İlkellerde Dinsel Kavramlar

İlkel Din ve İnançların Temel özellikleri

İlkel Din ve İnançların Temel özellikleri
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İlkellerde Dinsel Kavramlar Yorumlar : 0 Okunma : 24828 Beğen : 0
İlkeller genellikle ulu sayılan din adamlarının anlatımına göre belirlenmiş düşüncelere inanırlar.Din hakkındaki düşünceler değişmeyen klişelerden ibarettir.Bu düşünceler, üzerine tartışılmadan, düşünülmeden kabul edilir.Bu dinler bazı yanlarıyla tek tanrılı dinlere benzese de temelde çok farklıdır.(10)
İlkellerin inandıkları dinler bir kabileye mahsustur.Yerel özellik taşıyan bu dinlerin kutsal kitapları da yoktur.Çoğu inanış bir Yüce Varlık kavramı etrafında toplanmıştır.Büyü ve büyücünün önemi fazladır.Çoğu ilkel dinde ölümden sonra ruhun başka bir yerde yaşayacağına inanılır.
Kişilik üstü(yani ruh) , sadece bedende değil saç,tırnak,idrar gibi atıklarda da bulunur.Bunun için kötü niyetli kişilerin eline geçmemesi istenen bu tür şeyler saklanır.Kişinin gölgesi, sudaki yansıması,resmi de kişiliğe dair nesnelerdir, bu nedenle hemen hemen tüm ilkeller resimlerinin yapılmasına karşı çıkarlar.
Temel özellikleriyle bazı ilkel din ve inanışlar şu şekildedir:
1-Animizm:
Sözlük anlamı canlıcılık olan animizmin ilkel dinlerdeki karşılığı ise rüyada çeşitli olaylar yaşanmasına dayanan bir inançtır.Animizmin temeli, her şeyde ruhlar olabileceği ve öldükten sonra da ruhun yaşayacağı düşüncesidir.Ruha olan inanç geniş bir yer kaplar.Beden ruhu ve serbest (gölge) ruh olmak üzere iki türlü ruh olduğuna inanılır.Beden ruhu herhangi bir organda bulunmaktadır, sahibine yaşam gücü verir ve ölüm sırasında onu terk eder.Örneğin, Kuzey Amerika’daki Algankinlerde ruhun yerinin kalp olduğuna inanılır.Serbest olan ruh ise özgürdür, istediği gibi hareket edebilir. Ölümden sonra başka bir varlık şeklinde kalır.(11)
İnsanların böyle düşünmesinin sebebi büyük ihtimalle gördükleri rüyalardır.İnsan rüyasında birçok şey yaşarken aslında kulübesinde uyumaktadır o halde uyuyan kimseyi istediği gibi hareket edebilen bir şey terk etmektedir.İşte bu ruhtur.Ölen birinin yaşama belirtisi göstermemesinin sebebi de ruhun onu terk etmesidir.(12)
O koşullarda yaşadıkları şeylerin rüyadan ibaret olduğunu bilmemeleri ve buna karşılık kendilerince mantıklı bir açıklama aramaları bu inancı doğurmuş olabilir.
2-Dinamizm:
Doğada varolduğuna inanılan, özellikler belirli nesnelerde, bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda daha belirgin olan dinamik ve mistik kuvvetle yüklü bulunma inancıdır.Malezya’daki kelime karşılığı ‘mana’dır.(13)Günümüzde yaygın olarak mana adı altında açıklanan bu inanç,ilkellerin hayatında büyük bir yer tutmaktadır.Mana,kişiliksiz ve madde dışı doğaüstü güçtür. Bu güç içine girdiği nesneyi üstün kılmaktadır.İlkeller bu gücü hiç görmediklerini söylemektedirler. Demek ki görünmezdir ve hiçbir cisimlik ve kişilik taşımamaktadır, her türlü özelliklerden bağımsızdır, her varlıkta belirebilir ama hiç birine özgü değildir.İçine girdiği varlıktan öncede var olmuştur sonrada var olacaktır,yani ilksiz ve sonsuzdur.İçine girdiği varlıklar göçüp gider ama o hep kendisiyle aynı kalır.(14)
Her yerde farklı bir adla anılıp inanılan mana, ilkel dinlerin temelini oluşturmaktadır.Manayı elde etmek büyüsel işlemlerle olduğu gibi manaya sahip olan bir şeyi yemekle de elde edilebilir.Kanibalizm (insan eti yeme), kurban eti yeme gibi eylemler de mana gücünü elde etme isteğinden gelmektedir.(15) Örneğin, üstün güçlere sahip olan birinin etini yiyen kişinin o kimsenin güçlerine sahip olacağına inanılır.Ya da bir yarayı iyileştiren bir bitki diğerine göre daha çok mana taşır ve daha üstündür.
Mana kimi zaman yarar kimi zaman zarar getirir.Bu yönüyle politeizmdeki(çok tanrıcılık) iyi ve kötü tanrı kavramına benzemektedir.Getirdiği bazı zararlar yüzünden kimi yerlerde tabu sayılmıştır.Tabu; kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını yasaklayan aksi yapıldığı zaman zararı dokunulacağı düşünülen dini inançtır.Tabu günümüze kadar gelmiş hatta oyunlara konu olmuş bir kavramdır.Tabu sözcüğü çoğu kişiye sessiz sinema benzeri bir oyun olan tabuyu çağrıştırır.Bu oyunun böyle adlandırılmasının sebebi, anlatanın bir kelimeyi anlatırken kullanmaması gereken sözcüklerin tabu kelimeler diye adlandırılmasıdır.
Tabu, halk arasında da bahsi sıkça geçen bir olgudur aslında.’Tabunuz var mı ?’ gibi sorularla sıkça karşılaşılır.Ancak insanların bugün tabu diye bahsettikleri şeyler,tabu inancının kökenindeki düşüncelere uymamakta. Bir şeyin tabu olması o şeye karşı duyulan saygı ya da korkuya bağlıdır.Örneğin,Tonga Adası’nda kutsal krallara duyulan saygı O’nun evinde kimsenin bir şey yiyememesine sebep olmuştur.(16)
Ancak günümüzde birisine ‘Tabunuz var mı ?’ diye sorulduğunda ‘Topluluk içinde dondurma yiyemem.’(17) Cevabının alınması bunun pek de saygı ya da korku temelli bir eylem olmadığını gösterir.Toplum içinde dondurma yiyememesi tamamen kendi yorumuyla ilgilidir ve yemesinin de kötü bir neden doğurmayacağını bilmektedir.Oysa, ilkel inanç sistemindeki tabuda tabunun çiğnenmesinin kötü sonuçlar getireceğine inanılmaktadır.
Tabular yüzeysel olarak; sürekli tabular(daha çok krallar ve kutsal kişiler için) ve geçici tabular(belirli zamanlarda uygulananlar) olarak ayrılır.Ancak bunun dışında cinsel ayrıma dayalı tabular(ibadet araçlarına kadınların dokunamaması gibi) da vardır.(18)
Ayrıca Sigmund Freud(psikanaliz öğretisini geliştirmiş bir nörolog) tabuların bilimsel bir analizini yapmış ve bu tür yasaklara karşı güçlü bilinçaltı güdülerle hareket edildiğini ortaya çıkarmıştır.
Bir başka psikolog Wilhelm Wundt (yapısalcılık ekolünün kurucusu) tabu, insanlığın yazılı olmayan en eski yasasıdır diyerek tabuyu güzel bir şekilde özetlemiştir.(19)
3-Totemizm:
Totem mana inancındaki gözle görülmez gücün maddeleşmiş şeklidir.Totemizm ise, bir grubun ya da bir klanın bir hayvan, bir bitki türüne ya da bir nesneye mistik, majik ve akrabalık duygularıyla bağlanışı ve bu bağlanıştan doğan görevler, kaçınmalar, ritler ve törenlerdir.(20)
Totemizmde, totem olan nesnenin, kişinin ya da klanın yakınında olup onun gücünden (manasından) yararlanma isteği sonucu hayvanlar evcilleştirilmiş ya da bitkiler evlerde yetiştirilmeye başlanmıştır.
Başlıca üç tür totemizm vardır:
a)Birey Totemciliği:
Bir kişi ile totemi arasındaki bağdır.Genellikle ergenlik çağında ve belli bir törenle elde edilir.Örneğin, bir çocuğun ergenlik çağına girdiğinde rüyasında gördüğü bir hayvan onun totemi olabilir.Bu totem kişinin koruyucusudur.Totemdeki manasal gücü elde etmek için kişi toteme ait bir parçayı yanında taşır ya da etini yer.Totem ile kişi arasında kader birliği olduğu inancı vardır.Buna alter ego (öteki ben) denir. Birinin başına gelecek olay karşılıklı olarak ikisini de etkiler.(21)
b)Grup Totemciliği:
Bir klanın ya da ailenin toteminin aynı olmasıyla bağlantılıdır.Klan adını inandıkları totemden alır.Aynı toteme sahip olan bu kişiler birbirine akraba gözüyle bakarlar.Bu yüzden aynı toteme sahip klan içinde evlenme yasağı vardır.Totem, bu totemcilikte de koruyucu rolünde ve kutsaldır.Totemi öldürmek, kesmek, etini yemek , kullanmak ve benzeri şeyler yasaktır.Toteme zarar veren kişi cezalandırılır.Aslına bakılırsa yine bir tabu söz konusudur.Ancak belirli zamanlarda yapılan toteme bağlılık göstergesi olan törenlerde totem kullanılabilir, eti yenebilir.Bu da manayı elde etme isteğinin göstergesidir.Ayrıca, totemin resmi klan için bir arma görevi görür ve herkes bunu taşır.
Grup totemciliğiyle ilgili olarak bir Bantu boyu olan Rangalarda (Güney Afrika) ilginç bir hikaye vardır:
‘’Genç bir kız evlendikten sonra kocasının yanına gidip yerleşir.Giderken yanında kendi grubunda koruyucu hayvan olarak bilinen ve sevilen bir boğayı da beraberinde götürür.Fakat, boğayı kocasından saklar.Ancak kadın kendisine çok bağlı olan hayvanın yiyeceğini açıkça sağlayamadığı için boğa geceleri bahçe ve bostanlara giderek sebzeleri yemeye başlar.Bahçe sahipleri bu işe kızarlar;genç güvey geceleyin pusuya yatar, hayvanı bulur ve öldürür.Bunun üzerine genç kadın hastalanır, fakat bütün gücünü toplayıp kalkar ve ailesinin bulunduğu yere gider, boğanın ölümünü haber verir.Kendi grubunun adamları, kızı yaşamlarının bağlı olduğu boğayı evlenirken birlikte götürdü diye azarlarlar ve duruma çok kızarlar.Durumu bilmediği için yaptığı işten çok şaşıran kocayı da katil olarak kabul ederler:’sen bizim hepimizi öldürdün’ derler.Ve sonunda başta evli kadın olmak üzere ana-babası, kardeşleri ve grubun öteki üyeleri kendilerini keserler.Hatta küçük çocuklar bile öldürülür.’’(22)
c)Cins Totemciliği:
Kadın ve erkeklerin ayrı toteme sahip olmasıdır.En çok Avustralya ilkellerinde görülmektedir.Her iki cins de kendi totemlerine zarar vermemeye dikkat ederler.Ancak birbirlerininkileri yaraladıkları ya da öldürdükleri görülür.Büyük ihtimalle bu totemcilik kadın ve erkek cinsinin zıtlaşmasından doğmuştur.(23)
4-Fetişizm:
İçinde majik gücün ya da cinin bulunduğuna inanılan taş, boynuz, pençe, figür vb. gibi objelerden yarar ummak amacıyla yapılan çeşitli pratiklere fetişizm, söz konusu objelere de fetiş denir.Fetişizm, dinsel bir karakterden çok büyüsel bir karakter taşımaktadır(24).Aslında fetişizm putperestliğin ilk hali olarak kabul edilebilir ki zaten sözlük anlamlarından biri de putperestliktir.Ayrıca ikisinde de somut bir şeylere inanılıp, tapılmakta onların kişiye şans getireceğine inanılmaktadır.Yine fetişizmde de ruhun ölümsüz olduğu ve mana inancı görülmektedir.
5-Şamanizm:
Trans durumuna geçebilme yeteneğindeki kimselerin, yani Şamanların doğa üstü varlıklarla ilişkiler kurarak onların güçlerine sahip olmalarından; bunları toplum adına kullanmalarından ve bu amaçla yapılan dinsel-büyüsel pratik ve törenlerden ibarettir.Şamanizm ne kendisine özgü bir din ne de majinin bir biçimidir, her iki alanı da ilgilendiren yanları bulunan, çeşitli din ve dünya görüşlerini birleştiren bir inanç ve tekniktir.(25)
İnsanlığın belki de en eski dinlerinden olan Şamanizm geniş bir coğrafyada etki gösteren bir inançtır.Çok çeşitli bölgelere yayılmış olmasından dolayı her bölgede farklılıklar gösterir.Klasik şamanizmin anavatanı olarak Sibirya kabul edilmektedir.
Şamanizm’in tahminen anaerkil bir dönemde ortaya çıktığı düşünülmektedir.Bunun göstergesi olarak da erkek Şamanların özel cübbeleri bulunmadığı zaman kadın entarisi giymeleri birçoğunun saçlarını uzatması gösterilebilir.Şamanların sahip olduğu bilgiler öğrenilerek elde edilemez.Bir kişinin şaman olabilmesi için şaman soyundan gelmesi ve genellikle atalarından birinin rüyasında onu Şamanizm’e çağırması gerekir.Ancak bu olay sadece rüya ile sonlanmaz. Kişi(genellikle ergenlik çağına yakın olan çocuk), şaman olma süresince büyük sıkıntılar çeker, zaman zaman bayılıp,kendinden geçtiği olabilir.Bu Şamanlık belirtilerini gösteren kimse eski bir şamanın eğitimine bırakılır.Bırakıldığı bu şamanın sınavlarından geçtikten sonra Şamanlık yetkisi alır ve törenlere katılmaya başlar.Şamanlık belirtilerini gösterip şaman olmak istemeyen kişilerin aklını yitireceğine inanılır.
Günümüzde ise kişilerin şaman olurken gösterdiği bu belirtiler epilepsi adlı nörolojik bir hastalığın belirtileriyle aynıdır.Ayrıca epilepsinin genetik sebeplerle de oluşması ile şaman olmak için atalarında şaman olan bir aileden gelinmesi gerekliliği benzerlik göstermektedir.Yani, Şamanların aslında epilepsi hastalığı geçirmiş olmaları büyük ihtimaldir.Bu yüzden, epilepsi ‘şaman hastalığı’ olarak da adlandırılmaktadır.
Şamanlar katıldıkları törenlerde özel giysiler giymektedirler.Bu giysiler çeşitli şeylerle süslenmekte ve ruhların beğenisine sunulmaktadır.Bu özel giysilerin dışında Şamanların kullandıkları davullar da büyük önem taşımaktadır.Bu davullar da inanış şekillerine göre farklı biçimlerde yapılmakta ve süslenmektedirler.Şamanlar, çoğunlukla özel giysileri ve davulları olmadan törenlere katılmamakta, bu şekilde törene katıldıklarında ruhların onlara zarar vereceğini düşünmektedirler.
Başlıca ilkel dinlerini bu şekilde özetleyebiliriz.Genel anlamıyla ilkel toplum dinlerini incelediğimizde büyük bir kısmında kendilerinden üstün bir güce sahip bir tasarım vardır.
Kaynakça :
(10): Haluk Akçam, İlkel İnsan Nedir?, Ruhsal Evrim Dergisi, Sayı 9, 1986 Mart/Nisan
(11): Sedat Veyis Örnek, İlkellerde Din,Büyü,Sanat,Efsane,3.B., Gerçek Yayınevi, İstanbul, 1995 s: 26
(12): S. Örnek, a.g.e. s:24
(13): ): S. Örnek, a.g.e. s: 29-30
(14)Turkheim,Les Formes Elementaires de la vie Religion (Din Hayatının İlkel Biçimleri)
(15): ): S. Örnek, a.g.e. s:32
(16): ): S. Örnek, a.g.e. s:35
(17):Yeni Aktüel Dergisi, Sayı 154, 19-25 Haziran 2008
(18): ): S. Örnek, a.g.e. s:33
(19):Fulya Taşçeviren, Kolay Kısa Keyifli Psikoloji, 1.B,Carpe Diem Kitap,İstanbul,2008 , s:22
(20): ): S. Örnek, a.g.e. s:38
(22):a.g.e. sy:43-43
(23):a.g.e. sy:45
(24):a.g.e. sy:46
(21):a.g.e. sy:39-40 dan özetlenmiştir
(25):a.g.e. sy:48


Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi