Necedat Mezhebi

Necedat Mezhebi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Harici Mezhepleri Yorumlar : 0 Okunma : 5469 Beğen : 0

Necedat, Hanife oğullarından Necdet bin Uveymir'in taraftarı olan Harici fırkasıdır. İmam tayin etmenin şer'i bir gereklilik olmadığı, bir maslahat gereği olduğu görüşündedirler.

Başka hiçbir Harici'nin benimsemediği bir görüşü benimsemişlerdir. Bu görüş "takiye" prensibidir. Buna göre bir Harici kanını korumak ve kendisine düşmanlık yapılmasını önlemek için "cemaatten görünebilir ve açıklamak için uygun bir zamana kadar inancını gizleyebilir.

Tüm haricilerde olduğu gibi, bunlarda bazı ayrıntılar üzerinde ihtilaf ederek bölünmüşler ve liderleri Necdet'e bazı konularda karşı gelmişlerdir.

I. (VII.) yüzyılın sonlarına doğru özellikle Bahreyn ve Yemame bölgelerinde yayılmış Haricî bir fırka.

Necdiyye ismiyle de anılan fırka adını kurucusu Necde b. amir el-Hanefî’den alır (ö. 72/691 [?]). Daha önce Necde ile aynı görüşte olduğu belirtilen Nafi‘ b. Ezrak’ın fikir değiştirerek kendilerinin bulunduğu yere hicret etmeyenleri kafir, muhaliflerinin kadın ve çocuklarını öldürmeyi meşru kabul etmesi üzerine Ebu Füdeyk, Raşid et-Tavîl ve Atıyye b. Esved gibi Haricî ileri gelenleri Nafi‘den ayrılıp Yemame’ye gittiler. Onları Nafi‘e katılmak isteyen Necde başkanlığındaki bir Haricî ordusu karşıladı. Nafi‘in yeni düşünceleri kendilerine anlatıldığında orada hazır bulunanlar Necde b. amir’e biat etti. Böylece Nafi‘in görüşlerini reddeden yeni bir fırka ortaya çıkmış oldu.

66 (685) yılından itibaren Necde’nin liderliğinde yedi sekiz yıl gibi kısa bir süre içinde Bahreyn, Uman, Hadramut, Yemen’in bir bölümü, Taif, Tebale gibi yerleri ele geçiren ve Orta Arabistan’a hakim olan Necedat o günkü şartlarda önemli bir fırka olma özelliğini kazandı. Necde’nin Katîf’i ele geçirmek üzere sevkettiği ordunun başında bulunan oğlu Mutarrah’ın ganimetin paylaşılmasından önce esir kadınları kendisi için ayırması fırka bünyesinde büyük bir ihtilafa sebep oldu. Durum Necde’ye bildirildiğinde oğlunun cahilliği yüzünden hatalı davrandığını ve mazur görülmesi gerektiğini belirtti. Bu hadiseden dolayı bazı müellifler (mesela bk. Şehristanî, I, 122) Necedat’ı aziriyye (özür dileyenler) sıfatıyla zikretmiştir.

Ele geçirdikleri geniş alanlarda düzeni sağlamak isteyen Necedat’ı ilk meşgul eden şey dinde temel esaslarla fer‘î meseleler arasında ayırım yapmak oldu. Necde b. amir’e göre dinin temel esasları Allah’ı ve peygamberleri tanımak, semavî kitapları benimsemek, her müslümanın can ve mal dokunulmazlığını kabul etmektir. Bu hususları bilip tasdik etmeyen kimse kesinlikle mazur görülemez. Bunun yanında helal veya haram olduğu konusunda kati hüküm bulunmayan meselelerde bilgisizlik mazur görülebilir. Böylece Kur’an’ın zahirinin bütün amelî ihtiyaçları karşılayacağı kanaatini taşıyan Ezarika’nın aksine Necedat yaşanan hayatın karmaşıklığını farketmiş, Kur’an esaslarının özel durumlara uygulanmasında ictihada duyulan ihtiyacı kabul etmiştir. Bu noktadan hareketle fırka mensupları aksine bir delil bulunmadıkça ahkam konusunda hatalı olmayı kabullenmiş görünmektedir. Bir başka mesele de hırsızlık, zina ve içki gibi günahlar konusunda zuhur etmiştir. Onlara göre bu tür günahları işleyenlerin mümin toplumun dışına atılması doğru değildir, çünkü bu fiiller onları cehennemlik yapmaz. Ancak küçük de olsa günahta ısrar etmek kişinin zamanla müşrik olmasına ve İslam ümmetinden çıkmasına sebep teşkil edebilir. Günahta direnmeyen kimse suçunun derecesine göre Allah tarafından cezalandırılır. Necde b. amir ve mensuplarına göre söz ve fiilde takıyye caizdir. Bu konuda Ezarika’ya muhalefet eden ve görüşlerini Kur’an’a dayandıran Necedat (al-i İmran 3/28; el-Mü’min 40/28), düşmanları arasında bulunan ve bilindiği takdirde öldürülme ihtimali olan kimsenin gerçek inancını gizlemesine izin vermiş görünmektedir. Kendileriyle hasımları arasındaki savaşa katılmayanları kafir sayan Ezarika’ya muhalefet eden Necedat, Tevbe suresindeki ayete (9/91) dayanarak şartların müsait bulunması halinde cihada katılmayı gerekli saymakla birlikte katılmamanın da caiz olduğunu ileri sürmüştür. Bununla birlikte Necde’nin bu kişileri münafık saydığı konusunda bazı rivayetler de mevcuttur. Necedat’a göre insanlar birbirine karşı iyi davranıp hak ve görevlerine riayet etmeleri halinde kendilerini yönetecek bir devlet başkanına ihtiyaç duyulmaz. Bu durumda yapılacak şey Kur’an’ın emirlerini yerine getirmektir. Ancak bazı hususların yerine getirilmesi bir devlet başkanının yönlendirmesiyle mümkün olacaksa bu takdirde böyle birinin görevlendirilmesi zaruridir.

Necde b. amir’in ölümünden önce Atıyye b. Esved ve taraftarları ondan ayrılarak İran’ın Kirman ve Sicistan vilayetlerinde Ataviyye’yi teşkil etmişler, ölümünden sonra da Raşid et-Tavîl, Ebu Beyhes, Ebu Şemrah, Necde’yi tekfir edip onun katili olan Ebu Füdeyk’e tabi olmuşlardır (Füdeykiyye). Yemame’den uzaklaşıp Basra taraflarına çekilen bir cemaat de Necde’nin düşünceleri ve icraatlarında kesin bir delil olmadan hüküm verilemeyeceğini belirtmiştir. Necedat’ın tali fırkalarının ne zamana kadar devam ettiği hususunda yeterli bilgi bulunmamaktadır



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri