmadığı gibi bir yanlış anlayışa gitmektedir. Oysa Kuranın şimdiye kadar incelediğimiz ayetlerinde kadınında boşanma haklarının ortaya konulduğunu açık bir şekilde görmekteyiz.Bu durumda Kuranın boşama yetkisi konusundaki ifadelerini tarih üstü ve evrensel boyutlarıyla şu şekilde tespit etmemiz mümkündür.

    Kuranda talak fiilinin faili hep kocaya isnat edilmesi talak kelimesinin cahiliye dönemindeki kullanımıyla ilgilidir. Kuran o günün Arap dili kullanımına uygun olarak talak kelimesini kocaya isnat ederek kullanmıştır.

    Fakat talak fiilinin Kuranda erkeklere isnat edilerek kullanılmasından boşama yetkisinin sadece erkeğe ait olduğu sonucuna varmak aceleci bir tutumun ifadesidir. Çünkü Kuranın ortaya koyduğu tarih üstü hükümlerine göre kadın tek taraflı bir boşamayla olmasa da gerekli durumlarda hür iradesini kullanarak ileride ele alacağımız yollarla boşama hakkını kullanılabilmektedir.

    Kuran cahiliye döneminde cari olan boşama şekillerini kadın ve erkek hiçbir tarafın zarara uğramayacağı şekle getirerek düzeltmiştir. Cahiliye döneminde erkeğin sahip olduğu istediği sayıda boşama yapabilme ve tekrar dönebilme yetkilerini kaldırmış ve bu hakkı üç ile sınırlandırmıştır.

    Kuranda kadının boşanma konusunda birçok şekilde haklarının kullanabilmesiyle tek taraflı boşama hakkının kadına verilmemesinin bütün tarih ve bölgeler için geçerli olabilecek gerekçesi şu şekilde ortaya çıkmaktadır.

    Aile kurumunun oluşması, devamı ve boşanma durumunda bütün mali sorumluluklar (mehir, nafaka, mesken, boşadığında kadın ve çocukların ihtiyaçlarını karşılama, iddet süresi içinde bütün masrafları karşılama gibi )erkeğe yüklediği için kocaya böyle bir hak verilmiştir. Kadının ise ne evlenenince ne de ayrılınca karşı tarafa bir nafaka sorumluluğu bulunmamaktadır. Hukukta sorumluluklar ile haklar paralel tanzim edilir. İşte bu nedenle erkeğin bu mali sorumluluklarına binaen tek taraflı irade ile boşanma şekli olan talak yetkisi erkeğin hakkı olarak tanınmış, kadın tek taraflı değil de mahkeme veya değişik yollarla boşanmaya yetkili kılınmıştır. Yani kadın eğer boşanmak istiyorsa boşanma sebebini mahkemeye izah eder eğer sebep makulse mahkeme boşar.Bununla beraber hukuk tarafından maddi sorumluluklar tamamen erkeğe yüklendiği için tek taraflı olarak boşanma yetkisi ona verilmiştir.

    Ailede mali sorumluluğu bulunmayan kadının talak yetkisine sahip olması halinde bu yetkiyi erkeğe zarar vererek kullanması mümkündür. Bunu hukuktaki boşluktan yararlanarak yapar. Evlilik kurumunu kurmak için neredeyse bütün mali sorumluluk erkeğin sırtından çıkmıştır. Eğer kadın hiçbir gerekçe göstermeksizin kocasını boşarsa erkek mali yönden büyük bir zarara uğramış olacak.

    Eğer kadın gerçekten bir gerekçe göstermeksizin boşanmak istiyorsa bu durumda ‘muhalea’ bedelini erkeğe ödeyerek boşanabilir. Yukarıda izah ettiğimiz gibi böyle bir bedelin hikmet ve sebebi erkeğin kadın için yaptığı mehir, nafaka, düğün, nişan gibi bütün masraflar için kadın erkeğe bir bedel ödemiş olmaktadır.

    Netice olarak Kuran kadının boşanma yetkisini elinden almamıştır. Kadın eğer kocası tarafından bir zulme uğruyorsa zaten mahkeme ve değişik yollarla bütün hakkını alabilmektedir. Yok bir haksızlığa uğramıyor ama yine de boşanmak istiyorsa bu durumda da boşanabilmektedir .Ama bu boşanma erkeğe mali yönden bir zarar vermemelidir.

    Kadının tek taraflı olarak evliliği sona erdirme anlamındaki boşama yetkisine sahip olmayışındaki en güçlü gerekçe kadının ailede mali sorumluluğunun bulunmayışıdır.

    İmza

    kindi@mynet.com

3-KADIN VE ÇOCUKLARIN ZARAR GÖRMESİNİ ÖNLEYİCİ TED…

  • muhsin kilavuz
    muhsin kilavuz
    dunyadinleri.com/dakoka
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek :
    Giriş : 176
  • Yazan : muhsin kilavuz Tarih : Beğeniler : 0

    3-KADIN VE ÇOCUKLARIN ZARAR GÖRMESİNİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLERİ NELERDİR

    Kuran bütün bölge ve tarihler için geçerli olmak üzere koyduğu hükümlerden birisi de boşanma durumunda kadınların ve çocukların beslenme giyim ve benzeri temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili çok açık ve yeterli düzenlemelerde bulunmasıdır.

    Boşanma durumunda kadın ve çocukların haklarının korunması şu ayetlerle düzenleme altın alınmıştır.

    O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

    Geniş imkana sahip olan bu geniş imkanından harcasın. Rızkı kendisine ölçü ile verilmiş olan da Allah’ın kendisine verdiğinden infak etsin. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.(Talak 6-7)

    Kuran’ın boşanmış kadınların ve çocukların ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili bu kadar çok tafsilata girmiş olması insanın bütün temel ihtiyaçlarını göz önüne alması , kadın ve erkek arasında kesinlikle haksızlığa izin vermemesi, çocukların da hiçbir şekilde ihmal edilmemesini emretmesi, onun evrensel ve bütün tarihler için geçerli hükümler koymuş olduğunu çok açık şekilde göstermektedir.

    İmza

    kindi@mynet.com