Çiştiyye Tarikatı

Çiştiyye Tarikatı
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İslam Dini Tarikatları Yorumlar : 0 Okunma : 4774 Beğen : 0

Hindistan'ın ilk ve en büyük tarikatı olarak nitelendirilen Çiştiyye tarikatının silsilesi Osman el-Hârûnî, Hacı Şerîf Zindânî, Mevdûd-i Çiştî, Ebû Yûsuf, Ebû Muhammed b. Ahmed, Ebû Ahmed b. Feresnefe vasıtasıyla Ebû İshak eş-Şâmî’ye ulaşır.

Çiştiyye tarikatının tarihi “büyük şeyhler” dönemi (1200-1356), taşra hankahları dönemi (XIV-XV. yüzyıllar), Sâbiriyye kolunun doğuşu ve gelişmesi dönemi (XV. yüzyıldan itibaren) ve Nizâmiyye kolunun ortaya çıkışı (XVIII. yüzyıl) olarak dört bölümde değerlendirilir. İlk dönemde Çiştî şeyhleri hankahlarını Pencap’ta ve birleşik eyaletlerdeki Racpûtana’da kurmuşlardı. Bu dönemde Hamîdüddîn-i Nâgavrî (ö. 642/1244) gibi bazı şeyhler tarikatı kırsal bölgelerde yaymaya çalışırken diğerleri kasaba ve küçük şehirlerde faaliyet gösterdiler ve siyasî iktidarla iş birliği yapmaktan titizlikle kaçındılar. Şeyh Ferîdüddin Mes‘ûd (ö. 664/1265) ve Nizâmeddîn-i Evliyâ (ö. 726/1325) döneminde tarikatın tesiri bütün Hindistan’a yayıldı ve halk ülkenin uzak köşelerinden Çiştî hankahlarına akın etmeye başladı. Bu dönemde Çiştiyye tarikatı merkezî bir yapıya sahip bulunuyordu. Muhammed b. Tuğluk’un (1325-1351) Çiştî meşâyihini ülkenin çeşitli bölgelerine yerleşmeye zorlayan politikası tarikatın bu merkezî teşkilâtını felce uğrattı. Şeyh Çırâğ-ı Dehlî (ö. 756/1355) ve diğer bazı yaşlı şeyhler, hayatlarının tehlikeye girmesi pahasına Muhammed b. Tuğluk’la iş birliği yapmayı reddettiler; ancak daha sonra genç sûfîlerin birçoğu devlet hizmetine girdi. Öte yandan Takıyyüddin İbn Teymiyye’den kaynaklanan tasavvuf ve tarikat aleyhtarı hücumlara karşı savunma görevi Çırâğ-ı Dehlî tarafından yerine getirildi. Çırâğ-ı Dehlî’den sonra tarikatın merkezî yapısı parçalandı ve bir merkezî otoriteye bağlanma gereğinin duyulmadığı taşra hankahları dönemi başladı.

Çiştiyye tarikatının Hindistan’ın taşra eyaletlerine yayılması, daha çok Nizâmeddin Evliyâ’nın müridleri tarafından gerçekleştirildi. Şeyhin ülkenin çeşitli bölgelerine gönderdiği 700 kadar halifenin bir kısmı mürşidlerinin isteği üzerine taşra şehirlerine yerleşirken diğerleri Muhammed b. Tuğluk tarafından gittikleri yerlerde ikamete mecbur tutuldular. Halifelerin taşra şehirlerine gidişinin taşra hükümdarlıklarının doğuşu ile aynı döneme rastlaması ve bu halifelerin birçoğunun taşradaki yönetim çevresinden kendilerini uzak tutmayı başaramamaları, ilk dönem Çiştî şeyhlerinin siyasetten ve siyasîlerden uzak kalma geleneklerinin terkedilmesine yol açtı. Bunun sonucu olarak tarikat çevrelerinde hükümdar ve yüksek devlet görevlileriyle uzlaşmak gerektiği düşüncesi ilgi görmeye başladı. Çiştîler, devlet vakıflarından faydalanmaya başlamalarının karşılığı olarak yeni taşra hânedanlıklarının kurucularına mânevî destek vermeyi taahhüt ettiler. Şeyhliğin babadan oğula geçme ilkesi de ilk defa bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Çiştiyye Bengal’de, Ahî Sirâc olarak tanınan Şeyh Sirâcüddin’in (ö. 759/1357) çabalarıyla yayıldı. Onun yetiştirdiği Şeyh Alâeddin b. Es‘ad’ın (ö. 801/1398) iki seçkin müridi, Seyyid Nûr Kutb-i Âlem (ö. 813/1410) ve Seyyid Eşref Cihangîr-i Simnânî (ö. 808/1405) Çiştiyye’nin Bengal, Bihâr ve birleşik eyaletlerin doğusunda tanınmasında çok önemli rol oynadılar. Seyyid Nûr Kutb-i Âlem, Raca Kans iktidarının Bengal’de yerleşmesini önlemek için kamuoyu oluşturdu ve Kanpûrlu Sultan İbrâhim Şarkī’yi (1402-1440) Bengal’i istilâya teşvik etti. Nûr Kutb-i Âlem ve onun soyundan gelenler, Bengal ve Bihâr’da Bakti hareketinin yükselişine yol açan dinî kaynaşmanın ortaya çıkışında önemli rol sahibi oldular.

Çiştiyye tarikatı Dakka bölgesine Şeyh Burhâneddîn-i Garîb (ö. 741/1340) tarafından götürüldü. Müridi Şeyh Zeyneddin ise Behmenî Krallığı’nın kurucusu olan Alâeddin Hasan Şah’ın (1347-1358) mânevî hocasıdır. Daha sonraları, Çırâğ-ı Dehlî’nin müridi Seyyid Muhammed Gîsûdırâz (ö. 825/1422) Gülberge’de bir Çiştî merkezi kurarak tarikatın Dakka ve Gucerât’ta yayılmasını sağladı. Tarikat faaliyetleri Gucerât’ta Hâce Kutbüddin’in Şeyh Mahmud ve Şeyh Hamîdüddin adlı iki müridinin gayretleriyle daha da yoğunluk kazandı. Sonraları Şeyh Nizâmeddin Evliyâ’nın üç müridi Seyyid Hasan, Şeyh Hüsâmeddin Mültânî ve Şeyh Bârekellah bu bölgede faaliyet gösterdiler. Tarikatı etkin şekilde işleyen bir teşkilâta kavuşturma çabasını omuzlayan asıl kişi, Çırâğ-ı Dehlî’nin yeğenlerinden Kemâleddin Allâme’dir. Onun oğlu Sirâceddin ise (ö. 814/1411) Fîrûz Şah Behmenî’nin Dakka’ya yerleşmesi yolundaki isteğini kabule yanaşmayıp tarikatı Gucerât bölgesinde yaymaya çalıştı. Ayrıca bazı Çiştî şeyhleri de Gucerât bölgesine yerleştiler. Şeyh Zeynüddin Devletâbâdî’nin halifelerinden Şeyh Ya‘kūb, Nehrevâle’de bir Çiştî hankahı kurdu. Gîsûdırâz’a bağlı çizgiden gelen Seyyid Kemâleddin el-Kazvînî Baroç’a yerleşti. Şeyh Rükneddin Mevdûd, Gucerât’ta halkın çok rağbet gösterdiği bir sima oldu. Şeyh Rükneddin’in müridi Şeyh Azîzullah el-Mütevekkil-İlallah, Sultan Mahmud Begarâ’nın (1458-1511) mânevî rehberi Şeyh Rahmetullah’ın babasıdır.

Tarikat Melve’de, Şeyh Nizâmeddin Evliyâ’nın Şeyh Vecîhüddin Yûsuf, Şeyh Kemâleddin ve Mevlânâ Mugīsüddin adlı üç müridi tarafından teşkilâtlandırılmıştır.

Çiştiyye tarikatının Sâbiriyye kolunun kurucusu Şeyh Alâeddin Ali b. Ahmed Sâbir’in hayatı hakkında pek az şey bilinmektedir. Onun silsilesine mensup Şeyh Ahmed Abdülhak er-Rudavlî (ö. 838/1434) Rudavl’da bir hankah kurmuş, kendisine nisbet edilen Ahmediyye tarikatı IX. (XV.) yüzyıldan itibaren yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Sâbiriyye kolunun en önde gelen siması olan Şeyh Abdülkuddûs (ö. 944/1537), ünlü Afgan asilzadesi Ömer Han’ın telkiniyle 1491’de Rudavl’ı terkederek Delhi yakınındaki Şahâbâd’da ikamete başladı. Bâbür’ün Şahâbâd’ı istilâ etmesi (1526) üzerine Gangu’ya giderek orada yerleşti. İmâm-ı Rabbânî’nin babası Abdülahad’ın da şeyhi olan Şeyh Abdülkuddûs’ün mektuplarından meydana gelen Mektûbât-ı Kuddûsî adlı eser, İskender-i Lûdî (1488-1517), Bâbür (1526-1530) ve Hümâyun (1530-1556) ile bazı Afgan ve Bâbür soylularına hitaben yazılmış mektupları ihtiva etmektedir. Sâbiriyye şeyhlerinin Bâbür hükümdarları ile münasebetleri her zaman iyi olmamış, Ekber Şah, Şânesar’da bulunan Şeyh Celâleddin el-Fârûkī’yi (ö. 990/1582) ziyaret etmişse de oğlu Cihangir, Fârûkī’nin müridi Şeyh Nizâmeddin el-Fârûkī’ye (ö. 1036/1626) karşı düşmanca bir tutum takınarak onu Hindistan’ı terke zorlamıştır. Buna karşılık Dârâ Şükûh, Allahâbâdlı Sâbirî şeyhi Muhibbullah’a (ö. 1058/1648) büyük saygı göstermiştir.

Çiştî-Sâbirî şeyhlerinden Şah Abdürrahim, Seyyid Ahmed Şehîd’in hareketine katıldı ve 1831’de Bâlâkot’ta savaşırken öldü. 1857’de Hindistan’dan göç ederek Mekke’ye yerleşen Hacı İmâdullah (ö. 1890) birçok ulemâyı halkasına dahil etti. Gangulu Mevlânâ Reşîd, Ahmed Muhaddis, Muhammed Kāsım Nânavtavî, Mevlânâ Eşref Ali Sânevî, Mevlânâ Mahmud Hasan Diyûbendî, Süleyman Nedevî, Mevlânâ Hüseyin Ahmed Medenî, Mevlânâ Halîl Ahmed, Mevlânâ Muhammed İlyas Kandehlevî, Mevlânâ Ahmed Hasan Muhaddis Emrohvî, Mevlânâ Muhammed Zekeriyyâ ve Mevlânâ Nesîm Ahmed Ferîdî Emrohvî gibi önde gelen Hint müslüman ulemâsının birçoğu Şeyh İmâdullah’ın mânevî halifeleri arasında

KİTAPLAR REHBER OLDU
Tsavvufun erken dönem klasikleri arasında yer alan Gazali'nin "İhya"sı da Çişti tarikatı tarafından rağbet gören kitaplar arasında yer aldı. Çişti tarikatının fikiryapısının esasını "vahdet-i vücud" oluşturuyor. Vahdet-i vücudun savunucularından olan Allahabadlı Şeyh Mihibbullah'ın eserleri İmam Rabbani ekolünün etkisi altında kalan Evrengzib'in emriyle yakılıyor. Çişti tarikatı, kişinin Allah'tan uzaklaşmasına yol açabileceği kaygısıyla özel mülkiyeti kabul etmiyor ve insana cazip gelen maddi şeylere önem vermiyor. Şiddetten uzak durmaya ve dostluğa önem veren Çişti tarikatı, öç almayı ise hayvanlar aleminin kanunları arasında görüyor. Çekişmeden uzak sağlıklı bir toplum düzeni için çalışan Çişti tarikatı üyelerine göre amaç sadece Allah için yaşamak. Çiştilere göre ne cenneti ümit etmeli, ne de cehennemden korkmalı. Çiştiyye'nin başlıca esasları sesli zikir, çile ve sema olarak kabul ediliyor. Yazılı kaynaklarını daha çok şiir ve menkıbelerle hazırlayan Çiştiyye tarikatı şeyhleri için sohbetname yazmak ise bir gelenek. Çiştiyye tarikatının en eski kaynakları özdeyişler şeklinde yazılmış.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

İlgili Sayfalar