Zahiriyye Mezhebi

Zahiriyye Mezhebi Usul Görüşleri (Diğer dört Sünni mezhepten farkları)

Zahiriyye Mezhebi Usul Görüşleri (Diğer dört Sünni mezhepten farkları)
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Zahiriyye Mezhebi Yorumlar : 0 Okunma : 1453 Beğen : 0

Zahiriler’in nasların zahirine tutunmaları, kıyası ve sahabi sözünü reddetmeleri, doğal olarak birçok fürû-i fıkıh konusunda farklı görüşe sahip olmalarına yol açmıştır. Bu farklı görüşlerin burada tek tek sayılması mümkün değilse de özellikle usul görüşlerinin yansımalarını görmek açısından bazıları şöylece özetlenebilir:

1. Tilavet secdesinde abdest almak ve kıbleye dönmek şart değildir, çünkü tilavet secdesi namaz değildir. Hz. Peygamber, “Gece ve gündüz kılınan namazlar ikişer rek‘attır” buyurmuştur. İki rek‘attan az olunca onun namaz olarak kabul edilebilmesi için hakkında özel bir nas bulunması gerekir. Mesela korku namazı, vitir namazı, cenaze namazı, haklarında özel nas bulunan bu tür namazlardandır. Halbuki tilavet secdesiyle ilgili böyle bir nas mevcut değildir (İbn Hazm, el-Muĥalla, V, 111).

2. Kasten terkedilen namazın kazası yoktur. İbn Hazm’a göre kasten terkedilen bir namazın daha sonra kılınması tıpkı vaktinden önce kılınması gibidir. Zira Allah Teala Kur’an’da, “O namaz kılmayanlara yazıklar olsun” buyurmaktadır (el-Maûn 107/4). Eğer vakit çıktıktan sonra kaza makbul olsaydı bunlar, “yazıklar olsun” ifadesiyle kınanmazlardı. Nitekim namazı vaktin sonunda kılan biri böyle bir kınanmaya müstahak değildir (a.g.e., II, 235-236).

3. Çocuk emziren bir kadın oruç tuttuğu takdirde bebeğine bir zarar geleceğinden korkarsa ve süt temin edeceği başka bir yer de yoksa yahut çocuk başka bir kadının sütünü emmiyorsa, hamile bir kadın oruç tutması halinde karnındaki yavruya bir zarar geleceğinden endişe ederse, yaşlı bir kişi oruç tutmaya güç yetiremiyorsa bunların oruç tutmaması gerekir. Daha sonra da tutamadıkları bu oruçları kaza etmeleri gerekmediği gibi bunun için fitre vermelerine de gerek yoktur. Onun bu konudaki delili şu ayettir: “Beyinsizlikleri yüzünden körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri Allah’a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değildiler” (el-En‘am 6/140) (a.g.e., VI, 262-263). Kısacası İbn Hazm bunların oruç tutmasını adeta cana kıyma ile bir görmektedir.

4. Namazın her rek‘atında kıraat yapılacağı zaman eûzüyü okumak farzdır. Zira Cenab-ı Hak, “Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” buyurmuştur (en-Nahl 16/98).

5. Zekat sadece sekiz cinste vaciptir: Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma, deve, sığır ve koyun. Bunun dışında meyve, zirai ürünler, maden, at, bal ve ticaret mallarında zekat yoktur (bunun gerekçeleri için bk. a.g.e., V, 209).

6. Maraz-ı mevt halinde vasiyet, ibra ve ikrar geçerlidir. Cumhura göre ölüm döşeğindeki bir kimsenin varisleri lehine yaptığı vasiyet, alacak ikrarı ve borç ibrası geçerli değildir; varisi olmayan biri lehine yaptığı tasarruflar ise malının üçte birini aşmamak şartıyla geçerlidir. Zahiriler’e göre ise ölüm döşeğinde olan birinin bütün bu fiilleri geçerlidir. İbn Hazm’ın bu konudaki delili şudur: “Hayır işleyin” ayetinde (el-Hac 22/77) Allah hayır ve sadakaya teşvik etmiş ve, “Aranızdaki fazlı (iyiliği) unutmayın” ayetini de (el-Bakara 2/237) sağlıklı kimseye veya hastaya tahsis etmemiştir. Böyle bir tahsis olsaydı Allah bunu Hz. Peygamber vasıtasıyla bildirirdi (a.g.e., IX, 348).

7. Altın dışında hırsızlığın nisabı yoktur. Zahiriler’in bu konudaki gerekçeleri, “Hırsızlık yapan erkek ve kadının elini kesin” ayetinin umumu ile Hz. Peygamber’den gelen, “Allah hırsıza lanet etsin ki bir yumurta yahut bir ip/halat (habl) çalar da bunun için eli kesilir” ve, “Hırsız mümin iken hırsızlık yapmaz” hadisleridir. İbn Hazm özellikle ikinci hadisin umum ifade ettiğini ve burada nisabın belirtilmediğini söyler. Zahiriler de, “Hırsızın eli sadece çeyrek dinar ve fazlası için kesilir” hadisini esas alıp yalnız altın için nisap miktarı takdir etmişler, böylece hem bu hadisle hem de yukarıdaki hadislerle amel etmişlerdir (a.g.e., XI, 350-352).

8. Evlenmek farzdır. Zahiri mezhebine göre cinsel ilişkiye ve nafakaya güç yetirebilen herkesin evlenmesi farzdır. Eğer buna güç yetiremiyorsa çokça oruç tutmalıdır; bu konudaki delilleri ise Hz. Peygamber’in şu hadisidir: “Ey gençler! Sizden güç yetirebilen evlensin, güç yetiremiyorsanız oruç tutun!” (a.g.e., IX, 440).

9. Alım satım esnasında şahit bulundurmak farzdır (adil iki erkek veya bir erkek, iki kadın). Eğer adil şahit bulunamıyorsa şahit bulundurma farziyeti düşer. Şahit bulundurmaya imkanları olduğu halde şahit bulundurmayanlar -akid tam olmakla beraber Allah’a asi olmuş olurlar. Bu konuda delil şu ayettir: “Ey inananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazın. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu aklı ermeyen veya aciz ya da yazdıramayacak durumda olan bir kişi ise velisi doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahit tutun; eğer iki erkek bulunmazsa şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir” (el-Bakara 2/282). Bu emirler ağır ve müekked emirler olup tevile ihtimalleri yoktur (a.g.e., VIII, 344-345). Cumhur ise buradaki emri vücûb değil irşad kabilinden görmektedir. Bu konudaki delilleri Hz. Peygamber’in birçok akid yapmasına rağmen şahit bulundurmamasıdır.

10. Rehin sadece seferde olur. Zira mükatebe ayetinde, “Ey inananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazın... Eğer seferde iseniz ve katip de yoksa o takdirde rehin alın” (el-Bakara 2/282-283) hitabı yer almaktadır. ayette rehinin sadece seferde olacağı açıkça belirtilmiştir. Allah’ın kitabında bulunmayan bir şeyi şart koşmak batıldır (a.g.e., VIII, 87).

Bunların dışında Zahiriyye farklı bir metodoloji ve bakış açısına sahip olmalarının tabii sonucu olarak dört Sünni mezhepten tamamen veya kısmen farklı birçok görüşü vardır. Bunlardan birkaçı şöylece sıralanabilir:

Cuma guslü vaciptir (a.g.e., V, 75);

Yolcu oruç tutamaz (a.g.e., VI, 247-259);

Ramazanda yolculuğa çıkılmaz, fakat önceden başlanmış bir yolculuğa devam edilebilir (a.g.e., VI, 259-260);

Akika kurbanı vaciptir (a.g.e., VII, 523);

Namazda örtülmesi gereken yerler açısından cariyelerle hür kadınlar arasında ayırım yapılmaz (a.g.e., III, 222-224);

Boşama hakkı konusunda hür ile köle eşit olup her ikisinin de üç hakkı vardır (a.g.e., X, 230);

Kinayeli lafızlarla talak gerçekleşmez, bid‘i talak geçersizdir (a.g.e., X, 161).



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi