Diğer Dinler ve Dini Konular

Ana Sayfa Forum Din ve İnançlar Diğer Dinler ve Dini Konular Tanrının Yolu Topluluğunda Cehennem İnancı / Tanrısal İşkence Evi Cehennem Yoktur !

Tanrının Yolu Topluluğunda Cehennem İnancı / Tanrısal İşkence Evi Cehennem Yoktur !

  • Tanrının Yolu Yolcusu
    Tanrının Yolu Yolcusu
    dunyadinleri.com/tanrininyolu
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İzmir
    Meslek : Eczacı
    Giriş : 5
    İnandığınız Din : Tanrının Yolu
    İnançlı Birimisiniz? : Çok İnançlıyım
  • Yazan : Tanrının Yolu Yolcusu Tarih : Kategori : Diğer Dinler ve Dini Konular Cevaplar : 4 Okunma : 4986 Beğeniler : 0
    Tanrının Yolu Topluluğunda Cehennem İnancı / Tanrısal İşkence Evi Cehennem Yoktur !

    Aşağıda okuyacağınız yazı Tanrının Yolu Topluluğu inancına göre kaleme alınmıştır.

    Cehennem olarak bizlere sunulan cezalandırma yerini hiç düşündünüz mü ? Haber programlarında belgesellerde yada (umarız görmemişsinizdir ) kendi gözlerinizle işkenceye uğramış birini yada işkence yapılışını gördünüz mü? Görmeseniz bile şimdi bu satırları okurken bile irkildiniz değil mi ? Planlı olarak yapılan işkence kuşkusuz yaratıcıyı bırakın yaratılanlar tarafından bile şiddetle ret edilip insanlık suçu olarak kabul edilen evrensel bir olgudur. Oysa birçok dinin öğretileri arasında Cehennem ve Cehennem de sonsuz olarak süren bir işkence vardır.

    Bir kişi nasıl bir suç işlerse işlesin bu onun sonsuz bir işkenceye maruz kalmasını gerektirmez. Büyük acılar içinde kıvranan birinin bu çığlıklarından zevk alan bir Tanrı ‘nın varlığını iddia etmek; bizi şikayetlerimizden arındıran ve bizim istediğimiz gibi yaşamamızı sağlayan, bizleri istediğimiz bedende,cinsiyette,ekonomik sınıfta,ırk,dil din evet bizi istediğimiz dinde yaratacak kadar bizleri seven bizlerin i y i lerden olması için bize sonsuz derecede lütufta bulunan yaratanla bağdaşmayacak kadar akıl dışı bir yaklaşım olur. Elbette Yaratan i y i lerden olmayanları ödüllendirmeyecektir. Kötülerden olanları yanına yaklaştırmayacaktır. (Kötüleri yanıma yaklaştırmam Son Söz )Ve ruhun göçü kötülerden olanlarda devam edecektir. Yaratan onları bu şekilde cezalandıracaktır. Çünkü Sevgiyle konuşan bizleri seven kendisine dönenleri, Tanrının Yolu’na girenleri hiçbir karşılık beklemeden şikayetlerinden arındıran Sevgi yüklü bir Tanrı ceza verir ve verdiği ceza işkence değildir Tanrı İşkenceci olamaz.

    Bizlerin şikayetlerinin önüne geçmek için indirilen kitaplardan Tanrıdan olan sözlerden birinde (Kitabı Mukaddes / I. Yuhanna 4:Cool “Tanrı Sevgidir” diyor. Gerçekten de Tanrı tüm şikayetlerimizin önüne Sevgi dolu olduğu için geçmiş ve bizleri şikayetlerimizden arındırıp bize yeni bedenler sunmuştur. Yaratan kuşkusuz bize sonsuz ve acımasızca bir işkence uygulamak istese ve sırf bu nedenle korkunç ve kurtuluşu olmayan işkence yerini Cehennemi var etmiş olsa bizleri şikayetlerimizden arındırmak yerine kuşkusuz hepimizi Cehenneme atar ve cehenneme atmak için bir neden bulurdu. Öyleyse yaratan İşkence yaparmı işkencecimi elbette hayır. Kuşkusuz O bizlerin i y i lerden olup yanında yaşamamızı isteyen büyük bir Sevgi Yumağıdır, bizi arzulayan sevgilidir, dosttur, arkadaştır.(her şeyi dilediğiniz gibi yapandır Son Söz )

    Cehennem Öğretisi ve Dünyadaki Yansımaları


    Pek çok insan kendi kendisiyle baş başa kaldığı zaman bundan önceki yaşantısını düşünür. Ve hepimiz ara sıra değişen sıklıklarla geleceğimle ilgili planlar yaparız. Planların yolunda gitmesi için uğraşır ve günü geldikçe ilerleyen yaşımıza göre bazı isteklerimizi geçmişe uğurlar yeni ortaya çıkan istek ve duyguları yaşamımıza katarız. Bu duygulardan birisi ve önlenemez olarak gün geçtikçe büyüyeni Ölüm’ dür. Bu kimileri için tamamen yok oluş, kimileri için Cehennem ateşiyle yüzleşme zamanın getirdiği büyük bir yıkım kimileri içinse Tanrının Yanında i y i lerden olma arzusunun verdiği mutlu bir heyecandan ibarettir. Kuşkusuz Ölüm yok oluş değildir. Ölüm sadece bedenseldir. Ve ruh ölümsüz olarak yaşamına devam eder çünkü yaratan Son Söz de ölümü yasaklamıştır.

    Cehennem yada dünyada yasak olanların Cennet diye adlandırılan mutluluk yerinde ödül olarak insanlara sunulduğu yeni bir dünyaya inananlar dönüşü olmayan yeni bir şansın olmadığı bir yolda kendilerini bulmaktadırlar. Cennet diye adlandırılan şarap akan ırmaklar,karşı konulmaz kızlar yada erkeklerin olduğu dünyadaki insana ait tüm yasakların ödülleştirildiği bir yerde kuşkusuz yoktur.

    Bir çok insan yukarıda ki yaşam biçimlerinin doğruluğunu sorgulamadan insan yaşa.ının düzene gireceğini zoraki bir vicdanın ve oto kontrolün oluşacağını düşünerek Cehennemin varlığını ileri sürerek insanları etkilemeye devam etmektedir. Cehennem inancını kabul eden bir insanın değer yargıları yaşamı anlama sorgulama noktasındaki tavırları eylemliliklerinin de Cehennemi var eden Yaratanın yarattıklarına yaklaşımıyla aynı olması kaçınılmazdır. Diğer bir ifadeyle kendince yanlış yapanları yada kendinden olmayanları ateşe atıp yakmakta yada onları aç susuz bırakmakta ve ya onlara her türlü işkenceyi uygulamakta bir yanlış bulmaz. Hatta Olayı tanrısal boyuta taşıyıp bundan ödül bekleyecek kadar kötülerden olabilir. Hitler’in yüz binlerce insanı fırında katletmesi örnek olarak gösterilebilir. Yine ülkemizdeki Madımak olayları da Tanrısal İşkence safsatalarının insanlar tarafından uygulanış biçimlerinden biridir. Örnekleri sizlerde artırabilirsiniz. Tanrının acımasız olduğuna ve insanlara cehennem de işkence yaptığına inanan-kabul eden- bir insandan işkenceyi lanetlemesi beklenemez. Ve bu insanlar kendi beyinlerinde oluşturdukları sadece korkularından dolayı itaat ettikleri tanrıları gibi zalimlerden-kötülerden-olurlar.

    Tanrısal iradenin Cehennemi var ettiğini hiçbir mantıklı düşünce hiçbir insancıl yaklaşım kabul etmez. Elbette Yaratan dilerse her şey olur. Fakat Kutsal Kitap Son Söz ‘de Yaratan hiçbir şekilde Cehennemden Söz etmemiştir. Ve İnsanlık kültürü hiçbir şekilde işkenceyi yani cehennemi kabul etmez.

    Kötülerin Cezası ve İ y i lerin Ödülü


    Cehennem yoksa o zaman ne olacak! Kötüler cezalandırılmayacaklar mı? Yaptıkları kötülükleri yaratan hoş görüp onlara herhangi bir ceza vermeyecek mi. Elbette Hayır. Suç karşılıksız kalmaz. Bazı inançlar da “Günahın Cezası ölümdür” deniliyor. Aynı yaklaşıma göre hayatın Tanrı’ dan gelen bir hediye olduğu ve bir insanın günah işleyince artık bu hediyeye layık olmaktan çıktığı ve bu nedenle öldüğümüz söyleniyor. Ölümü yok oluşu bir ceza olarak sunmaktadırlar. Bu şekilde tüm insanların günahkar olduklarını ve ölüp yok olacaklarını sadece tanrıya dönenlerin yaşayacakları iddia edilmektedir.

    Ölüm bir ceza olamaz. Çünkü Yaratan Ölümü yasaklamıştır. Ölüm yalnızca bizim isteklerimizle var olan bedene aittir. Ruh ölümsüzdür. Kaldı ki Ölüm var Tanrı bize yalan Söylüyor diyelim. Bir insanın doğar doğmaz günahlı olması ne kadar adaletli bir yaklaşımdır. Yeni yaşama gelen bir insan peşinen nasıl suçlu olabilir. Suç küçük bir çocuğunda bileceği gibi bilincin oluşmasıyla en azından çevreyi etkileyebilecek düşünce gücünün ve eylemin ortaya çıkmasıyla teşekkül eder.

    Öyleyse Kötülere ne olacak. Kutsal Kitap Son Söz de yaratan Kötüleri kendime yaklaştırmam ( Son söz ) diyor. Yine yaratan “kötülerden olup ta ruhun göçünü uzatmayın (Son Söz ) diyor. Yaratan suç işleyenleri yanına yaklaştırmayacağını Ölümsüz dünyada yanına almayacağını söylemektedir. Şikayetlerinden arındırılacaklardır. Yaratan kötülerden olanları günahlarından arındırdıktan onları tekrar dünyaya yaşama gönderecektir. Ruhun göçü değişik bedenlerde devam edecektir. Yaratanın uzağında sürgünde olan ruhun çektiği ıstırabı tüm insanlar bizler her gün hissetmekteyiz.

    İ y i ‘ler yani Tanrının Yolu’nda yürüyen kutsal yolcular günahsız yaşamlarının sonucunda Tanrının yanında i y i ler den olarak kalacaklar. Tanrının sonsuz sevgisi ve kutsallığıyla bütünleşeceklerdir. Tanrı “i y i insan bende yaşar “ (Son Söz ) diyor. Kuşkusuz her şeyin başlangıcı olan ve bizleri yanına almak için her türlü isteğimizi yerine getiren ve hayata müdahale etmeyip her türlü eylemliliğimizde bizleri serbest bırakan Yaratan’ın ödülü ve lutfuda en az Sevgisi kadar büyüktür.

    İmza

    Ben sizleri şikayetlerinizden arındırdım. Hayatı dilediğiniz gibi yaşadınız ” (Son Söz)

Cehennem Vardır Derin kuyu, ahirette kâfir ve güna…

  • Ahmet Ademoğlu
    Ahmet Ademoğlu
    dunyadinleri.com/ahmet10087
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 547
    İnandığınız Din : İslam (Sünni)
    İnançlı Birimisiniz? : Çok İnançlıyım
  • Yazan : Ahmet Ademoğlu Tarih : Beğeniler : 0

    Cehennem Vardır

    Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap Cekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet vadedildiği gibi (Kehf, 107); kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir.

    Kâfir, münâfık ve müşrikler Cehennem'de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azabları hafifletilmez.

    Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah'ın kendilerini affetmediği mü'minler ise Cehennem'de ebedî kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî kalırlar.

    Allah Cehennem'i diğer yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur, yok olmayacaktır. Nitekim şu ayet bu durumu gayet açık ifade eder:

    "Artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odun insanlarla taşlardır. O kâfirler için hazırlanmıştır. " (Bakara, 24)

    "Kâfirler için hazırlanan ateşten korkun. " (Ali İmran, 131)

    İnsanın eğitimi ve iyi davranışlara yönlendirilmesi açısından Cennet ve Cehennem inancının dünya hayatına etkileri açıktır. Kişi, gizli ve açık yaptığı her şeyin karşılığını, bulacağını ve Cehennem'deki cezânın dehşetini hatırladığında, elbette hareketlerine çeki düzen verme ihtiyacını duyacaktır.

    Kaynak :Cehennem, M. Sait ŞİMŞEK, Şamil İslam Ansiklopedisi

    ------------------------------------------------------------------
    Cehennem Ateşi ve Azabı
    Ateş, insan cismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfir ve münâfıkların cezası ateşle verilecektir. Böylelikle Cehennem, Allah'ın tutuşturulmuş ateşinin ismidir,

    İşte Cehennem'in en açık vasfı ateş olduğu için bazen, Cehennem yerine ateş manasına "nâr" kullanılır:

    "Şüphesiz ki münâfıklar nâr'ın en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın."
    (Nisâ, 145).
    Cehennem'de görülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allah ve Rasûlü'nün bizlere bildirmesiyle ve bildirdikleri kadarıyla bilebiliriz.

    Kur'an-ı Kerîm'de belirtildiğine göre;

    a-Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatır:

    "Cehennem inkâr edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır."

    (Tevbe, 49)

    b-Cehennem ateşi sönmez:

    "Biz sapık kimseleri kıyamet günü yüzü koyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer Cehennem'dir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız. "
    (İsrâ, 97)


    c-Cehennem dolmak bilmez:


    "O,gün Cehennem'e: "doldun mu?"deriz. O! " Daha var mı?" der. "
    (Kaf, 30)

    d- Kaynarken çıkardığı ses:

    "Rablerini inkâr eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür. Oraya atıldıkları zaman onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. İçine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara: "size bir uyarıcı gelmemiş miydi" diye sorarlar. Onlar evet, doğrusu bize bir uyarırı geldi; fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içerisindesiniz, demiştik " derler. "
    (Mülk, 6-9)

    e- "Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır. "
    (Mü'minün, 104)

    f- "Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar. "
    (Mü'min, 70-72).

    g- İnkâr edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir. Başlarına kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine "yakıcı azabı tadın"denir.
    (Hâcc, 19-22).

    h- Derileri yandıkça azabı tatmaları için yeniden başka derilerle değiştirilir.
    (Nisâ, 56).

    i- Ölümü isterler fakat azabları devamlıdır, ölmezler.
    (Zuhruf,74-77; Fatır,36).

    Peygamberimizin (sav) ifadesine göre:

    "Cehennem ateşi (miktarca ve sayıca) dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir. "

    Cezalar, işlenen suçlar cinsinden olacaktır. Dilleriyle suç işleyenlerin cezaları dillerine; elleriyle günah işleyenlerin cezaları ellerine vs. tatbik edilecektir.

    Kaynak : Cehennem, M. Sait ŞİMŞEK, Şamil İslam Ansiklopedisi
    --------------------------------------------------------------------
    Cehennemin Kapıları


    Kur'an-ı Kerîm'de Cehennem'in yedi kapısının olduğu belirtilmektedir.

    "Cehennemin yedi kapısı olup, onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır." (Hicr, 44).

    Onun, o cehennemin yedi kapısı vardır. Yani gireceklerin çokluğundan dolayı yedi giriş kapısı veyahut azgınlığın çeşit ve derecelerine göre, önce Cehennem, sonra Lezzâ, sonra Hutame, sonra Sa'îr, sonra Sekar, sonra Cehîm, sonra Hâviye isminde yedi tabakası vardır. Her kapı için, onlardan (o azgınlardan) bir grup ayrılmıştır.


    Ebu's-Suûd Tefsiri'nde deniliyor k:


    "Muhtemelen yedi kapı ile sınırlanması, helak eden şeylerin beş duyu ile hissedilen şeylerle şehvet ve öfke kuvvetlerini gereğine mahsus olmasındandır." Bununla beraber bunda diğer bir ihtimal vardır ki, şeriat dili açısından akla daha uygundur. Çünkü cehennem kapılarının yedi olması ile cennet kapılarının sekiz olması arasında apaçık bir ilişki vardır. Bundan dolayı denebilir ki, bu kapıların mükellef organlarla ilgili olması düşünülür.

    Bilindiği gibi insanın mükellef organları sekiz tanedir: Kalb, dil, kulak, göz, el, ayak, ağız, cinsel organ. Bunların yedisi açık, birisi gizlidir ki, o da kalbdir. Doğrudan doğruya Allah'a bakan kalp kapısı açık olursa, bu sekiz organın her biri Allah'ın emri üzere hareket ederek cennete birer giriş kapısı olabilir. Ve bu şekilde cennete sekiz kapıdan girilir.

    Fakat içte ruh körlenmiş, kalb kapısı kapanmış bulunursa dıştaki yedi organın her biri cehenneme açılmış birer giriş kapısı olurlar. İşte cennet kapıları sekiz olduğu halde, cehennem kapılarının her birine ayrılmış bir grup olmak üzere yedi olması, Allah daha iyi bilir ki bu hikmetten dolayıdır. "Ve ona ruhumdan üflediğim zaman..." (Hıcr, 15/29) ifadesinin şerefine nail olmakla iman ve marifet kapısı olan kalb, cehenneme kapalıdır. Ondan yalnız cennete girilir, Allah'a erişilir. Kalbi açık olan kimse şeytana uymaz, Allah'ı inkâr etmekten ve O'na isyan etmekten sakınır.

    Kaynak: Elmalı Tefsiri
    -------------------------------------------------------------------
    Cehennemin Yakacağı

    Cehennem'in yakacağı hakkında da Kur'an'da bilgi verilmekte ve şöyle denilmektedir:
    "Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. "


    (Tahrîm, 6).

    İmza

Zalimler için Yaşasın Cehennem Sosyal hayatın vazg…

  • Oğuz Abdullah
    Oğuz Abdullah
    dunyadinleri.com/oguz07761
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : Memur
    Giriş : 131
  • Yazan : Oğuz Abdullah Tarih : Beğeniler : 0

    Zalimler için Yaşasın Cehennem

    Sosyal hayatın vazgeçilmez unsurları olan gençler içindeki bulunan galeyan şiddeti hevesleri ifrada varan şehevi kuvvetleri ve hissiyatlarıyla onları tecavüz zulüm tahribatlardan koruyan sosyal hayatı emniyetleştiren cehennem fikridir

    eğer cehennem fikri olmasaydı o delikanlılar biçare aciz ve zayıflara dünyayı cehenneme çevirirdi

    İnsan İman nuru ile cennete layık bir hal alır

    İman manevi bir cennet çekirdeğini taşıdığı gibi küfür manevi bir cehennem tokumunu taşır

    Cennet ucuz değildir,Cehennem dahil lüzumsuz değildir

    İmza

Cehennem vardır ama sonsuz değildir. Ayrıca ateşte…

  • Sadece Tanrının Kulu
    Sadece Tanrının Kulu
    dunyadinleri.com/mehmet7b19b
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : Öğrenci
    Giriş : 8
  • Yazan : Sadece Tanrının Kulu Tarih : Beğeniler : 0

    Cehennem vardır ama sonsuz değildir. Ayrıca ateşten kasıt ne bilemeyiz. Allah insanlara işkence etmez. Rahmeti sonsuz olan yaratıcı kimseyi sonsuza kadar azaba çarpıtmaz. Cezasını çeken kurtulur ama herkesin makamı aynı olmaz. Bu da adaletin gereğidir.

    Kuranı kerimdeki ebed ve hulud kavramları uzun süre anlamına gelir. Cennet için sonu gelmeyen lütuftur diyen Allah cehennem için ise asırlar boyunca devam edecek der. Yani çok uzun olsa da bir sınırı olduğuna işaret eder.

    İmza

Cennet ve Cehennem birer sonuçturlar. iyi ya da kö…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Cennet ve Cehennem birer sonuçturlar. "iyi" ya da "kötü"yü tercih noktasında, kendisine zekâ bahşedilerek özgür bırakılmış insan, yaşadığı süreç içerisindeki davranışlarının kendisini götürdüğü yere gidecektir.Cennet ve Cehennem üzerinden Tanrı'ya iman samimi değildir. Bu iki kavramın etkisiyle Tanrı'ya boyun eğmiş görünen kimse, esâsında kendi zaaf ve korkularına doğrudan, bu zaaf ve korkulara karşılık vereceğini düşündüğü "Tanrı"(!)ya da, dolaylı olarak iman etmiştir.

    Kendi eşsizliğini sık sık vurgulayıp, insanın da "eşref-i mahlûkat" olarak halkettiğini ileri süren Allah, bu eşref-i mahlûkat'ı da Cennet rüşveti ve Cehennem tehdidi ile "tav"a getirip ya da korkutup, söz konusu kavramlar üzerinden; bir başka deyişle insanların korku ve zaafları üzerinden kendisine "iman" devşirmeye çabalıyorsa, bu inanç sistematiğinde bir tuhaflık var demektir.

    Çünki bizler, Cennet ya da Cehennem'i Tanrı'dan başka kimsenin sağlayamayacağına inandığımız için, bunlarla bizi "hizâ"(!)ya getirmeye çalışan güce boyun eğmiş görünürüz.

    "Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir.Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. "(1)

    Bu âyet İslâm/müslüman olmak ile iman etmek arasındaki farkı gâyet net açıklar. Burada iman yoktur. Şartların gerektirdiği bir boyun eğiş vardır. "Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz"den sonraki kısma iyi dikkat etmek gerekir. Bu "itaat" karşılığında bir çeşit rüşvet teklif edilmektedir.Karşı çıkanlar ise âyette görüldüğü gibi

    "Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler..." (2)

    "pislik" olarak nitelenmektedir.Halbuki o "Pislik"lerden birisi olan Velid. b Mugire İslam peygamberi henüz 35 yaşlarında olup kendisine vahiy geldiğini iddia ederek ortaya çıkmadığı zamanlarda; kapısı olmadığı için, içindeki değerli eşyalar sık sık çalınan, yıkılmaya yüz tutmuş Kâbeyi yıkıp, yeniden yapmıştı. Kâbe'nin duvarlarını yıkmaya kimse cesâret edemiyordu. Velid b. Mûgire ortaya çıkarak şöyle dedi.

    "Allahım! Ka'be'ye ürküntü verecek değiliz. Biz hayırdan başka birşey istemiyoruz." (3)

    Bu sırada Mekke halkı kendi aralarında şöyle konuşuyordu.

    "Bakalım, eğer Velid'in başına bir bela gelirse, Ka'be'yi yıkmaz ve eski haline döndürürüz. Ama başına bir bela gelmezse, demek ki, yaptığımız bu işten Allah razı olmuştur." (4)

    Velid b. Mûgire akşama kadar çalışmak sûretiyle Kâbe'nin bir duvarını yıktı. Akşam olunca istirahate çekildi. Ertesi sabah erkenden tekrar çalışmaya koyuldu. Velid'e bir şey olmadığını gören Mekkeliler de çalışmaya katıldılar.

    Müşrik Velid, insanlara karşı şu konuşmayı yaparak, onları uyarmıştı.

    "Ey Kureyş topluluğu! Ka'be inşâsına sadece helal kazancınızı katın. Bu inşaata fahişenin kazancı, faizcinin kârı ve insanların herhangi birinden haksız yere alman bir mal sarfedilmesin" (5)

    Fakat aynı Velid b. Mugire yıllar sonra "Ben Allah'ın elçisiyim" diye ortaya çıkan Muhammed'e "Büyücü" dediği için Mekke'nin ulu Rabbi tarafından lânetlendi.

    "Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti! Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!" (6)

    Allah, "Beyt'im" dediği Müslümanlara göre de dünyadaki binaların ilki olan Kâbe'yi onaran Velid'i, Muhammed'e inanmadığı için bir anda siliverdi. Ama Hucurat 14'e bakılırsa; Alah, amellerin hiç birini eksiltmez.

    İlginç değil mi ?

    On yıl müddetle Muhammed'e kol-kanat geren amcası Ebû Tâlip "imansız"; Allah'ın habibine yapılan onca iyilik de, boşa gitmişti. Ama hasbelkader, müslüman bir toplumda doğmuş olanlar, bir müddet Cehennemde yansa da, sonunda Cennet cepte...

    Burada bir hususa dikkat etmek gerek. Müşrikler Allah'a inanıyordu.

    "Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan 'Allah' derler..." (7)

    İnanmadıkları nokta, Muhammed'in elçilik iddiası idi. Hattâ, ünlü Garânik hâdisesinde şöyle demişlerdi.

    "Muhammed ilahlarımızı en güzel şekilde andı. Biz zaten biliyorduk ki, dirilten, öldüren, yaratan ve rızık veren, Allah'tır. Fakat şu ilahlarımız da onun katında bize şefaat ederler. Şayet Muhammed o putlarımıza bir pay ayırırsa, biz de O'nunla beraber oluruz."(8)

    Muhammed'e iman eden zaten Allah'a da iman etmiş sayılıyor. Ama Allah'a iman edip de Muhammed'in elçiliğine inanmayan yandı.

    İman, rüşvetle/zorla/kılıçla değil, hür irâde ve samimiyetle ulaşılabilen bir olgudur.

    __________________________

    (1) Hucûrat: 14
    (2) Tevbe: 28
    (3) İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nıhaye, Çağrı Yayınları: 2/461
    (4) a.g.e. 2/461
    (5) a.g.e. 2/461
    (6) Müddesir; 19-20
    (7) Ankebut: 61
    (8) İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 258.
    İmza