İslam Tarikat/Mezhepleri

Rufai ( Rufaiyye ) Tarikatı

Rufai ( Rufaiyye ) Tarikatı
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İslam Tarikat/Mezhepleri Yorumlar : 0 Okunma : 13483 Beğen : 0

İlk çıkan tarikatlardan biri olan Rufaiyye’nin (Rifaiyye) kurucusu, asıl ismi Ahmed bin Ali el-Mekki bin Yahya olan Ahmed er-Rufai’dir. Aktab-ı Erbaa (dört kutup) dan biri sayılan Ahmed er-Rufai’nin tarikat silsilesi Hz. Ali’ye dayanır.

Ahmed er-Rufai, 512/1118 senesinde Basra’da doğmuştur. Nesli Hz. Hüseyin vasıtasıyla Hz. Ali’ye dayandığından seyyiddir. Yedi yaşında iken babası Sultan Ali vefat edince, bir şeyh olan dayısı Ebu Bekir el-Ensari el-Vasiti’nin terbiyesi altında büyüdü. Fıkıh, hadis ve tefsir ilimlerinde önemli bir yere geldi, bu ilimlerden icazet aldı.

Rufai hazretleri Şeyh Aliyyü’l Kari el-Vasiti’den hırka giydi. Bu zat kendisine zahir ve batın ilimleri bildiğine işaret olarak “Ebu’l Alemeyn” ünvanı verdi. Bu lakap aynı zamanda “kutupluk ve gavslık” mertebelerine sahip olduğunu da gösteriyordu. Sonra köyüne dönerek babasına ait tekkeye yerleşti. 539/1144 yılında şeyhinin vefatı üzerine dayısı Mansur el- Bataihi’nin irşad halkasına devam etti. Bu zat yeğenine “Şeyhler şeyhliği” ve kendisine ait “bütün zaviyelerin şeyhliği” ünvanıyla hilafet verdi ve Ümmü Abide’deki zaviyesine yerleşmesini söyledi.

Müridlerinin sayısının her geçen gün artmasını hazmedemeyen hased ehli, zikir meclislerinde erkek ve kadınların karışık bulunduğu suçlamasıyla onu Abbasi halifesi el-Muktefi li-Emrillah’a şikayet ettiler. Halife derhal müfettiş görevlendirdi. Teftişle görevlendirilen zat, yaptığı inceleme sonucunda şöyle bir rapor düzenledi:

“Eğer bu seyyid ve müridleri sünnetten başka bir yol üzere iseler, yeryüzünde sünneti takip eden bir topluluk kalmamış demektir.”

Raporu inceleyen Halife, Şeyh’e bir mektup yazarak kendisinden özür diler.

RASULULLAH’IN KABRİNDEN ELİNİ UZATMASI

Ahmed el-Rufai, yedi defa hacca gitti. İlk ziyaretini yanına birçok müridini de alarak 555/ 1160 yılında gerçekleştirdi. Peygamberimizin (s.a.v.) kabrine geldiğinde “Ey dedem, Allah’ın selamı üzerine olsun” diye selam verdiğinde kabirden “senin de üzerine olsun ey oğlum” cevabının geldiği bildirilir.

Sonra şu manada bir dörtlük söyledi:

“Ey Allah’ın Rasulü, cismen uzak olduğum zamanlar mübarek kabrine toprağını öpmesi için ruhumu gönderir idim. Mübarek saadetli elini ver öpeyim ki, dudaklarım sefa bulsun.”

Bunun üzerine kabirden bir el uzandığı, Rufai Hazretlerinin o eli öptüğü, bu olayı Şeyh Hayat bin Kays Harrani, Şeyh Adiyy bin Müsafir, Abdülkadir Geylani ve şeyh Ukayl Menbici’nin gördüğü rivayet edilir.

“Oldu ol gavs-ı muazzam mazhar-ı bezm-i kabul,

Destini sundu ana kabri şerifinden Rasul,

Yed be yed iras-ı feyz itdi Muhammed Ahmed’e

Olmadı bir ferde layık böyle ali vusul.”

Ahmed er-Rufai Hazretleri, şehvetten uzak, şikayetsiz bir sabır, takva ehli, açlığı ibadet, tokluğu kanaat olan, eline bir şey geçmezse sabreden, geçtiğinde onu başkalarına veren, rahat bilmez, istirahat düşünmez, çok oruç tutup , çok namaz kılan, az uyuyan, çirkin sözlerden dilini koruyan, rıza hırkasını giymiş, başına gelenlere sabırla göğüs geren, insanlara eliyle, dili ile, malıyla faydası dokunan, safa kasesinden içmiş, takva gömleğine bürünmüş biri idi.

Huşu ve tevazu sahibi, çok ağlayan, nefsini ve kalbini mağfiretle eğitmeye çalışan, oturmasında, ağlamasında, yemesinde, içmesinde, uyumasında, kalkmasında edebe dikkat eden, ihtiyaçlarını kendisi karşılayan birisi idi.

ESERLERİ

Şerhü’t- Tenbih, El-Hikem er-Rufaiyye, El-Burhanü’l Müeyyed, El- Mecalisü’s- Seniyye, El-Erbaune Hadisen, Haletü Ehli’l- Hakika Maallah, En-Nizamü’l-Has li Ehli’l İhtisas, El- Eş’ar, El- Ahzab ve’l –Evrad.

Halka gelecek olan büyük bir bela karşısında “Allah’ım,halka gelecek bela için beni tavan yap, gelen bela bana gelsin” diye dua etti. Kalan ömrü ile belayı satın aldı. Hastalanarak yatağa düştü. Yıllar önce “Rabbim bana vaad etti, ona dünya eti ile gitmeyeyim. Hatta kabre bile.”Gerçekten de öyle oldu. Hastalık sebebiyle vücudunda hiç et kalmadı, hatta ilikleri dahi aktı. 578/1182’de vefat etti.Bağdat, Hankah’a defnedildi.

RUFAİ TARİKATI SİLSİLESİ

Hz. Muhammed (s.a.v.)

Hz.Ali

Hasan el-Basri

Habib A’cemi

Davud et-Tai

Ma’ruf el- Kerhi

Seriyü’s- Sekati

Cüneyd-i Bağdadi

Ebu Bekir Şibli

Ali el-A’cemi

Ebu Aliyi Ruzbari

Ebu Ali Gulam bin Türkan

Aliyyü’l-Kari el- Vasiti

Tarikat sahibi , Seyyid Ahmed er-Rufai

TARİKATIN ESASLARI

Rufai Hazretleri tarikatın esaslarını şöyle açıklar.

“yolumuz üç şey üzerine bina edilmiştir:

  • İstememek
  • Geri çevirmemek
  • Mal yığmamak.”

“Benim yolum, içinde bidat bulunmayan din, tembellik bulunmayan amel, fesat bulunmayan niyet, yalan bulunmayan doğruluk, riya bulunmayan hal, iddia ve makam isteği düşüncesi bulunmayan makam ve Allah’a tamamen tevekkül etmekten ibarettir.”

Samarrai, Rufai tarikatının şu esaslara dayandığını yazar:

  • Allah’ın birliğine iman
  • Kur’an’ı sorumlulukların kaynağı bilmek.
  • Peygamber Efendimizin sünnetine bağlılık
  • Sürekli zikir ve iç dünyayı dinlemek
  • Sevgi
  • İlk İslam alimlerinin çerçeveledikleri inanç sistemine bağlılık,
  • Peygamberimizin Sahabilerine saygı,
  • Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman,
  • Tefekkür
  • Dostlarla açık zikir
  • Hz.Muhammed’in (s.a.v.) ahlakıyla ahlaklanmak,
  • İlim tahsili peşinde olmak,
  • Sürekli Kur’an okumak
  • Şöhretten kaçınmak,
  • Lüzumsuz ve boş konuşmayı terk etmek,
  • Bid’atlardan kaçınmak,

Mustafa Kara ise bu tarikatın esaslarını şöyle açıklar:

  • Allah’ın emrini yerine getirmek, yasaklarından sakınmak
  • Şeriat ve tarikata ters düşen şeylerden sakınmak
  • Dininde ve ahdinde sağlam durmak
  • İlim öğrenmek ve uygulamak
  • Kişilerin ayıp ve kusurlarını araştırmamak
  • Muhtaç olanlara insaf ve merhamet etmek
  • Yaramaz ve çirkin huyları terk etmek
  • Şeyhin öğütlerini kabul etmek

Mürşidin müride verdiği ilk zikir, “Lailahe illallah” zikridir. Sonraları Rahman, Rahim, Vehhab, Kuddüs, Hakk, Halim, Hannan, Hayy, Hafız, Hamid isimleri verilir.

Ahlakı güzelleştirmek gayesiyle biri hilafet, diğeri de muharremiyye olmak üzere iki çeşit halvete girilir. Bu halvette mürid oruç tutar. Rufailer siyah sarık sararlar.

ŞİŞ BATIRMA, KILIÇLA KESME ADETİ

Ahmed er-Rufai Hazretleri, peygamberimizin mübarek elini öpünce, müridleri de bu nimetten istifade etmek istemişler, ancak bu durum gerçekleşmeyince üzülmüşler ve ellerine geçirdikleri tahta parçası, bıçak ve demirle vücutlarına vurmaya başlamışlar. Bir kısmı da ateşle vücudunu dağlamaya çalışmış. Şeyh çadıra girince bu durumu görünce hayret etmiş. Bunun üzerine şöyle dua etmiş,

“ Ya Rab, tarikatıma girenlere, bu sırrı bahşeyle!”. Ve bu hal tarikat mensublarında baki kalmıştır.Buna “Bürhan” denilir.

kaynak: Tarikatlar 1- İsmail Mutlu

RUFAİLİK (RİFAİYYE) TARİKATININ TARİHÇESİ DÜNYAYA YAYILIŞI VE ALT KOLLARI İLE İLGİLİ YAZIMIZI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Dünya Dinleri