Hanbelilik Fıkhında Sünnet

Hanbelilik Fıkhında Sünnet
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Hanbeli Mezhebi Usulü Yorumlar : 0 Okunma : 795 Beğen : 0

Hanbeliler, Hz. Peygamber’in sünnetini nas olması bakımından Kur’an’dan ayrı düşünmezler. Resul-i Ekrem’den gelen haberleri mütevatir ve ahad olarak iki kısma ayıran Hanbeliler’e göre mütevatir haberin ifade ettiği bilgi üzerinde bütün insanların icmaı şart değildir. Kadi Ebu Ya‘la el-Ferra tevatürle elde edilen bilginin zaruri bir bilgi olduğunu, ancak bunun iktisap ve istidlal cihetinden bilinemeyeceğini söyler (a.g.e., III, 847). Ebü’l-Hattab el-Kelvezani ise tevatürden hasıl olan bilginin de nazari olduğunu ve iki şartı taşımadıkça bizatihi kesin bilgi ifade edemeyeceğini belirtir. Buna göre söz konusu haberi nakledenlerin yalan üzerinde birleşmemeleri ve vakıayı haber verme konusunda ittifak etmeleri şarttır. Tevatürün dışındaki yollarla gelen haberler ise ahad olup bunlarla kesin bilginin meydana gelip gelmeyeceği konusunda İmam Ahmed’den farklı rivayetler nakledilmiştir. Muvaffakuddin İbn Kudame, Hanbeliler’in çoğunluğunun, bilhassa müteahhir alimlerin haber-i ahadın kesin bilgi ifade etmeyeceğini belirttiklerini söylemiştir. Eğer bu tür haberler kesin bilgi ifade etseydi birbiriyle çatışan iki haberin varlığına rastlanmaz ve davalarda tek şahitle hüküm verilirdi (Ravżatü’n-nažır, I, 362-363). Hanbeliler’in özellikle sonraki dönem bilginlerinin haber-i vahid konusundaki bu görüşü, onların haber ve esere verdikleri değer dikkate alındığı zaman mezhep içinde önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Hanbeli usulünde, ravinin fasık bir te’vilci olup kendi fısk ve teviline insanları çağırması halinde onun haberinin kesinlikle kabul edilmeyeceği belirtilmiş, kendi görüşüne davet etmeyen kimsenin haberinin kabulü konusunda ise İmam Ahmed’den iki görüş nakledilmiştir. Ebü’l-Hattab el-Kelvezani, bunlardan te’vilci fasıkın haberinin kabul edileceği görüşünü tercih etmiştir. Onun bu yaklaşımı, Hanbeliler’in ravinin adil olması şartı sebebiyle ileri sürdükleri fasıkın haberinin kabul edilmeyeceğine dair görüşleriyle çelişmekle birlikte (a.g.e., I, 388) onların, Hz. Peygamber’e ait bir haberi te’vilci fasıktan dahi olsa almak ve onu zayi etmemek şeklindeki hassasiyetlerini göstermesi ve ayrıca “fasık te’vilci” diye nitelendirdikleri insanlara karşı bir yumuşamayı göstermesi itibariyle mezhep usulünün gelişmesi açısından faydalı bulunabilir.

Sahabilerin adil olduklarına dair görüşlerinin bir sonucu olarak Hanbeli usulcüleri onların mürsellerini tereddütsüz kabul ederler; sahabilerin dışındakilerin mürsellerini kabul konusunda ise mezhepte iki görüş bulunmaktadır. Kabul taraftarları, mürsel sahibi kişinin sika olması halinde kendisinin de hadisi adil bir kişiden almış olacağını ve bunun hangi devirde olursa olsun farketmeyeceğini, burada asıl problemi irsali yapan kişinin güvenilir olup olmadığının teşkil ettiğini söylemişlerdir. Karşı çıkanlar ise Hz. Peygamber’in ilk üç asırdaki nesli methettiğini ve onların durumunun kendilerinden sonra gelenlerden daha kuvvetli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Öte yandan Hanbeliler kıyasa muhalif olan haber-i vahidleri delil olarak kabul etmişlerdir (Ebu Ya‘la, el-ǾUdde fi uśuli’l-fıķh, III, 888, 906-917).

Başta Ahmed b. Hanbel olmak üzere Hanbeliler’in çoğunluğu özellikle faziletler konusunda zayıf hadisle amel edilebileceği kanaatindedir. Burada İmam Ahmed’in “zayıf” teriminden maksadı hadisçilerin kullandığı “zayıf”tır. Çünkü hadisçiler bazan fakihlerin zayıf olarak algılamadıkları irsal, tedlis gibi yollarla gelen hadisleri zayıf olarak telakki ederler. Bu sebeple söz konusu hadislerle amel edilebilmesinden maksat fıkıhçıların metodu üzere amel edilmesidir. Ahmed b. Hanbel, hadis ilmi bakımından zayıf olmalarına rağmen Amr b. Merzuk ve İshak b. Ebu İsrail gibi kişilerden hadis rivayet etmiştir. Ayrıca tedlisi çirkin ve ayıp görmekle beraber bunu böyle bir haberi kabul için engel saymaz. Öte yandan İmam Ahmed’in sadece ibret için ve diğer sahih hadislerle birlikte delil olarak kullanılmak üzere bu tür haberleri yazdığı da ileri sürülmüştür (a.g.e., III, 938, 941-943, 954-957).



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri