Zahirilik Düşüncesinin Yayılması

Zahirilik Düşüncesinin Yayılması
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Zahiriyye Mezhebi Yorumlar : 0 Okunma : 1217 Beğen : 0

Zahirilik akımı ilk defa Davud b. Ali’nin yaşadığı Bağdat/Irak’ta yayılmıştır. IV. (X.) yüzyılda İbnü’n-Nedim’in kendi zamanındaki fukaha gruplarını ele aldığı sekiz başlıktan dördüncüsünün adı “Davud ve ashabının haberleri hakkında” şeklindedir (el-Fihrist, s. 271-273). Ancak özellikle ilk üç mezheple kıyaslandığında fakih sayısının azlığı (sadece on bir isim) dikkat çekicidir. Aynı yüzyılda Muhammed b. Ahmed el-Harizmi de mezhepleri tasnif ederken Davudiyye’yi ashabü’l-hadis altındaki dört mezhepten biri olarak kaydeder (Mefatiĥu’l-Ǿulum, s. 19). Ebu İshak eş-Şirazi kendi zamanındaki Sünni fıkıh mezheplerini beşle sınırlandırmış ve beşinci sıraya Zahiriyye’yi almıştır. Ancak Şirazi yaşadığı dönemde Bağdat’ta Zahiriliğin ortadan kalktığını, Şiraz’da küçük bir Zahiri grubunun olduğunu belirtmektedir (Ŧabaķātü’l-fuķahaǿ, s. 95, 179).

Davud ez-Zahiri’nin Bağdat’ta bir ilim meclisinin bulunduğu ve bu meclise birçok öğrencinin katıldığı nakledilir. Onun ilim meclisinde yetişenlerin başında oğlu Ebu Bekir Muhammed gelir. Ebu Bekir Muhammed’in Zahiriliğin yayılışında önemli rolü vardır. Kitabü’l-Enžar ve Kitabü’l-Vüśul ila maǾrifeti’l-uśul gibi eserler yazan Ebu Bekir, Ebu İshak eş-Şirazi’nin Ŧabaķātü’l-fuķahaǿında belirttiğine göre ünlü Şafii fakihi Ebü’l-Abbas İbn Süreyc ile ilmi tartışmalar yapmıştır (s. 175). Davud’un öğrencileri arasında yer alan bir diğer isim Ebu Bekir Muhammed b. İshak el-Kasani’dir (Kaşani). Şirazi’nin eserinde Kasani’nin hem füru hem de usulde Davud’a çokça muhalefette bulunduğu kaydedilmektedir. Bazı kaynaklarda, Kasani’nin sonradan Şafii mezhebine intisap ettiği ve kıyası reddedenlere karşı bir risale kaleme aldığı bildirilmektedir. Davud ez-Zahiri’nin bir diğer öğrencisi Ebu Said Hasan b. Ubeyd en-Nehrebani (Nehrevani) olup onun da Davud b. Ali’ye bazı konularda muhalefet ettiği ve Kitabü İbŧali’l-ķıyas adında bir eser yazdığı rivayet edilir. Bunların dışında Niftaveyh ve Ebu İshak İbrahim b. Cabir de Davud b. Ali’nin öğrencilerdendir (bunlarla ilgili bilgi için bk. İbnü’n-Nedim, s. 273; Şirazi, s. 175). Zahirilik anlayışı açısından önemli bir kişi kabul edilen, İbnü’n-Nedim’in yaşadığı dönemde Zahiriliğin en önde gelen alimi diye tanıttığı İbnü’l-Mugallis, Davud ez-Zahiri’nin oğlu Ebu Bekir Muhammed’den ders okumuştur. Zahiriliğin birçok bölgeye yayılmasında çok önemli etkisinin olduğu söylenen İbnü’l-Mugallis’e Kitabü’l-Muvażżaĥ ve Kitabü’ŧ-Ŧalaķ adlı eserler nisbet edilmektedir. Onun yetiştirdiği birçok talebe arasında yer alan Haydere b. Ömer ez-Zendeverdi ve Ali b. Muhammed el-Bağdadi de Zahiriliğin aktarılmasında önemli roller oynamışlardır.


Bunların dışında Zahiriliğin farklı bölgelerde birçok önemli temsilcisi olmuştur; bunların arasında özellikle şu isimler öne çıkmaktadır: Ebu Said Bişr b. Hüseyin, Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed b. Salih el-Mansuri, Ebü’l-Kāsım Ubeydullah b. Ali el-Kādi ed-Davudi (Horasan bölgesinde Zahiriliği yaymıştır), Kadı Ebü’l-Hasan Abdülaziz b. Ahmed el-Harezi (Bişr b. Hüseyin’den ders almış, Bağdat’ta Zahiriliği yaymıştır), Ebü’l-Ferec el-Fami eş-Şirazi (aynı zamanda Mu‘tezile kelamında öncü olduğu belirtilmektedir), Ebu Said er-Rakkī, Ebü’t-Tayyib İbnü’l-Hallal, Ebu İshak İbrahim b. Ahmed b. Hasan er-Rubai. İbn Müsdi’ye göre Muhyiddin İbnü’l-Arabi ibadat konularında Zahiri mezhebine müntesip, itikadatta ise Batıni bakış açısına sahipti (Zehebi, Tariħu’l-İslam, s. 353; İbnü’l-Arabi’nin Zahiri hocaları hakkında bk. Adang, Estudios Onomástico-Biográficos, s. 461-464). Bu ifadeyi amelde Zahiri idi şeklinde anlamak mümkünse de itikad konularında Batıniyye’den söz edilmesi, belki yukarıda zahir-batın ikilemine dair söylenenler dikkate alındığında Ehl-i sünnet’in genel tavrına uygun biçimde şeriatta zahire itibar ettiği şeklinde yorumlanabilir. Yukarıdaki isimler Zahiriliğin başta Irak bölgesi olmak üzere Horasan, Şiraz gibi bölgelere ulaştığını ve orada müntesipler edindiğini göstermektedir. Ancak bu bölgelerde Hanefilik ve Şafiiliğin güçlü olması diğer mezheplerin tutunmasına imkan vermemiş, Zahiriliğin buralarda giderek zayıflamasına yol açmıştır. Hatta Bağdat’ta ortaya çıkmış olmasına rağmen Zahiriyye burada uzun süre kalıcı bir etki bırakamadığı gibi pek itibar da görmemiş, hatta V. (XI.) yüzyılın sonuna gelindiğinde Zahiriyye bölgede neredeyse tamamen unutulmuştur (Makdisi, s. 278-281; Melchert, s. 178-190; Adang, Ideas, s. 336).



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi