Hristiyan Kutsal Metinleri

Hıristiyan Literatüründe Gelenek (Tradition).

Hıristiyan Literatüründe Gelenek (Tradition).
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Hristiyan Kutsal Metinleri Yorumlar : 0 Okunma : 1424 Beğen : 0

Gelenek (Tradition). Kitab-ı Mukaddes’in yanında özelikle Katolik kilisesinde geleneğin önemli bir yeri vardır. “Dini konularla ilgili olup Kitab-ı Mukaddes’te bulunmayan bilginin nakledilmesi” anlamındaki gelenek, bütün vahyedilmiş dinler içinde belki de en çok Hıristiyanlık’ta söz konusudur. Bu anlamda Hıristiyanlık en gelenekçi olan, geleneği doktrinle ilgili gerçeğin kriteri yapan dindir. Hıristiyanlık’ta, Mesih hakkındaki bilgilerle bunların teolojik açıdan önemi ve hıristiyan hayatı için kullanımını içeren apostolik (havarilere ait) öğreti gelenek olarak nitelendirilir (Korintoslular’a Birinci Mektup, 11/2; Selanikliler’e İkinci Mektup, 2/15).

Katolik kilisesine göre Hz. isa Tanrı’dan mesaj almış, havariler de bu mesajı isa’dan alıp insanlara aktarmıştır. İlk hıristiyan toplulukları oluştuğunda İncil henüz yazılmamıştı ve hıristiyanlar, Hz. isa’nın şifahi öğretisine gelenek de denilen havarilerin nakilleriyle bağlanıyorlardı. Pavlus, talebesi Timoteos’a duyduklarını iyi hıfzedip sadık adamlara emanet etmesini öğütlemişti (Timoteos’a İkinci Mektup, 1/13-14; II/2). Böylece yeni dinin kurucusuna bağlanan bir zincir oluşmuştur. Aynı kiliseye göre gelenek, kutsal yazıların naklini ve hıristiyan vahyini yansıtan gelenekle (verbal tradition) kurtuluş bahşeden kilisenin hayat ve faaliyetini ifade eden gelenek (real tradition) olmak üzere ikiye ayrılır. Şifahi gelenek İnciller de dahil olmak üzere yazılı metinlerden önce ortaya çıkmıştır. Kutsal kitap bir geleneğin sonucu meydana gelmiştir. Katolik inancında menşelerine göre ilahi, apostolik ve kiliseye ait olmak üzere üç çeşit gelenek söz konusudur. Tanrı veya Mesih ilahi geleneği başlatmıştır. Ruhulkudüs’ün ilhamı altında havariler apostolik geleneği, havariler sonrası kilise de kilise geleneğini oluşturmuştur.

Gelenek ve kutsal metin arasındaki ilişki kilise tarihinde önemli bir tartışma konusudur. Katolik kilisesi, kutsal metnin yanında geleneğin de dini otorite oluşunu kabul etmektedir. Ruhulkudüs’ün yardımıyla ilk dönem kilisesinden bu yana gelenek bir yasa olarak varlığını sürdürmektedir. Trent Konsili’nde hıristiyan doktrinin (vahiy) yazılı kitaplarda ve şifahi gelenekte bulunduğu kabul edilmiştir (a.g.e., XIV, 225-228). I. Vatikan Konsili vahyin kısmen yazılı, kısmen de yazısız gelenekte bulunduğundan bahsetmiş, daha sonra bu yazılmamış gelenek kilisenin dini algılayış biçimiyle özdeşleştirilmiştir. II. Vatikan Konsili, kutsal kitap ve gelenek arasındaki geleneksel anlam farklılığını vahyin iki değil sadece bir kaynağı olduğunu belirterek halletmeye çalışmıştır. Buna göre kutsal kitap ve gelenek tek bir vah-yi ihtiva etmektedir.

Ortodoks kilisesine göre gelenek kavramı Kitab-ı Mukaddes, akide, ekümenik konsil kararları, kilise babalarının yazıları, kanonlar, ibadet, dua kitapları ve ikonları içine alan bir bütünü ifade eder. Kitab-ı Mukaddes geleneğin sadece bir kısmını temsil eder. Geçmişten gelen her şeyin aynı değerde olmadığını düşünen Ortodokslar, geleneği oluşturan Kitab-ı Mukaddes ve yedi ekümenik konsil kararlarının yanılmazlığını, otoritesini ve değişmezliğini kesin olarak kabul ederler. Ortodoks kilisesine göre gelenek Ruhulkudüs’ün sürekli yön verdiği canlı bir modeldir. Bir başka ifadeyle Ruhulkudüs aracılığı ile Mesih’le yakınlaşmaktır.

Diğer taraftan kilise babaları, özellikle de Nazianzuslu Gregoire (Gregory of Nazianzus, ö. 389), Basil (ö. 379) ve John Chrysostom’un (ö. 407) yorumları litürji-yi oluşturan söz ve jestler, kilise hukukuyla ilgili düzenleme ve kurallarla ikonlar geleneği oluşturmaktadır (Ware, s. 205-214). Reformcular, havarilere ait gelenekle havariler sonrasının geleneğini birbirinden ayırarak birinciyi ilahi vahiy ile (Timoteos’a Birinci Mektup, 5/18; Petrus’un İkinci Mektubu, 3/15), ikinciyi ise beşeri öğretiyle özdeşleştirdiler. İkinci anlamdaki gelenek ancak birinciyi bozmadığı oranda kabul edilebilir (Well, s. 982). Luther’in sadece kutsal metinlerin mutlak üstünlüğünü kabul etmesine, bunun dışındaki bütün geleneklerin beşeri olduğunu söylemesine rağmen Protestanlık’ta bütün gelenekler atılmadı ve eski konsillerin kararlarına saygı gösterildi; kilise babaları Zwingli ve Calvin tarafından zikredildi; fakat bütün bunlar kutsal yazılara uygunluk oranında muteber sayıldı.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi