Teozofi Cemiyeti

Teozofi Cemiyeti
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Bağımsız Tarikat ve Kültler Yorumlar : 0 Okunma : 11008 Beğen : 0

Teozofi Cemiyeti, 1875 yılında New York’ta Helena Petrovna Blavatksy, Henry Steel Olcott, William Quan Judge ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Başlangıçtaki amacı medyumluk olgusu üzerine çalışmaktı. Teozofi, “kutsal hikmet” anlamına gelmektedir ve daha önce ezoterik ve okült yazarlar tarafından kullanılmış bir terimdir.

Kuruluştan birkaç yıl sonra Blavatsky ve Olcott Hindistan’a taşınmış ve Madras eyaletinin Adyar şehrinde uluslararası merkezlerini kurmuşlardır. Hindistan’da doğu dinlerini de araştırma fırsatı bulmuşlardır. Cemiyetin ilgi çekmesinin nedenlerinden biri Büyük Beyaz Kardeşlik’in üstadlarından aldığı iddia edilen psişik destekti.

1889 yılında Helena Blavatsky cemiyetin ilkelerini şöyle kaleme almıştı:

Irk, renk ve inanç ayrımı yapmadan Evrensel İnsani Kardeşliğin nüvesini oluşturmak.
Aryan ve diğer kutsal metinleri, dünya dinlerini ve bilimlerini etüdü teşvik etmek; özellikle Brahmanizm, Budizm ve Zerdüştçülük gibi antik Asya edebiyatına ağırlık vermek.
Doğanın saklı gizemlerini mümkün olan her şekilde araştırmak, özellikle insandaki gizli psişik ve ruhsal kuvvetleri ortaya çıkarmak.
Teozofistler, teozofinin kökenini bütün kültürlerde varolan spiritüel bilgi arayışı olduğunu söylemektedirler. Bu arayış Hindistan’da kesintisiz bir şekilde varolmuştur, ama aynı zamanda antik Yunan’da da mevcuttur. Buna göre, Eflatun (öl. M.Ö. 347), Plotinus (öl. 270), neo-Eflatuncular ve Jakob Boehme (1575-1624) de bu geleneğin esaslı temsilcilerindendir.

Helena Petrovna Blavatksy, ya da kısaca Madam Balavatsky, pek çok ruhsal ve psişik güce sahip olduğunu iddia ediyordu. İlk önemli kitabı Örtüsü Kaldırılan Isis (Isis Unveiled) idi. İkinci kitabı Gizli Doktrin, iddia ettiğine göre kendisine Mahatmalar tarafından gösterilen Atlantis öncesi döneme ait Dzyan Kitabı’na dayanıyordu. Çok üstün insanlar tarafından Blavatsky’ye yazdırıldığı söylenen bu kitaplar, Mahatma Mektupları ile birlikte teozofinin başlıca dayanağını oluşturuyordu.

Blavatsky’nin 1891 yılında ölümünü takiben Teozofik cemiyet fırkalara bölündü. Adyar’daki cemiyetin başına Annie Besant geçti. Cemiyetin Amerika’daki kolu ise William Quan Judge’ın kontrolü altında kaldı. Amerika’daki merkez, New York’tan Point Loma, Covina’ya taşındı. Ünlü kurgu yazarı Talbot Mundy, Point Loma grubunun müdavimlerindendi. Grubun başına Mart 2006’da Randell C. Grubb geçmiştir.

Bir başka teozofik cemiyet 1909 yılında Robert Crosbie tarafından kurulan Birleşik Teozofistler Locası idi. Rudolf Steiner, Adyar Teozofi Cemiyetinin Almanya’da başarılı bir uzantısını oluşturdu. Fakat o daha çok Avrupa Hristiyan ve bilimsel geleneğinin etkisi altındaydı. Bu yüzden de doğu dinlerine ağırlık veren Annie Besant ile arası açıldı. Bu süreç sonunda Antropozofik Cemiyeti kurarak bağlarını kopardı. Almanya’daki teozofistlerin çoğu Steiner’in yeni cemiyetine geçtiler.

Teozofist fikirler üzerine kurulmuş diğer cemiyetler arasında Palmers Yeşil Locası, Lucis Trust, Share International ve Agni Yoga gibileri sayılabilir.

Gücünün doruğunda olduğu 1900’lü yılların başında Adyar Teozofik Cemiyetinin Amerika’da 7000 üyesi vardı. Hindistan’da ise sayıları 20.000’e ulaşmıştı. Şu an bile 10.000’e yakın üyesi bulunmaktadır.

Teozofistler Hindistan bağımsızlık hareketi ile yakın ilişki içindeydiler. Hindu Milli Kongresi bir Teozofi konferansı sırasında kurulmuştu ve başta Mahatma Gandi olmak üzere pek çok lideri teozofi ile bağlantılıydı.

Teozofi geleneği bugün Yeni Çağ akımı olarak bilinen akımın da temelini oluşturmuştur. Ruth Crawford-Seeger, Dane Rudhyar ve Alexander Scriabin gibi besteciler teozofisttiler. Bunun yanında Avrupa’dan Franz Kafka, William Butler Yeats, Owen Barfield, T.S. Eliot ve Amerika’dan Robert Duncan, Marsden Hartley, Wallace Stevens, Arthur Dove ve James Jones teozofik fikirlerden etkilenen yazarlar arasındaydı.

TEOZOFİ'NİN EN MEŞHUR KAVRAMLARI

Akaşa
Akaşik kayıtlar
Astral beden
Astral plan
Astral seyahat‎
Atman
Aura
Aura renkleri
Aurik yumurta
Atlantis
Buddha‎
Büyük Beyaz Loca
Çakralar
Devalar
Dharma‎
Dhyan-Chohan’lar

Düşünce formu
Dzyan Kitabı
Elemantaller
Ether (esîr)
Gezegensel zincir
Grup ruhu
Hint Teozofisi
Hiperborea
Hiyerarşi
Kali-Yuga
Kanal kurma
Karma yasası
Karmik plan
Karmik tortulardan arındırılma
Kozal beden
Kozal plan

Krişna
Lemurya (Mu kıtası)
Maitreya
Mantal beden
Mantal plan
Manu‎
Manvantara‎
Nirvana
Şambala (Agarta)‎
Tezahür etmemiş alem
Üçüncü göz
Vizyon
Yedi ışın
Yedi kök soy
Yükseliş yayı

Teozofi başarısınının önemli bir kısmı da kuşkusuz alıntı yaptığı kaynakların çokluğudur.

HPB'nin çocukluğu Ukrayna'da geçer. Çevresindekilerin ani ölümü ve karşı konmaz telkin yeteneğine ekle­nen medyum güçleri dikkat çeker. On altı yaşında iken yetmiş yaşında bir generalle evlendirilir. Yaşlı subayı birkaç ay sonra terk eden HPB dünyayı gez­meye başlar. Kendi hatıralarına göre; Mı­sır'daki İsis gibi bazı büyük ezoterik ritlere inisiye olur. Dünyanın ancak di­şi ve Doğu kültlerinin karakterini oluş­turan barışçı kutup tarafından kurtarılabileceği inancını burada edinir. Pa­ris'te, ünlü spiritizmacı Allan Kardec ile tanışır. Birleşik Devletlerde vudu ayinlerine katılır. Ama en önemi ve en tartışmalı seyahati; Tantrik Budizmin gizemlerine inisiye olduğunu iddia ettiği Çin seyahatidir.

Çin'e, Tibet'e, ve Hindistan'a gittiğini kanıtlaması istediğinde sadece bilgi birirkimini kanıt gösteren HPB, Helena Petrovna 1850 yılında, gelecekle ilgili gördükleriyle ve medyum yete­nekleriyle bütün dünyada ün kazanır.

“Görünmez üstün varlıklar iddiası"

1873 yılında Amerika'nın New York eyaletinde Albay Henry Steel Olcott ile buluşur ve birlikte Teozofi Cemiyeti'ni (Theosophical Society) kuracak macerayı başlatırlar.

HPB gizemli şekilde ceplerinden çıkan ve "görünmez üstün varlıklar” tarafından bırakıldığına inandı(rdı)ğı mektuplar göstermektedir çevresindekilere. Gizli tarikat müritlerinden pek farkı yoktur çervresindekilerin.

Sonra ikili başka cemiyetlerle temas kurma yolları arar. Bu esnada ünlü gizli örgüt Altın Şafak Cemiyeti ile de temas kurmayı denerler. Sonra da ayrı bir örgüt kurmaya karar verirler. Mısır gizemleri tutkunu Felt ve Kabalacı Seth Pencost ile birlikte 1875 yılında Teozofi Cemimiyetini kurarlar.

Teozofların amblemi gizli birlik arayışını sembolize etmektedir. Süleyman'ın mührüne ebedi yaşam simgesi olan Mısır Haçı eklenmiştir. Kendi kuyruğunu yiyen döngülerin devamlılığını sembolize eden iki başlı yılanın ortasındadır. Ek olarak tepesinde, Naziler tarafından benimsenmeden önce Doğu güneşinin sembolü olan svatiska bulunmaktadır.

Cemiyet, Dinsel metinlerdeki bilgileri, ezoterik ve felsefi bilgilerle harmanlanlayarak "bağdaştır­macı" bir bakış açısı sunarlar.

1878’de Hindistan’a giden Blavatsky, 1879’da The Theosophist dergisini çıkamaya başlar ve cemiyetinin resmî ikametgâhını 1883’te Madras yakınlarındaki Adyar’a nakleder. Bu hareketin büyük bir hoşgörü anlayışı barın­dırdığını düşünen ülke sakinleri olumlu karşılar. Blavatsky 1885’te Avrupa'ya döner.

ŞEYTAN, “IŞIĞIN TAŞIYICISI” OLARAK SUNULUR

Helena Petrovna Blavatsky, "görünmeyen ustaları" tarafından yazdırıldığı iddia ettiği kitabıyla ününe ün katmıştır. Helena Petrovna Blavatsky’nin (1877’de çıkan Isis Unveiledi takip eden) 1988 tarihli The Secret Doctrine kitabı yaygın olarak teozoflar için başvuru kaynağı teşkil etmesine rağ­men, tüm bu külliyatı tanımlayan genel terim olan “teozofizm” terimi tam anlamıyla bir “öğreti” önermez.

H. P. Blavatsky'nin Gizli Doktrin (La Doctrine secrete), ki­tabında Şeytan bir kurtancı olarak sunulmakta, "ışığın taşıyıcısı" an­lamına gelen Lüsifer olarak lanse edilmektedir. Şeytan'ı, Yaratılışın yılanını gerçek ya­ratıcı ve velinimet, Ruhlar âleminin babası. olarak gösteren kitapta; "Yaratıcı (Yehova) tarafından yaratılan iradesiz varlığın gözlerini açan, Işığın elçisi, parlayan ve ışık saçan Lüsifer olmuştur. Yasak Meyve'yi yediğiniz gün, iyiyi ve kötüyü bilen ve bel­ki de Kurtarıcı gibi ışığı görmüş olan Elcoilim gibi olacaksınız, diye mırıldanan da ilk Lusifer olmuştur" fikrine yer verilmektedir.

Budizm, masonluk ve Satanizm karışımı

Başlangıçta masonlukla mesaefeli gibi görünse de masonluktan alındığına şüphe olmayan seviyeler sistemi cemiyet üyeleri tarafından benimsemiştir. Öte yandan ilk katılımcıların çoğu da masonlardır.

HPB geliştirilen teozofi doktrini Hİnduizm ve üç tek tanrılı dini birleştirmeyi esas alır. "Gerçeğin üzerinde bir din yoktur" ilkesi ile hareket eder.

Kademeli olarak gelişme göstererek sürekli evrimi savunan reenkamasyon döşüncesini savunmakta ve üyelerine, madde zincirlerinden kurtulmalarına olanak sağlayacak gnos’un unsur­larını öğretmeyi vaat etmektedir.

Bu bağlamda, HPB'nin pek değer vermedi­ği Ortodoks Hıristiyanlık'la çok uyum­lu değildir. HPB daha çok, bilgiyi geti­ren "kurtarıcı" olarak sunduğu Lüsifer figürüne övgüler düzmektedir. Petrovna bu bilgiye, dünyanın en eski elyaz­ması, Livre de Dzyan’a ulaşma olanağı sağlanarak kavuşturulduğunu ifade et­miştir.

1888 yılında, en önemli eseri olan Doctrine Secrete’te (Gizli Doktrin) bu tezlerinin tamamını yayınlamıştır.

Yeni bir ruhaniliğin çevresindeki çatışmalar

Olcott ve Petrovna'nın kurduğu cemiyet refah içinde yoluna devam ederken 1882 yılında Hindistan;a gittiklerince bugün hâlâ Teozofi Cemiyetinin mer­kezi olan Madras yakınlarındaki Adyar Sarayını satın alırlar.

Bununla birlikte. HFB'nin son senelerinde dürüstlüğü ve yete­neği tartışma konusu olur ve ardarda skandallarla sarsılır.Ünlü spiritzmacı Daniel Dunglas Home yeteneklerine şiddetle karşı çıkar .

HPB; 1892 yılında ölmeden önce ha­lefini Annıe Besant (1847-1933) olarak belirler.

Radikal ateist iken Doctrine Secrete’ı oku­yarak teozofizmi seçen Annie Besant, 1891 yı­lında İnsan Hakları Karma Mason Locasına inisiye olmuş, Adyar'da Teozofi Cemiyetiyle paralel çalışan Rising Sun locasını kurmuştur.

1875’te New York’ta Helena Petrovna Blavatsky, Henry Steel Olcott ve William Quan Judge’ın girişimleriyle oluşturulan ve görünür masonik yönü bulunmayan Te­ozofi Cemiyeti bu tarihten itibaren masonik örgütler arasına adım atar ve değişik kollara ayrılır.

Teozofi Cemiyeti; Annie Besant ile birlikte daha bariz şekilde doğuya yönelir.

Annie Besant, koruması altına alıp evlat edindiği Hintli genç Krishnamurti'nin, uzun zamandır beklenen "Dünyanın eğitmeni" ve geçmiş­teki bütün büyük inisiyelerin reenkarnasyonu olduğunu iddia eder. Krishnamurti ise kendisine oynatılmak istenen koruyucu rolünü reddeder. Ve cemiyette sarsıntılar büyür...

Yeni yö­netime karşı çıkan müritlerin sayısı hızla artar ki; bunların ara­sında, Teozofi Cemiyetinin Almanya kolundan sorumlu Rudolf Steiner de vardır. Rudolf Steiner; Besant'ın Hıristiyanlık'tan giderek da­ha çok uzaklaştığını söyleyerek, 1915 yılında cemiyetle yollarını ayırır ve Antropozofi Cemiyetini kurar.

Feminen ezoterizmin önemli isimlerinden Anna Bonus Kingsford da, bir­kaç yıl sonra, Teozofi Ce­miyetini terk ederek, Hıristiyanlığın öne çıktığı Hermetic Society’yi kurar.

Ancak Steiner ve onunla aynı ayardaki Anna Kingsford gibi şahsiyeder kendi cemiyetlerini kurarken farklı bir biçimdlere olsa da ana cemiyetlerinin öğre­tilerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunurlar. Cemiyetin çeşitli şubelerinin aynı tipte farklı topluluklarla kurdukları pek çok temas ikinci etkeni teşkil eder. Paris’te toplanan, 1889 Uluslararası Tin ve Tinselcilik Kongresi ve 1908 Masonluk ve Tinsellik Kongresi; bu eğilim ve görüşlerin bulunduğu kavşakları göstermek açısından önemlidir.

Cemiyette yaşanan anlaşmazlıklar tuhaf bir biçimde kurucularımn tezlerini zayıflatamamış, yönetimi ele geçirenler, özellikle de Steiner ya da Kingsford gi­bilerin kalemiyle bu tezleri yaymaya devam etmiştir.

Ayrıca, HPB müritleri­nin belli bir kısmı başka gizli örgütlere üyedir ve teozofik doktrini bu örgütlere de taşımıştır. Bu bağlamda, Uluslararası Spritizmacılar ve Spiritizma Derneği ve Kongresi ya da yine, Masonik ve Spritizmacı Kongreyle önemli bağlar kurul­muştur. Petrovna'nın yaklaşımı ve öğre­tisi çok sayıda insanı etkilemiştir.

Res­sam Kandinsky ve Mondrian, Fransız yazar Edouard Schure, sanayici Henry Ford ve bilimadamı Thomas Edison ör­nek verilebilir.

Teozofik bağdaştırmacılık yakın zamanlarda, new age dalgasıyla hare­kete geçmiştir.

TEOZOFİNİN SON SERÜVENİ; NEW AGE....

Karşı-kültür dalgasının yayıldığı 1960'lı yılların sonunda California’da, New Age (Yeni Çağ) akımlar ortaya çıkmaya başladı. Teozofik ve antropozofik düşüncelerden esinlenen bu hareket, nihilist bulduğu cemiyeti reddetti ve insanlık için tek geleceğin ruhani bir devrim yaşanmasında olduğu tezini ortaya attı.

Jean Fronçis Signier editörlüğünde hazırlanan, Gizli Örgütler sözlüğüne göre; Apokaliptik düşüncenin yeni sürgünü olarak görünen bu yeni altın çağ olasığı inancı, kaynağını açıkça teozofik akımdan alıyordu. Onun gibi New Age hareketi de Doğu ve Batıdan gelen çok ayrı unsurların birleştirilmesini içeriyordu: Yoga, psikanaliz, sufilik ya da yine Budizm.... Bunların tamamı Kanadalı Marshall McLuhan"dan alınmış bir "global köy" kavramına gönderme niteliğindeki Nev age hareketinin ezoterizmi tartışılmazdı...

Dünyanın 20. yüzyılda girmesi gerektiği tahmin edilen "Kova burcu çağı” özgürleşme, barış ve aşkın eşanlamlısıydı. Bu düşünceler bu hareketle doğdu ve yaygınlaştı. Bugün, new age düşünceler de düzenli olarak, başlangıçtaki amaçlarına fazla uygun olmayan şekilde kazanç amaçlı kullanıldığı için suçlanmaktadır.

Bu akımların arasında kaynayan Teozofi Cemiyeti başlangıçtaki tezinin bir kısmını terk etmek zorunda kalmıştır. Ancak gizem meraklılarının kesişme yeri olmayı sürdürmüştür:

Günümüzde üç hede­fi olduğunu beyan etmektedir:

1- Evrensel Kardeşlik için bir çekirdek oluşturmak

2- Dinler üzerine karşılaştırmalı bir çalışmayı ce­saretlendirmek

3- Doğanın açıklan­mamış kurallarını ve însanün gizli güçlerini incelemek



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

İlgili Sayfalar

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Dünya Dinleri