Hattabiyye Mezhebi

Hattabiyye Mezhebi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Şiilik veya Şiâ Mezhepleri Yorumlar : 0 Okunma : 1371 Beğen : 0

Ebü’l-Hattab el-Esedi (ö.755) tarafından kurulan aşırı bir Şii Mezhebi.

Kurucusunun tam adı Muhammed b. Ebû Zeyneb Miklas el-Esedi el-Kûfi el-Ecda‘ olup Ebü’z-Zabyan ve Ebû İsmail diye de anılır. Beni Esed kabilesinin azatlısı olup mevalidendir. Kûfe’de yetişmiş ve faaliyetlerini burada sürdürmüştür. Ebü’l-Hattab’ın önceleri Ca‘fer es-Sadık’la iyi münasebetler kurduğu, hatta Nusayri olan Hasibi’den gelen bir rivayete göre Hz. Peygamber’in Selman-ı Farisi için kullandığı sitayişkar ifadelere benzer sözleri Ca‘fer’in Ebü’l-Hattab hakkında kullandığı ve Anbese en-Navûsi’den nakline göre onun için, “İlmimizin ve sırrımızın mahfazası, hayatımızın ve ölümümüzün emini” dediği söylenmiştir. Ayrıca Ebü’l-Hattab, Ca‘fer’in elini kendisinin göğsüne koyarak sahip olduğu gizli bilgileri unutmaması için ona dua ettiğini ileri sürmüş (Massignon, s. 47-48), fakat bu iddia Ca‘fer’e bildirildiğinde Ebü’l-Hattab’ın elinden başka hiçbir yerine dokunmadığını belirterek onu yalanlamıştı (Ebû Ca‘fer et-Tûsi, s. 291-292). Her ikisi de gāli olan Hasibi ve Anbese’nin rivayetleri muteber sayılmamakla birlikte Keşşi’nin ifadesinden anlaşıldığı üzere Ebü’l-Hattab başlangıçta Ca‘fer’le karşılaşmış, onunla münasebet kurmuş, fakat daha sonra Ca‘fer onun bir yalancı olduğunu anlamıştır.

Ebü’l-Hattab’ın önceleri Ca‘fer es-Sadık’ın yakın adamlarından olduğu, fakat Mugīre b. Said el-İcli’yi kendisine örnek alması üzerine aşırılığa saptığı Şii kaynaklarınca da kabul edilmektedir (Nu‘man b. Muhammed, I, 49). Ca‘fer es-Sadık’ın vasisi sıfatıyla ondan ism-i a‘zamı öğrendiğini iddia eden, daha sonra Horasan’da Ebû Müslim-i Horasani tarafından öldürülen Abdullah b. Muaviye’nin Kûfe’ye dönen mensuplarını (Cenahiyye) kendi başkanlığında toplayarak diğer mensupları ile birlikte yeni bir gāli fırka olarak örgütleyen Ebü’l-Hattab kendisinin melek olduğunu, yeryüzündekilere Allah’ın resulü olarak gönderildiğini, imamlarda ve özellikle Cafer Sadık’ta ilahlık vasfı bulunduğunu ileri sürdü. Kûfe’deki mensuplarını Ca‘fer’e ibadete çağırdı, onlara “lebbeyk ya Ca‘fer lebbeyk” diye nida ettirdi. Daha sonra Ebü’l-Hattab’ın ilahlığını ilan ederek dini emir ve yasakları kaldırdığını söyleyen Hattabiyye mensuplarının hareketleri Kûfe’de düzeni sarsacak hale geldi. Vali isa b. Mûsa, Abbasi Halifesi Mansûr’a durumu bildirince Ebü’l-Hattab’ın mensupları üzerine bir kuvvet gönderildi. Buna karşı kendi taraftarlarını muharebe düzenine koyan Ebü’l-Hattab taş ve sopalarla, ok yerine kullandıkları kamışlarla düşmanlarını mağlûp edeceklerini, muhaliflerinin silahlarının kendilerine zarar vermeyeceğini iddia ederek mensuplarına cesaret vermeye çalıştı. Fakat taraftarları mağlûp olmaya başlayınca daha önce Allah’ın kendisine öyle bildirdiğini, bu durumun ona yeni malum olduğunu söyleyip Muhtar es-Sekafi’den sonra beda* görüşünü ileri süren ikinci kişi oldu. Ebü’l-Hattab, önde gelen mensuplarıyla birlikte 138 (755) veya 143 (760) yılında Fırat nehri üzerindeki Darürrızk denilen yerde öldürüldü ve başları Bağdat’a gönderildi; cesetleri bir süre asılıp teşhir edildikten sonra topluca yakıldı (Ebû Halef el-Kummi, s. 81-82; Abdurrahman Bedevi, II, 51; Abdullah Feyyaz, s. 118).

Hattabiyye fırkasına ait yazılı bir metin mevcut olmadığından fırkanın görüşlerini tam olarak tesbit etmek mümkün değildir. Ancak II. (VIII.) yüzyılın belirgin özellikleri de dikkate alınıp kaynakların ittifakla naklettiği görüşleri şöylece sıralanabilir: Ebü’l-Hattab, Ca‘fer es-Sadık’ın koruyucu temsilcisi ve kendisinden sonra imameti devralacak vasisidir. Ca‘fer, diğerlerinden farklı olmak üzere ona Allah’ın en büyük ismini (ism-i a‘zam) öğretmiştir. Bütün imamlar peygamberdir. Her devirde iki nebi bulunmaktadır. Bunlardan biri konuşan (natık) imam, diğeri ise onun susan (samit) vasisidir. Bu görüş, kısmen değiştirilerek batıni gruplar ve İsmailiyye fırkasının temel prensipleri arasında yer aldığı için İsmailiyye’nin aslının Hattabiyye olduğu kanaati yaygındır. İmamlar aynı zamanda ilahtır; Ca‘fer es-Sadık, babası ve dedeleri de ilahtır. Onlar Allah’ın oğulları ve sevdikleridir. Allah önce Ali’ye, daha sonra sırasıyla Hasan, Hüseyin, Zeynelabidin, Muhammed Bakır ve Ca‘fer es-Sadık’a hulûl etmiştir. Kendisine intikali açısından Ca‘fer’in ilahlığını pekiştirme çabalarını sürdüren Ebü’l-Hattab, bu iddiası ile açık olarak fertlerin ilahlığını ortaya koyan ilk kişidir. Bu iddia Ca‘fer es-Sadık’a ulaştırıldığında onu facir ve yalancı diye vasıflandırmış, kendisinin, babasının ve dedelerinin Allah’ın yarattığı kullar olmanın ötesinde bir nitelik taşımadıklarını belirterek ona lanet etmiştir (Nu‘man b. Muhammed, I, 50).

Ebü’l-Hattab’ın ilahlığına inanan mensupları, Ca‘fer es-Sadık’ın da ilahlığını kabul etmekle birlikte Ebü’l-Hattab’ın ondan ve büyük dedesi Ali b. Ebû Talib’den üstün olduğunu, Allah’ın Ca‘fer’den ayrıldığını ve Ebü’l-Hattab’a hulûl ettiğini savunmuşlardır. İbn Hazm’ın belirttiğine göre o dönemde Kûfe’de Ebü’l-Hattab’ın ilahlığına inanan binlerce kişi bulunmaktaydı (el-Faśl, V, 48).

Bütün haramların helal sayılması ve İbahiliğin yayılması Hattâbiyye’nin nihai hedefidir. Rivayete göre Hattabiyye mensuplarına dini bir mükellefiyet ağır gelince Ebü’l-Hattab’dan hafifletilmesini isterler, o da cemaatini bu tür görevlerden muaf tutardı. Bu şekilde namaz, zekat, oruç, hac gibi farzlar terkedilip zina, hırsızlık, içki, eşcinsellik, fırka dışındakiler aleyhine yalancı şahitlik gibi haramlar helal sayılıyordu. Öte yandan bu fırka mensuplarının batıni te’viller yaptıkları, Hz. Ebû Bekir ve Ömer’i sevmedikleri de kaynaklarda yer alan bilgiler arasındadır.

Ebü’l-Hattâb’dan sonra çeşitli fırkalara ayrılan Hattabiyye’nin en önemli kolları şunlardır:

Bezigıyye

Dokumacılık yapan ve Ca‘fer es-Sadık hayatta iken öldürülen Beziğ b. Mûsa’ya tabi olan bu grup, Beziğ’in Ebü’l-Hattab gibi Ca‘fer es-Sadık tarafından gönderilmiş bir nebi ve resul olduğunu kabul ediyorlardı. Beziğ, daha önce Ebü’l-Hattab’ın peygamberliğini benimsemiş olmasına rağmen Ebü’l-Hattab ve taraftarları ondan kesinlikle teberri etmişlerdir.

Muammeriyye

Allah’ın vasilerin bedenine hulûl eden bir nur olduğunu, bu nurun Ca‘fer es-Sadık ve Ebü’l-Hattab’a hulûl etmesinden dolayı onların ilahlığa yükseldiklerini, daha sonra bunun Muammer b. Ahmer’e intikaliyle Ca‘fer ve Ebü’l-Hattab’ın melekler arasına katıldığını iddia eden bu fırkaya göre, Allah kainattaki her şeyi kulları için yaratmış olduğundan haram-helal diye bir sınırlama getirilemez. Bundan dolayı zina ve hırsızlık gibi haramlar, içki içmek, domuz eti, kan, ölmüş hayvanların etini yemek; anne, kız evlat ve kız kardeşle evlenmek, hatta erkeklerin birbiriyle evlenmesi meşrû kabul edilmiştir.

Umeyriyye

Umeyr b. Beyan el-İcli’nin mensupları olup peygamberlerin ve imamların ölümsüz olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Mufaddaliyye

Ca‘fer es-Sadık’ın peygamberliğini değil ilahlığını kabul eden bu fırka Mufaddal b. Ömer es-Sayrafi’ye mensuptur.

Seri el-Aksam

Hattabiyye’nin diğer bir kolu, Ca‘fer es-Sadık’ın kuvvetli ve emin olarak vasıflandırdığı, kendisinde Hz. Mûsa’nın ruhu bulunduğuna inanılan Seri el-Aksam’ın mensuplarıdır. Bu fırkaya göre Seri de Ebü’l-Hattab gibi Cafer tarafından gönderilmiş bir resuldür. Bu grup namaz, oruç, hac gibi ibadetleri ilah olduğuna inandıkları Ca‘fer es-Sadık için eda etmişlerdir.

Bazı kaynaklar, Hattabiyye ve Muhammise’yi aynı fırka olarak gösterirlerse de (Ebû Halef el-Kummi, s. 56) bu görüş yukarıda zikredilen ilk Hattabiyye fırkaları için geçerli görülmemektedir. Bununla birlikte daha sonraki dönemlerde Hattabiyye mensuplarının Muhammise ile irtibatı bulunduğu düşünülebilir.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri