İslam Dini Tarikatları

Ana Sayfa Dünya Dinleri Ortadoğu Dinleri İslamiyet İslam Dini Tarikatları Ticaniyye Tarikatı Tarihi ve İnanç Uygulamaları

Ticaniyye Tarikatı Tarihi ve İnanç Uygulamaları

Ticaniyye Tarikatı Tarihi ve İnanç Uygulamaları
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İslam Dini Tarikatları Yorumlar : 0 Okunma : 3202 Beğen : 0

Ticaniyye tarikatının kurucusu Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Muhtar b. Salim et-Ticani'dir. (ö. 1230/1815) Ticani 1150’de (1737) Cezayir’in Tilimsan (Tlemsen) bölgesindeki Aynimazi kasabasında doğdu. Bölgeye göç eden dedesi burada yaşayan Berberi Ticane kabilesinden bir kadınla evlendiğinden ailesi Ticani nisbesiyle tanındı.

Hayatı hakkındaki bilgilerin büyük bir kısmı halifelerinden Ali Harazim’in 1217 (1802) yılında tamamlayıp kendisine sunduğu Cevahirü’l-meǾani ve yine halifelerinden İbnü’l-Müşri’nin Kitabü’l-Cami adlı eserlerine dayanmaktadır. Kendi ifadesine göre soyu Hz. Hasan’a ulaşır. Ticani on altı yaşında iken Aynimazi’de müderrislik yapan babasını ve annesini veba salgınında kaybetti. Kur’an, hadis, Maliki fıkhı ve edebi ilimleri Tilimsan’da okuduktan sonra Fas’a gitti. Burada Kadiri, Şazeli, Nasıri tarikatlarının zikir halkalarına katıldı. Fas’ta Şeyh Ahmed Habib b. Muhammed’in, Sahra şehirlerinden Abid’de beş yıl süreyle Sidi Abdülkadir b. Muhammed’in hizmetinde bulundu. Ardından Tunus’a gidip Azvavi Zaviyesi’nde Halveti şeyhi Mahmud b. Abdurrahman’ın sohbetlerine devam etti. Bir yıl sonra Kahire’de Halveti şeyhi Mahmud el-Kürdi ile tanıştı. Şevval 1187’de (Aralık 1773) Mekke’ye ulaşıp hac görevini yerine getirdi ve iki yıl Mekke’de kaldı. Bu sırada Hindistanlı Şeyh Ahmed b. Abdullah ile tanıştı. İki aylık beraberliğin ardından vefat eden Ahmed b. Abdullah, Ticani’yi yerine halife olarak bıraktı. Medine’de Muhammed b. Abdülkerim es-Semman ile görüşüp kendisinden Semmaniyye icazeti aldı. Hac dönüşü tekrar Mısır’a uğrayan Ticani, şeyhi Mahmud el-Kürdi’den icazet alıp halife sıfatıyla Cezayir’e döndü.

Tilimsan’da sohbet ve irşad hizmetleriyle dikkati çeken Ticani, faaliyetlerinden kuşkuya kapılan Osmanlı Cezayir Beyi Muhammed b. Osman tarafından tutuklandı. Ardından Cezayir şehirlerinde ikamet etmemesi şartıyla serbest bırakıldı. 1782’de Tilimsan’dan ayrılan Ticani, Sahra bölgesine gidip Sidiebisemgūn kasabasına yerleşti. Bu arada Taze şehrinde Derkaviyye tarikatının piri Ebu Hamid Mevla Ahmed el-Arabi’yi ziyaret etti. Ticani aynı yıl Sidiebisemgūn’da manevi keşfe nail olduğunu, tarikatına ait evrad ve ezkarın rüyasında bizzat Hz. Peygamber tarafından kendisine öğretildiğini söyler. Olayın gerçekleştiği 1782 yılı Ticaniyye tarikatı mensuplarınca tarikatın kuruluş tarihi olarak kabul edilir.

Ticani, Sahra’da yeterince yayıldığını düşündüğü tarikatını daha geniş coğrafyalara ulaştırmak amacıyla Fas’a gitmek için Ekim 1789’da Ebisemgūn’dan ayrıldı. Fas’a yerleştikten birkaç yıl sonra bir müridini Fas Sultanı Mevlay Süleyman’a göndererek Cezayir yönetiminden duyduğu rahatsızlıktan dolayı ülkesine sığındığını ve kendisiyle görüşmek istediğini bildirdi. Mevlay Süleyman Ticani’ye özel konut tahsis etti ve kendisi de müridleri arasına katıldı. Sultanın Ticani’ye duyduğu saygı ve gösterdiği itibar Fas ulemasını rahatsız etti. Ulemadan İbn Kiran onun şeyhlik iddiasını yalanladı. Ulemanın bu düşmanca tutumuna rağmen Ticaniyye tarikatı Fas’ta iyice kökleşti. 1814’te Aynimazi’yi ziyaret edip tekrar Fas’a döndü. Fas’ta ikamet ettiği yaklaşık yirmi altı yıl boyunca halifeleri vasıtasıyla tarikatını bütün Kuzey Afrika’ya yaydı ve yerine halifelerinden Sidi Ali b. isa et-Temmasi’yi tayin etti. Tarikat şeyhliğinin Temmasi ailesiyle kendi oğulları arasında münavebe ile sürdürülmesini vasiyet eden Ticani Fas’ta vefat etti ve buraya defnedildi. Ticani erken yaşlarda evlendiği hanımından kısa bir süre sonra ayrıldı. Ardından evlendiği eşinden büyük oğlu Muhammed el-Kebir, diğer bir eşinden küçük oğlu Muhammed (Habib) es-Sagīr dünyaya gelmiş, bunlar tarikatın tarihinde önemli fonksiyonlar icra etmiştir.

Ahmed et-Ticani eser sahibi olmadığı için görüşleri, başta Ali Harazim olmak üzere halifelerinin yazdığı kitaplar aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Bu eserlerden onun Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin kutub, kutbü’l-aktab, hatemü’l-velaye, hakikat-i Muhammediyye gibi fikirlerinin etkisi altında bulunduğu, kendisini bu makamların varisi olarak gördüğü, bu sebeple ulema tarafından tenkit edildiği, onlara sert cevaplar verdiği öğrenilmektedir. Ticani ile görüşen tarihçi Abdüsselam en-Nasıri onun çok etkili bir şahsiyet olduğunu, dini emirlerin yerine getirilmesini ve kişinin zahiri kadar batınını da temizlemesini temel ilke edindiğini belirtir. Bir müridine gönderdiği mektupta insanın üstün manevi derecelere ulaşsa da kulluk sınırından dışarı çıkamayacağını söyler ve Allah’ın emirlerine aykırı hareket etmekten kaçınmayı, gece gündüz istiğfarda bulunmayı tavsiye eder. Hz. Peygamber’in cennete ilk gireceklerden olacağına dair kendisine güvence verdiğini, kalbinde kendisine karşı zerre kadar sevgi besleyenlerin de bu daire içinde yer aldığını, düşmanlık edenlerin bu kurtuluştan nasip alamayacağını söyler (Jamil M. Abun-Nasr, The Tijaniyya, s. 43-44). Zahidane bir hayat yaşamak için bütün malını tasadduk etmek isteyen zengin bir müridine hayır severlikte ifrata kaçmamasını, servetini korumasını, ancak servetin kendisini Allah’tan koparmamasına dikkat etmesini, müridlerine de bu dünyada mutlu ve zengin olmaya çalışmalarını söylemesi onun zühd anlayışını yansıtması bakımından önemlidir.

Ticaniyye Tarikatı

Ahmed et-Ticani, şeyhi Mahmud el-Kürdi’den Halvetiyye hilafeti alıp Cezayir’e döndüğünde bir Halveti şeyhi sıfatıyla irşad faaliyetine başlamış, Ebisemgūn’da manevi keşfe nail olup Hz. Peygamber tarafından kendisine irşad yetkisi verildiğini söyledikten sonra hiçbir tarikatla ilgisi bulunmadığını bildirip tarikatına Tarikat-ı Ahmediyye/Muhammediyye adını vermiştir. Bu sebeple Ticani kaynaklarında tarikatın bir silsilesi olduğu kabul edilmez, silsile Hz. Peygamber ve Ahmed et-Ticani ile başlatılır. Bu sebeple mensupları Ticaniyye diye anılmaya başlanmış ve bu ad yaygınlık kazanmıştır. Osmanlı tasavvuf kaynaklarında Mahmud el-Kürdi’nin silsilesi Şeyh Hifni, Kutbüddin el-Bekri, Karabaş Veli, Şaban-ı Veli vasıtasıyla Halvetiyye’ye ulaştığından Ticaniyye Halvetiyye’nin bir kolu olarak gösterilmektedir (Tomar-Halvetiyye, s. 85). Bu silsileyi Ali Harazim, Ahmed et-Ticani’nin teberrüken aldığı Halveti silsilesi diye kaydeder (Cevahirü’l-meǾani, I, 43-44). Ömer b. Said el-Futi de Ahmed et-Ticani’nin önceleri bir Halveti şeyhi iken bizzat Hz. Peygamber tarafından irşad görevi verildikten sonra tarikatını kurduğunu ve adının Tarikatü’l-Ahmediyye Muhammediyye-İbrahimiyye/Hanifiyye/Ticaniyye olduğunu söyler (Rimahu hizbi’r-rahim, I, 190-191). Sağ veya ölü diğer tarikatlara mensup herhangi bir velinin ziyaret edilmesinin yasak olması Ticaniyye’nin kayda değer bir özelliğidir.

Ticaniyye tarikatında adab ve erkanın temelini Ahmed et-Ticani’nin Hz. Peygamber’den aldığı kabul edilen “Salatü’l-fatih” ve “Cevheretü’l-kemal” adlı iki kısa salavat oluşturur. Ticani dervişlerinin uygulamakla yükümlü oldukları üç evrad türü vardır. Bunların ilkine vird, ikincisine vazife, üçüncüsüne hadra (hazret) adı verilir. Vird sabah ve akşam günde 100 istiğfar, 100 salavat-ı şerife, 100 kelime-i tevhid okumaktan ibarettir. Herhangi bir salavatı okumak caiz olmakla birlikte Salatü’l-fatih’i okumak daha faziletlidir. Otuz defa “estağfirullahi’l-azim ellezi la ilahe illa hüve’l-hayyü’l-kayyum”, elli Salatü’l-fatih, 100 kelime-i tevhid ve on iki Salatü cevhereti’l-kemal okumaya vazife denir. Vazife günde bir veya iki defa okunur. Ahmed et-Ticani, Cevheretü’l-kemal’in günde yetmiş defa tekrarlandığında Hz. Peygamber ve dört halifenin orada manen hazır bulunup evradın okunuşuna katıldıklarını söyler. Hadra cuma günleri ikindi namazı cemaatle kılındıktan sonra gerçekleştirilir; bu sırada 1000 veya 1500 defa kelime-i tevhid yüksek sesle zikredilir. Hz. Peygamber’in öğrettiği Salatü’l-fatih ve Cevheretü’l-kemal’in diğer tarikatların mensuplarınca okunan virdlerden daha faziletli sayıldığına ve Ticani olmayanların bunları okusalar dahi faydalanamayacaklarına inanılır.

Ahmed et-Ticani’nin vefatından sonra vasiyeti üzerine yerine geçen Sidi Ali b. isa et-Temmasi, Ticani’nin oğulları Muhammed el-Kebir ve Muhammed es-Sagīr’in Fas’tan Aynimazi’ye gitmelerini istemiş, kendisi, doğum yeri olan Güney Cezayir’in Suf bölgesinde Temmasin şehrindeki Tamalhat Zaviyesi’ne gidip irşad faaliyetine başlamıştır. Onun şeyhliği döneminde gönderdiği halifeler vasıtasıyla Ticaniyye Tunus’un Cerid bölgesinde, Tevarik vasıtasıyla Sahra kabileleri arasında yayılmıştır. Öte yandan Aynimazi’de Ticani’nin oğulları çevresinde geniş bir Ticani dervişleri grubu oluşmuş ve Aynimazi, Ali b. isa et-Temmasi’nin başında yer aldığı Tamalhat Zaviyesi’nden sonra tarikatın bölgedeki ikinci merkezi haline gelmiştir. Bu sırada Cezayir’e hakim olan Osmanlı idarecileri Ticaniler’in güvenini kazanmak için Muhammed el-Kebir’i görüşmeye davet etmiş, ancak Muhammed’e Türkler’in kendisini öldürmeyi planlandığının bildirilmesi üzerine, daha önce babasının Osmanlı yöneticileri tarafından Cezayir’den çıkarıldığını hatırlayan Muhammed el-Kebir bu davete uymamıştır. Aynimazi 1820 ve 1822 yıllarında Osmanlı kuvvetleri tarafından kuşatılmış ve şehir Osmanlılar’ın kontrolü altına girmiştir. Bu durum Ticaniler’le Osmanlı yetkilileri arasındaki gerginliğin artmasına yol açmıştır. Osmanlı yetkililerinin vergilerini düzenli biçimde ödemeyi sürdürdükleri müddetçe Ticaniler’e birtakım imtiyazlar vermesine rağmen gerginlik giderek tırmanmıştır. Muhammed el-Kebir, 1826’da Osmanlılar’a karşı askeri bir harekat başlatmak amacıyla Mashara’ya gitmiş, burada Emir Abdülkadir el-Cezairi’nin babası, Kadiri şeyhi Muhyiddin’e bağlı Beni Haşim kabilesi reisleriyle Cezayir valisine karşı isyan için anlaşmıştır. Beni Haşim ile Ticaniler arasındaki ittifakı öğrenen Cezayir Valisi Hasan Paşa, Garis vahasına gelmiş ve Beni Haşim kabilesinin bir kısmını isyandan vazgeçmeye ikna etmiştir. Kendisini destekleyen Beni Erba kabilesinden 300 kişiyle yalnız kalan Muhammed el-Kebir ve birkaç müridi savaşa girmekten çekinmemiştir. Muhammed el-Kebir yakalanıp bir süre hapsedildikten sonra idam edilmiş, kılıcı İstanbul’a II. Mahmud’a gönderilmiştir (1827).


Kardeşinin ölümü üzerine Muhammed es-Sagīr, Ticaniyye’nin Aynimazi kolu şeyhi olmuştur. 1830 yılından itibaren Cezayir’in Osmanlılar’ın kontrolünden çıkması, ülkenin güneyinde bir Ticani devleti kurmak isteyen Aynimazi Ticanileri’ni memnun etmiştir. 1832’de Emir Abdülkadir, Fransız işgaline karşı yürütülecek savaşta Cezayir’deki kabileler tarafından lider seçilmiştir. Fakat Muhammed el-Kebir’in Abdülkadir’in mensup olduğu Beni Haşim’in kendisini terketmesinden dolayı öldüğünü düşünen Aynimazi Ticanileri, Emir Abdülkadir’in otoritesi altına girmeyi kabul etmemiştir. Emir Abdülkadir, Muhammed es-Sagīr’den Aynimazi’ye vekil olarak tayin ettiği el-Hac el-Arabi’ye itaat etmesini istemiş, Muhammed es-Sagīr bunu kabul etmeyince Aynimazi, Emir Abdülkadir’e bağlı kuvvetler tarafından kuşatılmıştır. Altı ay süren kuşatma sonunda taraflar arasında anlaşma sağlanmıştır (1838). Şehri terkeden Muhammed es-Sagīr ertesi yıl tekrar direniş başlatmış ve Emir Abdülkadir’e karşı Fransızlar’ın desteğini almaya çalışmıştır. Muhammed es-Sagīr, babasının kendi yerine tayin ettiği Tamalhat Zaviyesi şeyhi Sidi Ali et-Temmasi’nin 1844 yılında vefatının ardından Ticaniyye tarikatının ikinci postnişini olmuş ve aynı yıl Tamalhat’ı ziyaret etmiştir. Muhammed es-Sagīr’in bu sırada Mağrib sultanının oğluna gönderdiği, Fransız işgal güçlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren mektupların Fransızlar’ın eline geçmesi, onun Cezayir halklarını kendilerine karşı kışkırtmasından çekinen Fransızlar’ı tedirgin etmiştir. Fransız sömürge idaresi başkanı 1847’de Aynimazi’yi ziyaret etmiş ve Muhammed es-Sagīr tarafından ağırlanmıştır. Muhammed es-Sagīr’in ölümünden (Receb 1270 / Nisan 1854) sonra Sidi Ali et-Temmasi’nin büyük oğlu Sidi Muhammed el-id tarikatın liderliğine seçilmesiyle Ticaniyye şeyhliği tekrar Temmasi ailesine geçmiştir. Sidi Muhammed el-id de babası gibi Fransız işgal güçleriyle çatışmaya girmek yerine iyi ilişkiler sürdürmeyi tercih etmiştir.

Öte yandan Aynimazi Zaviyesi’nin şeyhliğine Muhammed es-Sagīr’in oğlu Sidi Ahmed geçmiş, onun Aynimazi Zaviyesi postuna oturmasıyla Muhammed es-Sagīr’in Fransızlar’la kurduğu bir anlamda zoraki temaslar gerginleşmeye başlamıştır. Evlad-ı Sidi eş-Şeyh kabilesinin Fransızlar’a karşı başlattığı direnişi Ticaniler de desteklemiştir. Bunun üzerine Şubat 1869’da Aynimazi’ye hücum eden Fransızlar, Sidi Ahmed ve kardeşi Beşir’i almıştır. Sidi Ahmed, 1870’te Fransız makamlarının kendisi hakkında duyduğu kuşkuları gidermek amacıyla Paris’e gitmiş, Aurel Picard adlı bir kadınla evlenip ertesi yıl Cezayir’e dönmüştür. 1876’da Tamalhat Zaviyesi şeyhi Muhammed el-id’in ölümünden sonra Aynimazi Zaviyesi mensupları Sidi Ahmed’i Ticaniyye’nin tek lideri olarak ilan etmiş, bu girişim karşısında Temmasin Ticanileri, Muhammed el-id’in küçük oğlu Muhammed es-Sagīr’i şeyhlik makamına getirmiştir. Sidi Ahmed, tarikatın tek merkezden yönetilmesini sağlamak amacıyla görüşmeler yapmak üzere kardeşi Beşir’i 1884’te Temmasin’e göndermiştir. Ticani ailesiyle Sidi Ali et-Temmasi ailesi arasında şeyhlik konusunda münavebe yoluyla süregelen iyi ilişkiler, Tamalhat Zaviyesi mensuplarının Sidi Ahmed’in tek liderliğini kabul etmemeleri üzerine bozulmuştur. Sidi Ahmed vefat edince (Nisan 1897) Aynimazi Ticanileri kardeşi Sidi Beşir’i tarikatın yeni şeyhi seçmiş, Sidi Beşir ağabeyinin ölümünden sonra Madame Aurel ile evlenmiştir. 1933’te ölen Aurel’in hayatının son yıllarında müslüman olduğu bildirilmektedir. 1870’li yıllarda Tamalhat Zaviyesi Ticanileri ile Aynimazi Zaviyesi Ticanileri arasında meydana gelen ihtilaf XX. yüzyılda da devam etmiştir. Ancak bu ihtilafa rağmen Ticaniyye zayıflamayıp bu iki zaviyeden bağımsız şeyhler vasıtasıyla Afrika’da çok geniş bir coğrafyaya yayılma imkanı bulmuştur.

Ticaniyye, Tunus’ta Ahmed et-Ticani’nin halifelerinden Mahmud el-Menai ile alim ve şair İbrahim er-Riyahi tarafından yayılmıştır. Riyahi 1828’de Tunus başmüftüsü, daha sonra Zeytune Medresesi başmüderrisi olmuştur. Başta Mehmed Sadık Paşa olmak üzere Tunus beyleri tarikatına intisap ederek onu desteklemiştir. XIX. yüzyılın sonunda bütün Mağrib şehirlerinde Ticani zaviyeleri kurulmuş, Merakeş, Ticaniyye’nin Mağrib’deki en önemli merkezi haline gelmiştir. Ancak tarikat daha çok Berberiler’in meskun bulunduğu Sus’ta Muhammed b. Ahmed el-Kansusi’nin gayretleriyle yayılmıştır. Mağrib Ticanileri, Aynimazi ve Temmasin zaviyeleri arasında gerginliğin oluştuğu dönemde bağımsız hareket etmeye çalışmıştır. Öte yandan Ahmed et-Ticani’nin Tilimsan Zaviyesi’ne tayin ettiği Sidi Tahir, Ticani’nin ölümünün ardından şeyhliğin kendisine geçtiğini söylemiş, Ahmed et-Ticani’nin soyuna mensup Aynimazi şeyhlerinin Fransızlar’la iyi ilişkiler içinde bulunmasına ve izlediği siyasi çizgiye karşı çıkmış, yazdığı risaleleri Fas bölgesindeki Ticaniler’e göndererek onları bu duruma tepki göstermeye çağırmıştır.

Senegal’in güneyindeki Halvar’da doğan el-Hac Ömer el-Futi, Ticaniyye tarihinin en önemli isimlerinden biridir. 1825’te hac sırasında Mekke’de Ahmed et-Ticani’nin Hicaz bölgesi halifesi Şeyh Muhammed el-Gali’ye intisap ederek üç yıl hizmetinde bulunduktan sonra Batı Afrika’ya halife sıfatıyla gönderilen Ömer el-Futi etkili bir irşad faaliyeti sonunda müridlerinden oluşturduğu 30.000 kişilik ordusuyla 1852 yılında Fransızlar’a karşı cihad hareketi başlatmış, cihad ve fetih seferleri neticesinde binlerce putperestin müslüman olmasını sağlamıştır. Ticaniyye’yi Senegal’den Tinbüktü ve Sierra Leone’ye kadar yayan el-Hac Ömer, Tekrur Devleti diye anılan bağımsız siyasi bir birlik meydana getirmiş ve 1864 yılında Masina’da cephede savaşırken şehid düşmüştür. el-Hac Ömer’in Rimahu hizbi’r-rahim Ǿala nühuri hizbi’r-racim adlı eseri Ticaniyye’nin temel kitaplarından biridir. Kurduğu devlet oğulları tarafından Fransızlar’ın bölgede hakimiyeti ele geçirdiği 1893-1894 yıllarına kadar varlığını sürdürmüştür.

Ticaniyye, Moritanya’ya bu bölgede doğan Muhammed el-Hafız el-Muhtar tarafından götürülmüştür. Mekke’den dönüşünde Fas’ta Ahmed et-Ticani’ye intisap eden Muhammed el-Hafız (ö. 1830), irşad faaliyeti için gönderildiği ülkesinde Ticaniyye’yi Hz. Ali soyundan geldiğini iddia eden İdev Ali kabilesi mensupları arasında yaymıştır. Ticaniyye tamamen Ticani olan bu kabilenin yanı sıra diğer kabileler arasında da yayılarak Moritanya’nın milli tarikatı haline gelmiştir. İdev Ali kabilesi Ticaniyye’nin Batı Sudan ve Senegal’de yayılmasında önemli rol oynamıştır. İdev Ali Ticanileri, tarikatın diğer ülkelerdeki temsilcileriyle temas kurmak amacıyla Mısır ve Mağrib şehirlerine seyahatler düzenlemiştir. Ahmed b. Emin eş-Şinkīti (ö. 1913) Moritanyalı önemli Ticani alim ve müelliflerindendir.

El-Hac Ömer el-Futi’nin yanı sıra el-Hac Malik Siy ve Muhammed Hafız’ın halifesi Mevlud Fal, Ticaniyye’nin Senegal’de yayılmasını sağlayan önemli isimlerdir. el-Hac Malik Siy, Fransız hakimiyeti altında bulunan ülkesinde eğitimini üstlendiği modern eğitim kurumları tesis etmeye çalışmış, halifelerinin faaliyetleriyle Ticaniyye XX. yüzyılda Senegal’de güçlü bir siyasi akım haline gelmiştir. Moritanya, Nijer, Nijerya, Gambia, Gine Bissau, Fildişi Sahili, Gana ve Togo’da geniş bir mürid kitlesi bulunan İbrahim Niyas da Senegalli önemli bir Ticani şeyhidir. Batı Afrika’da etkili olan Ticani şeyhlerinden Şeyh Hamallah, Fransızlar’a karşı mücadeleye girişen Ticaniyye’ye diğer müslüman grupların katılması için çalışmıştır. 1935 yılında gözaltına alınıp Fransa’ya götürülen Şeyh Hamallah’ın iki yıl sonra ülkesine dönmesine izin verilmiştir. 1940’ta Cezayir’de tutuklanıp on yıl hapse mahkum edilmiş, 1942’de Cezayir’den Fransa’ya götürülmüş ve ertesi yıl burada kaldırıldığı hastahanede vefat etmiştir. Şeyh Hamallah, mensuplarınca Ticaniyye’nin Hamaliyye kolunun kurucusu kabul edilir.

Ticaniyye, II. Abdülhamid’i ziyaret eden bazı Ticani şeyhleri vasıtasıyla İstanbul’da çok sınırlı da olsa tanınma imkanı bulmuştur. Ticaniyye’nin Sudan’da yayılmasını sağlayan Şeyh Muhammed Muhtar, Darfur Sultanı Ali Dinar’ın elçisi olarak İstanbul’a gelmiştir. II. Abdülhamid’in Ticaniyye’nin bütün Afrika’daki yaygınlığından İslam birliği siyaset bağlamında yararlanmak istediği, 1897’de İstanbul’a gelen Sidi Muhammed el-Ubeydi ile görüştüğü ve İstanbul’da bir Ticani zaviyesi açıldığı kaydedilmektedir. Ancak son dönemlerde hazırlanan İstanbul tekkelerine dair listelerde Ticaniyye tarikatına ait bir tekke görünmemektedir. Bununla birlikte 1342 (1923) yılında İstanbul’da basılan Risale-i Evrad-ı Ticaniyye’nin kapağında, risalenin Eyüp Baba Haydar mahallesindeki Ticani dergahı postnişini, Fetvahane-i ali müsevvidlerinden Mehmed Can Zeki Efendi tarafından hazırlandığı kaydedilmektedir. Bu bilgiye dayanılarak adı geçen dergahın İstanbul’da faaliyet gösteren ilk ve tek Ticani dergahı olduğu söylenebilir. İstanbul’a gelen diğer Ticani şeyhi Muhammed b. Fazıh, Abdülhamid tarafından karşılanmış, padişah kendisine bütün Osmanlı eyaletlerinde seyahat etme hakkı tanıyan bir belge vermiştir. Ticaniyye Türkiye’de, 1906’da Ankara’da doğup hukuk tahsili yapan Kemal Pilavoğlu’nun Ticani şeyhi olduğu iddiasıyla 1940’lı yıllarda ortaya çıkmasından sonra gündeme gelmiştir. Müridlerinin giriştiği bazı siyasal ve provokatif eylemler sebebiyle 1952’de yargılanıp mahkum edilen Kemal Pilavoğlu mecburi ikamete tabi tutulduğu Bozcaada’da vefat etmiştir (1977). Ticaniyye üzerine Batı’da çok sayıda çalışma yapılmıştır (önemlileri için bk. bibl.).

Üst Resim : Sadık Ahmet Tidjani'nin Zaviyesi (fas)

BİBLİYOGRAFYA:

M. Tayyib b. M. el-Haseni, el-İfadetü’l-Ahmediyye li-müridi’s-saǾadeti’l-ebediyye, Kahire 1971; Ali Harazim el-Mağribi, Cevahirü’l-meǾani ve buluġu’l-emani fi feyżi seyyidi Ebi’l-ǾAbbas et-Ticani, Kahire 1397-99/1977-79, I-II; Ömer b. Said et-Futi, Rimahu hizbi’r-rahim (Ali Harazim el-Mağribi, Cevahirü’l-meǾani içinde); Haririzade, Tibyan, I, vr. 210b; M. Rinn, Marabouts et Khouan: Etude sur l’Islam en Algérie, Alger 1884, s. 416-452; M. el-Arabi es-Saih, Buġyetü’l-müstefid li-şerhi Münyeti’l-mürid, Kahire 1393/1973; Tomar-Halvetiyye, s. 85; Mehmed Can Zeki, Risale-i Evrad-ı Ticaniyye, İstanbul 1342; Hüseyin Vassaf, Sefine, IV, 207-212; Ahmed b. Muhyiddin et-Ticani eş-Şinkīti, el-Fütuhatü’r-rabbaniyye fi’t-terbiyeti’t-Ticaniyye, Kahire 1952; J. S. Trimingham, A History of Islam in West Africa, Oxford 1970; a.mlf., The Sufi Orders in Islam, Oxford 1971, tür.yer.; a.mlf., The Influence of Islam upon Africa, London 1980; Ahmed el-Ayaşi Sükeyrec, RefǾu’n-niķab baǾde keşfi’l-hicab Ǿammen telaķa maǾa’ş-Şeyħ et-Ticani mine’l-aśhab, Rabat 1971; Seyyid Muhammed eş-Şinkīti, Mevlidü’t-Ticani, Kahire, ts.; B. G. Martin, “A Short History of the Khalwati order of Dervishes”, Scholars, Saint and Sufis (ed. N. R. Keddie), Berkeley-Los Angeles 1972, s. 275-305; a.mlf., Sömürgeciliğe Karşı Afrika’da Sufi Direniş (trc. Fatih Tatlılıoğlu), İstanbul 1988, s. 65-67, 91-129; a.mlf., “Ticaniler ve Muhalifleri: Gana ve Togo’daki İslamla İlgili Yeni Gelişmeler”, İslam Dünyasında Tarikatlar (nşr. A. Popovic-G. Veinstein, trc. Osman Türer), İstanbul 2004, s. 541-558; Mervyn Hiskett, The Development of Islam in West Africa, London 1984, s. 250-254; L. Brenner, West African Sufi, London 1984, s. 35-45; Amadou Makhtar Samb, Introduction à la Tariqah tidjaniyya, ou voie sprituelle de Cheikh Ahmad Tidjani, Dakar 1994; Abdülaziz el-ayidi et-Ticani, el-Beyan ve’t-tebyin Ǿala enne’ş-şeyħe’t-Ticani min ekabiri’l-Ǿarifin (nşr. Ahmed M. Hafız et-Ticani), Kahire 1996; Abdelaziz Benabdellah, la Tijania: Une voie spirituelle et social, Marrakech 1999; la Tijaniyya: Un confrérie musulmane à la conquête de l’Afrique (ed. J.-L. Triaud-D. Robinson), Paris 2000; Ahmed el-Ezmi, eŧ-Ŧariķatü’t-Ticaniyye fi’l-Maġrib ve’s-Sudani’l-ġarbi, Muhammediye 1421/2000, I-III; Jamil M. Abun-Nasr, The Tijaniyya, London 1965; a.e.: Son Dönem Tasavvuf Akımlarından Ticaniyye ve Tekrur Hareketi (trc. Kadir Özköse), Ankara 2000; a.mlf., “al-Tiғјanī”, EI² (İng.), X, 463-464; a.mlf., “Tiғјaniyya”, a.e., X, 464-466; Mustafa Tekin, “Ticanilik”, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: İslamcılık (haz. Yasin Aktay), İstanbul 2004, s. 260-263; Abdurrahman Kan, el-hac ǾÖmer el-Futi ve hareketühu fi ġarbi İfriķa: 1797-1864, Dakar-Senegal, ts.; Ubeyde b. Muhammed et-Tişiti, Mizabü’r-rahmeti’r-rabbaniyye fi’t-terbiye bi’t-tariķati’t-Ticaniyye, Beyrut 2008; W. M. Johnson, “The Tijaniyya Sufi Brotherhood Amongst the Idaw ‘Ali of the Western Sahara”, The American Journal of Islamic Studies, I, Plainfield 1984, s. 79-81; S. M. Lliteras, “The Tijaniyya Tariqa in Cape Town”, Journal for Islamic Studies, XXVI, South Africa 2006, s. 71-91; R. Seeseman, “Three Ibrahīms: Literary Production and Remarking of the Tijaniyya Sofi Order in Twentieth-Century Sudanic Africa”, WI, XLIX (2009), s. 299-333; Pervane Urucniya, “Ticaniyye”, Danişname-i Cihan-ı İslam, Tahran 1380/2002, VI, 557-560; Ali Rıza İbrahim, “Ticaniyye”, DMBİ, XVI, 616-620.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

İlgili Sayfalar