Zahiriler’in Görüşlerinin İlmi Değeri

Zahiriler’in Görüşlerinin İlmi Değeri
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Zahiriyye Mezhebi Yorumlar : 0 Okunma : 1067 Beğen : 0

Zahiriler’in, nasların arka planını anlamaya yönelik akli yolları reddettikleri için entelektüel camiadan dışlanmaları yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştur. Başta Davûd ez-Zahiri olmak üzere önde gelen Zahiriler hakkında “recül mütecahil” ve “dal” (sapık) gibi küçümseyici ifadeler kullanıldığı sıkça görülmektedir. Cessas, Bakıllani ve İmamü’l-Haremeyn el-Cüveyni’ye göre Zahiriler ulemadan değildir, onlar avam hükmündedir (el-Fuśûl, III, 296; el-Burhan, II, 819). Kādi İyaz da bazı alimlerden naklen Davûd b. Ali’nin mezhebinin II. (VIII.) asırdan sonra ortaya çıkmış bir bid‘at olduğunu kaydetmiştir (Venşerisi, II, 491). Bu tartışma özellikle Zahiriler’in aykırı görüşlerinin icmaa engel olup olmayacağı noktasında yoğunlaşmakta ve çoğu defa Zahiriliğin kurucusu sayılan Davûd b. Ali üzerinden gerçekleşmektedir. Merkezi soru şudur: “Davûd b. Ali’nin muhalif kaldığı bir durumda icma gerçekleşmiş olur mu?” Usulcülerin çoğunluğu Davûd’un muhalefetinin icmaa zarar vermeyeceğini öne sürmüştür. Nitekim Cüveyni kıyas ehlinin icmaına itibar edileceği fikrine, alimlerden bir kısmının kıyası delil kabul etmemelerini dayanak gösterip karşı çıkanlar için şöyle der: “Kıyası inkar edenleri biz ümmetin alimlerinden ve şeriatın taşıyıcılarından saymıyoruz” (el-Burhan, II, 819).

Zahiriler’in görüşüne itibar edilmeyeceği düşüncesinin dayandığı temel argüman Zahiriler’in fakih tanımı kapsamına giremeyecekleri hususudur. Fıkhın anlamının sözün sadece manasını anlamak değil aynı zamanda konuşanın maksadını anlamak olduğu noktasından hareketle bazı usulcüler Zahiriler’in fakih kabul edilemeyeceğini öne sürmüşlerdir. Diğer bazıları da fıkhın tanımındaki “istinbat” kaydından hareketle Zahiriler’i fıkıh kapsamının dışında tutmuşlardır. Nihai tahlilde Zahiriyye ’nin fakih sayılmaması onların kıyası reddetmiş olmasına dayanmaktadır. Şer‘i hükümlerin kıyas yoluyla bilinemeyeceğini iddia etmeleri sebebiyle Zahiriler bazı usulcülerce sofistlere benzetilmiş, onların şer‘i konulardaki tutumunun sofistlerin akli konulardaki tutumu gibi olduğu öne sürülmüştür (Bedreddin ez-Zerkeşi, IV, 472). Yine Zahiri anlayışına sahip olan bir kişinin hakimlik görevine getirilemeyeceği yönünde görüşler de vardır (Sübki, II, 289). Bununla birlikte başta Hanbeliler olmak üzere ehl-i hadis düşüncesine daha yakın duran İbnü’s-Salah eş-Şehrezûri ve Zehebi gibi Şafii alimleri Zahiriler’in hilafının dikkate alınması gerektiği görüşündedirler. İbnü’s-Salah, “Mezhebimizde en son görüş budur” der (a.g.e., a.y.); İbn Kayyim el-Cevziyye de Zahiriler’i savunur (İǾlamü’l-muvaķķıǾin, V, 111). Ayrıca Zahiriler’e bazı eleştirilerde ve karşı eleştirilerde bir nevi polemik havası olduğunu da unutmamak gerekir; zira bu kişiler kendi dönemlerinde Zahiriyye düşünce mensupları tarafından şiddetle eleştirilmiş ve onlar da bu eleştirilere aynı şiddette karşılık vermişlerdir. Daha sonraki dönemlerde Zahirilik savunması daha çok Zehebi ve Şevkani tarafından yapılmıştır. Bu ikisinin de ehl-i hadise mensup bulunduğunu göz önünde tutmak gerekir. Günümüzde de ehl-i hadis hareketinin devamı niteliğindeki Selefi-Vehhabi çevreleri Zahiriler’i savunan çalışmalar kaleme almışlardır



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi