Sufriyye (Ziyadiyye ,Ziyaiyye) Mezhebi

Sufriyye (Ziyadiyye ,Ziyaiyye) Mezhebi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Harici Mezhepleri Yorumlar : 0 Okunma : 6159 Beğen : 0

İlk Harici Mezheplerinden biri. İsmini ağırlıklı anlayışa göre kurucusu Ziyad b. Asfar’dan (bazı kaynaklarda Abdullah b. Saffar veya Abdullah b. Asfar) alan fırka Asfariyye ve Ziyadiyye diye de anılmıştır (Makrizi, II, 354). Ebü’l-Hasan el-Eş‘ari’ye göre Hariciler’in ana fırkalarından biri olup Ezarika, Necedat ve İbazıyye dışındaki bütün Harici alt fırkaları ondan türemiştir (Maķālat, s. 101). Hariciler’in 64 (683) yılında çeşitli fırkalara ayrılması üzerine Ezarika’nın lideri Nafi‘ b. Ezrak’ın Basra Haricileri’ne gönderdiği bir mektup İbn Saffar ile İbn İbaz arasında ayrılığa yol açmış ve Sufriyye’nin fırkalaşmasını hızlandırmıştır. Bazı kaynaklarda Mirdas b. Udeyye fırkanın ilk imamı olarak anılır.

Sufriyye’nin giriştiği siyasi faaliyetleri üç gruba ayırmak mümkündür.

Birincisi, ilk Sufri liderleri olarak kabul edilen Salih b. Müserrah ile Şebib b. Yezid’in Haccac b. Yusuf es-Sekafi’nin Irak valiliği dönemindeki ayaklanması,

İkincisi Emeviler’in son devrinde Kuzey Afrika’da gerçekleştirdikleri isyanlar,

Üçüncüsü de Abbasiler devrindeki isyanlarıdır.

Bu sonuncu faaliyetler neticesinde Kuzey Afrika’nın Sicilmase şehrinde Midrariler Devleti kuruldu (Eş‘ari, s. 75, 128). Sufriyye önce Salih’in, ardından Şebib’in ölümüyle Irak bölgesindeki gücünü kaybederken Kuzey Afrika’da kuvvetlendi. Burada siyasi idarelerden uzakta bulunması ve mutedil görüşlere sahip olması sayesinde Berberiler arasında hızla yayılma imkanı buldu; kabile reislerinin ve ileri gelenlerin 122 (740) yılı civarında kendilerine katılmasıyla güç kazandı. Ebu Kurre’nin Tilimsan’da Sufri liderliğini ele geçirmesi ve 125’te (743) “emirü’l-mü’minin” unvanıyla anılması da fırkayı biraz daha kuvvetlendirdi. Ebü’l-Kāsım’ın 140 (757) yılında Sufriyye’nin imamı olmasıyla birlikte birçok kabilenin kendilerine katılması sağlandı; nihayet Abbasi idaresinden uzakta Midrariler Devleti’nin temeli atıldı. Yine bu dönemde Sufriyye’ye mensup Berberiler, Tilimsan’da küçük bir devlet kurdular. Kuzey Afrika’da İbaziler ve Sufriler 153’te (770) Kayrevan’ı geri almak amacıyla birleştilerse de iki yıl sonra ağır bir yenilgi sonucu burayı kaybettiler.

Sufriyye’nin fikir ve uygulamaları Harici fırkalarının en mutedili olan İbazıyye’ye daha yakındır. Onların bu konumu varlıklarını daha uzun bir müddet sürdürmelerini sağladı. İbn Hazm, kendi zamanında İbazıyye ile Sufriyye’den başka Harici fırkası kalmadığını belirterek bu duruma dikkat çekmiştir (el-Faśl, IV, 190). Başlangıçtaki Sufriyye-İbazıyye mücadelesine rağmen bazı Sufriler zaman içinde İbazıyye’nin görüşlerini benimsedi. Sufriyye mensuplarının küçük bir kısmının Kuzey Afrika’nın kırsal kesimlerinde günümüze kadar varlıklarını sürdürdüğü bilinmektedir. Fırka yaşadığı toplumun insanları üzerinde etkili olmuş ve tarih boyunca birçok bilgin ve hatip yetiştirmiştir. Bunlar arasında Ma‘mer b. Müsenna, İmran b. Hittan (Eş‘ari, s. 120), Salih b. Müserrah, Tırımmah b. Hakim ve Dahhak b. Kays zikredilebilir. Salih b. Müserrah’ın görüşlerini kabul etmeyerek ondan ayrılanlar Racia, Sufriyye’nin tekfir anlayışına daha toleranslı yaklaşanlar da Fazliyye adlı fırkaları oluşturmuşlardır.

Sufriler’e ait günümüze ulaşan herhangi bir eser bilinmemektedir. İlgili kaynakların verdiği bilgilere göre

Sufriyye’nin başlıca görüşleri şunlardır:

1. Kendi mezheplerinden olmayan müslümanlara karşı belirli bir süre savaş açmamak gerekir. Nitekim Şehristani, bu zümrenin savaşa katılmayanları (kaade) -din ve itikad alanında kendilerine paralel bir çizgide bulunmaları halinde- tekfir etmediklerini belirtir (el-Milel, I, 137).

2. Sorgulamadan cezalandırmaya karşı çıkan Sufriyye, hem müşriklerin çocuklarının cehennemlik olmadığını savunmuş hem de onların sorgulamadan öldürülmesini reddetmiştir.

3. Takıyyenin amelde değil ancak sözde caiz olduğunu benimsemişlerdir.

4. Kendileriyle birlikte isyan ettikleri halde savaşa katılmayanları inanç birliğini korumaları şartıyla tekfir etmemişlerdir.

5. Had uygulamasını gerektirici bir suç işleyen ve kendisine zina, sirkat ve kazif gibi fiillerinden dolayı had uygulanan kimse sadece zani, hırsız veya kāzif diye anılır; kafir ve müşrik olarak nitelendirilmez.

6. Şartlara uygun bir imam seçilinceye kadar isyanın esas alınmasını benimsemekle birlikte onlara göre insanların başında mutlaka bir imamın bulunması şart değildir

Özetle

Ziyad b. el-Asfar'a uyanlarin olusturduklari Hariciliğe bağlı mezheptir. Buna Ziya'diyye de denir.

Sufriyye'ye göre kendileriyle birlikte isyan ettikleri halde savasa katIlmayanlar, inançlari kendilerininkine uyuyorsa, tekfir edIlmez. Zina eden recmedilir. Müsriklerin çocuklari cehennemlik degildir. Takiyye, amelde degil, ancak sözde caizdir. Zina, içki ve Iftira gibi dünyada cezayi gerektiren fiilleri isleyenlere kafir ya da müsrik denilemez. Fakat bu dünyada cezasi olmayan namazi terk gibi büyük günahlari isleyenler kafirdir. Birisi seytana uymak, digeri putlara tapinmak olmak üzere Iki çesit sirk vardir. Küfür de, birisi nimeti inkar, digeri Allah'i inkar olmak üzere Iki çesittir. Beraet de Ikiye ayrilir; birisi, sünnet olan, haddi gerektiren fiilleri isleyenlerden uzaklasmak; digeri de farz olan ve Allah'i inkar edenlerden uzaklasmak.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri